[Susumu & Teki] Savaş Sisinin Gizledikleri

Yağmur Ülkesi'nin en güneyindeki, Tanigakure kontrolündeki askeri bölge.
User avatar
Kasumikage Teki
Kusagakure
Kusagakure
Posts: 422
Joined: October 22nd, 2018, 2:54 am
Künye:

Re: [Susumu & Teki] Savaş Sisinin Gizledikleri

Post by Kasumikage Teki » November 18th, 2025, 10:24 pm

Konumlandıkları yerden çadırların olduğu doğru alana bakıyordu Teki. Öğrencileri yanında ve hepsi güvendeydi. Haruka'nın yaşadığı şok biraz etkisini gidermeye başlamış olacak ki bakışları çok daha sakindi kızın. İçini biraz rahatlatmıştı bu durum Teki'nin. Öte yandan Seito'nun yüzündeki düşük ifade canını yakıyordu. "Pşşt! Seito!" diye fısıldamıştı öğrencisine. Mavi saçlı çocuğun ilgisini kendine çektiğinden emin olduktan sonra "Görevi başarıp kampa döndüğümüzde Haru-san'lara beraber poz keseriz. Neşelen." demişti sakince ama yüzüne yerleştirdiği geniş gülümseme ile.

Çadırların olduğu bölgeyi bir süredir izliyordu artık takım. Ortada, diğerlerine kıyasla daha büyük olan çadırın önünde dikilen iki kişi dışında hiç hareket yoktu bölgede. "Sanırım hedefimiz orası..." Susumu'dan cevap alamamış olması biraz aklını kurcalıyordu. Başına bir şey gelmiş olabilir miydi? Pek ihtimal vermiyordu bu duruma Teki. Susumu'nun bu kadar kısa sürede yakalanmış olacağını düşünemiyordu. Veya belki de içten içe umuyordu bunu. Fakat dikkatinin dağılmasına da izin vermeyecekti. Susumu'dan cevap alamasa bile görevin kendini ilgilendiren kısmına odaklanacak ve gerekirse önce burayı tamamlayacak, ardından ona yardımcı olacaktı.

"Susumu-san, meydana vardık. Harekete geçiyorum. Çocuklar iletişime devam edecektir."

Tek tek tüm öğrencilerine bakmıştı ilk olarak. Hepsinin dikkatinin üzerinde olduğundan emin olduğunda ise yavaş yavaş planını dile getirmeye başlamıştı. "Şimdiiii... Buradan itibaren tek devam edeceğim." cümlesi bittiği gibi işaret parmağını konuşmaya başlamak üzere olan Seito'ya doğru çevirmiş ve lafa girmek üzere olan öğrencisini durdurmuştu "Siz benim koruyucularım olacaksınız. Kalabalığız... Çadırların arasında çevremiz sarılabilir. Bu yüzden siz burada kalacak ve bana gördüklerinizi anlatacaksınız." Haruka'ya dönmüştü. "Çadırlardan birisi mi çıktı?" Birden Miyacho'ya çevirmişti bakışlarını. "Arkamdan biri mi geliyor?" Son olarak Seito'ya bakmıştı hızlıca. "Ölmek üzere miyim??" Tekrar çadırların olduğu meydanı izlemeye başlamıştı. "Hepsinden beni haberdar edeceksiniz." Takımca oraya gitmenin işleri zorlaştırabileceğini düşünüyordu Teki. Bu yüzden takımından tam yararlanabilmek için onları arkadan destek olarak konumlandıracaktı. Çadırların arasında her şeyi kontrol edebilecek kadar dikkatli olamayacağını biliyordu. Bu yüzden sadece kendi gözlerini değil, takımının da gözlerini kullanacaktı. "Ben içeride sessiz sessiz ilerlerken siz bana benim göremeyeceğim yerler hakkında bilgi vereceksiniz. Nerede hareket var? Büyük çadırın önündekiler ne yapıyor? Çevrede başkaları var mı? Bu iki adamı büyük çadırın önünden nasıl uzaklaştırabilirim?" Son sorusunu ortaya yem olarak atmıştı. Cevabı kendisi biliyordu fakat öğrencilerinin bu durumda ne düşüneceğini de merak ediyordu Teki.

