Akademiye doğru ilerleyişin esnasında Amegakure'nin hâlâ rutinini koruduğunu görüyorsun. Yıllardır süren teyakkuz hali resmen insanların içine işlemiş ve hayatın doğal bir parçası olmuş durumda. Hayat akmakta, ancak akarken de bir çok kayaya çarpmakta.
Fakat aynı yağmurun nehir olup yolunu bulması gibi Amegakure'de hayat da kendi yolunu buluyor.
Akademi'ye yaklaştığında ekipman tentesini seçiyorsun bahçedeki. Bu tente kare bir çadır gibi. Etrafı ise kimisi boş, kimisi dolu kutularla çevrili. Kutuların içerisinde kunai, boş çantalar, shuriken paketleri ve yenilenmiş veya taze üretilmiş flak setler mevcut. Yağmur altında kalmamaları için de tentenin etrafına branda gerilmiş.
Bir grup shinobinin ekipmanlarını yenilediğini görüyorsun. Özellikle cübbeli bir tanesi kırık ve üzeri kanlı bir kaç shuriken ve kunaiyi masaya bırakıyor. Yırtılmış bir çantayı da oradaki bir masaya bırakıyor. Masadaki görevli ekipmanları bir kutuya istifliyor bir yandan. Eleman hafif yaralı gibi, ancak hastanelik de değil.
Bu ekipmanlar daha sonra temizlenip, tamir edilip tekrar dolaşıma girecek. Amegakure'de hiç bir şey israf edilmiyor. Aynı nehirden akan su gibi, buharlaşıp tekrar yağmur olacak ve düşmanlarınıza yağacaklar.
Akademi'ye adımını atıyorsun vakit kaybetmeden. Etrafta koşuşturan Genin'leri görüyorsun. Ancak asıl dikkatini çeken şey, ortama girdiğinden beni seni kaplayan heyecan, merak ve ... gurur? Evet, gurur oluyor.
Yürürken çevrene hızlıca bir göz gezdirdiğinde bazı görevlilerin sana imrenerek baktığını seçiyorsun. Aralarında fısıldaşıyorlar sana bakarak.
"Riaru'ya kafa tutanlardan...",
"Evet, Haiki-sama'yı onlar kurtarmış...",
"Damla üyesi mi acaba? Yok, değildir herhalde..." gibi fısıltılar kulağına geliyor.
Genç bir elemana gözün takıldığında inanılmaz bir sevgi ve çekim suratına vuruyor. Resmen saçlarını havalandıracak kadar kuvvetli olan bu hissin kaynağı olan kısa siyah saçlı genç, senden bir kaç yaş ufak olmalı. Masum gözlerle sana bakmakta. Chuunin olduğu belli, kucağındaki bir kaç kitap da burada eğitmen olduğunu anlatıyor sana. Sen yanından geçerken ismini fısıldıyor.
Akademi'deki genelde Genin'lerin görevlerini aldığı odaya ilerliyorsun. Buraya geri gelmek sende garip bir nostalji yaratıyor. İçeri girip kapıyı kapattığında ise dışarıdan gelen bütün duygu kırıntıları yok oluyor ve odağını tekrar toparlıyorsun.
Camın kenarına yaslanmış ve ellerini önünde birleştirmiş Kanna, dışarıyı izlemekte.
"Hoş geldin Akemi-san. Buyur." diyor ve seni ön sıralardan birine davet ediyor.
Off Topic
Karakterin Nam seviyesi Silüet'e çıkmıştır.
Hatırlatma: Normal şartlarda bu 10PP harcayınca olan bir olay (şu an karakter 8PP harcamış görünüyor), ancak yaşanan kurgusal olaylar karakterin tanınırlığını arttırmış bulunmakta. Bu konudan sonra harcanacak bir 10pp daha seni bir sonraki Nam seviyesine atacak.