Ters durduğu tavandan aşağıya doğru kendini bırakırken Otonaku no Jutsu'yu aktif etmişti bir kez daha. "Size güveniyorum çocuklar. Telsizden haberleşiriz." dedikten sonra öğrencilerinin cevap vermesi için bir kaç saniye bekleyecek ve sessiz adımlarla bulunduğu evin dışına çıkacaktı. Çadırların arasına doğru adımlarına devam ederken gözleri çevresinde, kulakları ise öğrencilerinden gelecek bilgiler de olacaktı. Ortadaki adımlara doğru yaklaşabileceği kadar yaklaşmaya çalışacaktı.
Image
► Show Spoiler
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 2928
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Susumu & Teki] Savaş Sisinin Gizledikleri

Post by GM - Naruto » November 26th, 2025, 5:19 pm

Susumu: Büyük bir risk alıp etrafı inceliyorsun. Göz ucuyla saklandığın yerden yola doğru baktığında yakınında kimsenin olmadığını fark ediyorsun. Derin bir nefes veriyorsun ve sokağa yaklaşarak olayları olabildiğince gizlenerek izlemeye devam ediyorsun. Göz göze geldiğini düşündüğün eleman yerini terk etmemiş, kargaşa ile ilgilenmekte.

Maymunlara yürüyen birini seçiyorsun. Uzun pardisülü bir eleman bu, uzun arkada toplanmış siyah saçlarını görebiliyorsun burdan suratından ziyade. Kavga eden iki koca maymunun arasına giriyor, ellerini ortada birleştiriyor ve dışarıya doğru saniyelik bir kasırga veriyor. O noktada iki maymunun da dengesi kayboluyor ve ayrılıyorlar. Hikari sağında, Hiyaki ise solunda kalıyor adamın. Maymunlar birbirlerine bakıyorlar önce, ardından adamın üstüne zıplıyorlar hep beraber. Eleman ise ondan beklenmeyecek bir çeviklik ile iki maymunun da saldırısını geriye doğru seri adımlayarak savuşturuyor. İki maymun da birbirine çarpıyor bunu beklemedikleri için, o esnada eleman sert bir sesle bağırıyor; "Kazekiri!" Ellerini hala önünde birleştirdiğini tahmin edebiliyorsun.

Birden, Hikari ve Hiyaki'nin üzerlerinde bir kaç derin kesi beliriyor ve etrafa kan sıçrıyor!

İkisi de acı çığlığı atıyorlar ve sağa, sola sendeliyorlar. Maymunlar kendine gelmeden diğer elemanlar üzerlerine çullanıyorlar duvarlardan atlayıp. Hemen hemen hepsinin elinde ipler var. Maymunlar acının etkisini atlatmadan ellerini ve kollarını bağlamaya, üstlerine yatmaya çalışıyorlar.

Burada dikkatini çeken şey şu oluyor, toplamda maymunların üzerlerine atlayan kişi sayısı 3-4 falan. Hiyaki ve Hikari bunları hallaç pamuğu gibi sağa sola fırlatır yollarına devam ederler, ancak hareketlendiklerinde sanki çok ağırlarmış gibi bir tepki verdiklerini görüyorsun. O noktada da şunu fark ediyorsun, elemanların ellerindeki ipler sarıldıkları yerde büyüyüp, taşlaşıp ağırlaşıyorlar.

Bir kaç saniye sonra Hikari ve Hiyaki sanki bir heyelan altında kalmışçasına zapt edilmiş oluyorlar. Gür sesli, pardisülü eleman "Neyse, iyi bir antrenman oldu operasyon öncesi." diyor. kabaca 10 kişilik shinobi ekibi kendi arasında bir pozitif bağırış yükseltiyor.





Teki: Takımına yönergelerini iletiyorsun. Hepsi seni dinliyor ve onlara teker teker görevlerini iletirken başlarını sallıyorlar. Sen ise, ekibin etrafta saklanıp seni de göz önünde bulunduracak yerlere gizlenmelerini bekliyorsun bir kaç saniye, ardından aktif ettiğin tekniğinin verdiği sessizlik ile yürümeye başlıyorsun gizlenerek çadırlar arasında.

Etrafı incelediğinde, çadırların içerisinde yer yatakları ve bazı kişisel eşyaları görüyorsun. Onun ötesinde ekstra bir şey dikkatini çekmiyor. Usul usul yaklaşıyorsun merkezdeki çadıra doğru. Etrafta varolan kutuların yanından geçerken içlerine baktığında shuriken, kunai gibi temel shinobi ekipmanları ve flak set gibi zırhlar seçiyorsun. Patlayıcı parşömen hariç olarak hemen hemen her türlü basit alet var etraftaki kutularda. Muhtemelen 10-15 kişilik bir gruba yedecek kadar gibi görünüyor yedekleriyle beraber. Patlayıcı parşömenler muhtemelen ayrı bi yerde, daha korunaklı bir kutuda tutuluyor olmalı. Standart prosedür.

Ana çadıra epey yaklaşıyorsun. İki erkek shinobi aralarında muhabbet etmekteler. Sen ise hemen büyük çadırın yanındaki daha ufak ayrı bir çadırın yanında konumlanmış durumdasın. Elemanların aralarındaki muhabbet epey sıradan, havadan sudan şeyler. Birisinin kız kardeşi hastalanmış, epey ağır bir grip geçiriyormuş. Diğeri de salgın var herhalde, diye bir yorum yapıyor ve muhabbet öyle ilerliyor.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Kitamura Susumu
Kusagakure
Kusagakure
Posts: 317
Joined: August 31st, 2018, 1:49 am
Location: Kusagakure Güvenlik Hattı
Künye:

Re: [Susumu & Teki] Savaş Sisinin Gizledikleri

Post by Kitamura Susumu » November 27th, 2025, 10:20 pm

Tekrar izleme kararını alırken zaman benim için birden aşırı derecede yavaşlamış ve kafamı uzatmam adeta 39 günümü almıştı. Gergin hissediyordum, evet. Sırtımdaki gömleğin attığım soğuk terler neticesinde yapış yapış olmaya başladığını da. Dizlerim, kollarım bir miktar titriyorlardı sanki. Fark edilmediğim halde tonla adrenalin basmıştı vücudum biraz erken davranıp. Özlemiş miydim böyle görevleri? Bir insan tehlikeyi hem sevip hem nefret edebilir miydi? Bazen duygularımın bu kadar ikili olmasına çok şaşırıyordum.

Hikari'lerin kolay kolay devrilmeyeceklerini kendimden emin bir şekilde aklımdan geçireli daha bir dakika bile olmamıştı. Fakat kimi övsem cenazesi ertesi gün kalktığı için Hikari'lerin de birden alt edilmeleri beni hiç şaşırtmadı. Olan biteni izlerken dizlerimin titremesi geçmiş, onun yerine bu sefer de elimi ağzıma götürüp tırnaklarımı kemirmeye başlamıştım. Her şey hızlı ve aşırı koordine bir şekilde gerçekleşiyordu. Bizim maymun kafalar da alt edilmeden önce ufak bir koordinasyon göstermek isteseler de aralarına giren pardösülü lavuk bu iş birliklerini yok etmiş, çatılardaki ninjaların hızlıca onları yakalayabilmeleri için orta açmıştı. Hikari'de, ve hatta Hiyaki'de açılan her bir kesik bana kanayan bir yeni tırnak olarak dönse de yerimden ayrılmamış, içim sızlar bir şekilde izlemeye devam etmiştim olan biteni.

Çatılardan atlayanlar halatlar eşliğinde zaptetmeye çalışmıştı maymunları. Ben ise tırnaklarımı artık rahat bırakmış, elimi yumruk yaparak içimden tezahürat geçirmeye başlamıştım Hikari için. "Hadi oğlum, fırlat şunları!" diye Hikari'ye ulaşmayan bir takım gazlamalar yapsam da maymunlar hiçbir irade gösterememiş, bok çuvalı gibi yere yapışmış, iyice hareketsizleşmişti. Etraflarına sarılan halatlar gitgide daha da taşlaşırken liderleri olan lavuk tüm bu olan biteni sonlandırarak bana farkında olmadığı buruk ancak rahat bir nefes aldırmıştı. Tamam, daha fazla uğraşmayacaklardı. Hikari'yi istediğim zaman geri göndererek oradan kurtarabilirdim artık. Sadece... Sadece biraz daha sabretmesi gerekecekti. Değil şişe şişe içki, Funahashi'deki o sevdiğimiz garip ve tekinsiz Izakaya'yı komple tapusuyla teslim etsem, gözümde yine borcu ödenmezdi artık.

Halatları incelerken "Doton...?" diye aklımdan geçirdim. İzlediğim köşede tekrar geri çekilirkenki bu kısa sürede ise tonla fikir aklımda yarışmaya başladı. Sırf bu tekniği çalışmak için özellikle Doton kullanıcısı ninjaları toplamış olabilirler miydi? Eğer böyleyse, özellikle birilerini zaptetmek zorunda kalacakları bir durum mu ön görüyorlardı da spesifik olarak bu senaryoyu çalışmışlardı? Belki de çakra doğalarıyla hiçbir alakası yoktu ve her birinde sadece özel bir halat mevcuttu. Kizashi'nin o yanarlı dönerli makinası gibi şeylerin gittikçe yaygınlaştığı düşünülürse, artık böyle şeyler de çok uzak ihtimaller değildi. Tabi böyle olması daha az işime gelirdi, zira Doton ile alakalı mevzuda eğer köyde birileriyle karşı karşıya gelirsek... Ve birileri yakalanırsa... Raiton ile halatları parçalamayı deneyebilirdim.

Tabii şu uzun saçlı lavuk ebeme atlamazsa. Fuuton kullandığına az çok emin olsam da cebinde daha görmediğimiz yanarlı dönerli numaraları da olabilirdi. Fakat her ne ise şu an düşünmenin vakti değildi. Yeterince bilgi toplamıştım artık. Kaç adet olduklarını, nasıl koordine çalıştıklarını... Liderleri olduğunu tahmin ettiğim adamı görebilmiştim kendi kanadımda. Ah keşke bir de birkaç isim duyabilseydim. Hele şu operasyon? Taşa dair yapılacağı barizdi, nitekim tarihine dair bir şey duyamamıştım, fakat ayrılma vaktim de gelmişti. Artık taktikti, tahmindi, böyle sik-sokları karargaha dönünce hep beraber konuşurduk. Yani konuşurduk heralde, yıllardır görmediğim birini tekrar görebilmenin heyecanından kafayı toparlayabilirsem konuşurduk, heralde, bilmiyorum, olabilir de, olmayabilir de.

Buradan geldiğim sokağa doğru dikkatli bir şekilde seğirteceğim. Hızlı olmama gerek yok, olabildiğince dikkatli davranmak istiyorum. Amacım, Teki'lere gitmek değil. Karargahı ilk gördüğümüz tepeye dönmek. Eğer yakalanmadan bu noktadan biraz uzaklaşabilirsem elimi cebime atarak telsizi çıkaracak, hemen takmak yerine biraz daha uzaklaşmayı bekleyeceğim. Fakat, telsizlerin menzilinden de çıkmamam gerekli, bu yüzden amacım o tepeye dönmeden önce bir şekilde telsizi takarak Teki'lere basit ama net bir şekilde "Dönebilirler, çıkmaya hazır olun." diye mesaj göndermek olacak.
Image
Künye
İsim: Kitamura Susumu
Yaş: 22
Cinsiyet: Errkek
Boy: 171
Kilo: 50
Element: Raiton
Köy: Kusagakure
Seviye: B - Rank
Rütbe: Tokubetsu Jounin
Nam: Silüet
Puanlar
GP: 0
VP: 15
PP: 3


Linkler
Karakter Kartı
Gelişim
Dükkan
Teknik Geliştirme
Teknik Yaratma
Mod Yaratımı
Efsanevi Yaratık Kaydı

Profil
Güç: C - Rank
Çeviklik: C - Rank
Potansiyel: C - Rank
Kondisyon: D - Rank
Zihin: B - Rank
Varlık: C - Rank

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: F
[Çeviklik] Akrobasi: F
[Çeviklik] El Hassasiyeti: F
[Çeviklik] Saklanma: F
[Kondisyon] Form: F
[Potansiyel] Ninshuu: F
[Varlık] Aldatma: F
[Varlık] Empati: F
[Varlık] Sosyalleşme: F
[Zeka] Farkındalık: F
[Zeka] İzcilik: F
[Zeka] Bilim: F


Teknikler
Genjutsu: Rakumei no Jutsu, D Rank
Genjutsu: Teishi no Jutsu, C Rank
Genjutsu: Jubaku Satsu, B Rank
Genjutsu: Shibou no Jutsu, B Rank
Genjutsu: Magen: Bunshin, B Rank
Genjutsu: Omotsuki, A Rank
Ninjutsu: Ninpou, Shunshin, D Rank
Ninjutsu: Raiton, Ikazuchi no Kiba, C Rank
Ninjutsu: Raiton, Raijin no Tate, B Rank

Stiller ve Kabiliyetler
Stil: Ayatsu, D Rank
Stil: Musatsu, C Rank
Kabiliyet: J Kesiş (Musatsu, C Rank)
Kabiliyet: Çift silah Kullanımı (Musatsu, C Rank)

Yönelimler
Iryou-nin, A Rank

Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar
Cennet Küpeleri. Iori'den hatıra.
Medikal At Arabası
Tantou, Dayanıklı, Hasarı Yüksek, Özel Görünüm
File İçlik, Dayanıklı
Panço

Standart Ekipman Çantası - Sol Bacak
3 Kunai
5 Shuriken
5mt. Sentetik Misina
1 Patlayıcı Parşömen
2 Sis bombası

Uyluk Çantası - Sağ Bacak
Senbon, 20'li Paket
Patlayıcı Parşömen, 3 Adet
Kunai, 3'lü Paket
Shinobi Hapları, 3'lü Paket (1 Kan, 2 Chakra)

Medikal Çanta - Bel
içinde siksok bişiler var işt

Alın Bandı
Aslen alnında taşıyor, şu an ise malikanede bırakıldı.



Özellikler
-
User avatar
Kasumikage Teki
Kusagakure
Kusagakure
Posts: 422
Joined: October 22nd, 2018, 2:54 am
Künye:

Re: [Susumu & Teki] Savaş Sisinin Gizledikleri

Post by Kasumikage Teki » December 3rd, 2025, 6:33 pm

Çadırların arasından usul usul ilerliyordu sessiz adımlarıyla Teki. Takımını geride bıraktığı için bir yandan daha rahat bir yandan da daha gergindi. Onları güvenli bir ortamda bıraktığını düşünmesi içini rahatlatıyor olsa da, düşman bölgesinde olduklarından ötürü hiçbir noktanın tamamıyla güvenli olmadığını da bilecek kadar tecrübeye sahipti. Adımlarına devam ederken telsizden halen ses gelmiyor olması da iyi hissetmesini sağlıyordu. Bu hem takımının hem de kendisinin güvenli durumda olduğuna inandırıyordu kendini. Ya da en azından Miyazho, Haruka ve Seito olası tehlikeyi henüz fark edememişlerdi ve az sonra Teki'ye haber vererek ona ölmek üzere olduğunu söyleyeceklerdi...

Elinden geldikçe çadırların içini de incelemeye çalışıyordu adımlarına devam ederken. Yer yatakları gözüne çarpan ilk şeyler olmuştu. Tahmin ettiği gibi bu çadırlarda kalıyordu düşman birliği. Bir kaç kişisel eşya olduğunu düşündüğü ama ne olduğunu tam anlayamadığı şeyler de olmuştu çadırların içinde ancak dikkatinin dağılmasına izin vermeyerek yolculuğuna devam etmişti. Çadırların içinde gördüklerinin aksine çevrede gördüğü kutuların içindekiler daha çok dikkatini çeker olmuştu. Kunailer, shurikenler ve flak zırhlar doluydu kutuların içi. Olası bir aksiyona onların da hazır durumda olduğunu anlayabilmişti böylece Teki. Hemen patlayıcı parşömenler de aramıştı gözleri olası yaramazlıkları gerçekleştirebilmesi için ancak maalesef bulamamıştı istediği oyuncakları. Onları daha korunaklı bir yerde tutuyor olduklarını düşünmüştü ve hak da vermişti bu kararlarına. Zira, bunu yapmamış olsalar az sonra büyük curcuna yaşanacaktı kamp alanında...

Ana çadıra artık iyice yaklaştığında adımlarını yavaşlatmış ve olduğu konumda sabit bir şekilde konumlanmıştı. İki shinobinin konuşmalarını net bir şekilde duyabiliyordu artık. Dikkate değer bir şey konuşmuyorlardı. Bu duruma biraz üzülmüştü içten içe Teki. Şans eseri bir bilgi edinebilmeyi çok isterdi kapıya dikilmiş iki avanaktan. Şimdi onların dikkatini nasıl başka bir tarafa çekebileceğine dair düşünmesi lazımdı. "Keşke çakmağımı yanıma alsaymışım..." diyerek iç geçirmişti sessizce. Çadırlardan birini yakması bu ikilinin dikkatini çekmesi için yeterdi ancak yapamayacaktı haliyle bunu Teki. Takımından da halen ses seda gelmiyordu. Onlara verdiği ödevi yapamadıkları anlamına geliyordu bu durum. Adamların ilgisini çekebilecek bir fikri onlar da bulamamıştı. "Henge ile onlardan birine dönüşsem..." düşüncesi canlanmıştı aklında ama bunu da çok mantıklı bulmamıştı. Teki'ye soracakları tek soru ile planını bozabilirlerdi çünkü ikilinin kim veya ne olduğuna dair en küçük bir fikri bile yoktu Teki'nin. Bu yüzden gizliliğini bozmadan ilerlemeye devam edecekti. İlk olarak pür dikkat izleyecekti ikiliyi. Amacı büyük çadırın arkasına doğru ilerlemekti. Bu yüzden de ikilinin başka yöne odaklandığı veya Teki'yi görmeyeceği bir anı yakaladığı anda adımlarının sessizliğine güvenerek büyük çadırın arkasına, adamların onu görmeyeceği tarafa doğru ilerlemeye çalışacaktı. Çadırın içine kapıdan girmesine gerek yoktu. Arkaya geçtikten sonra katanası ile kendine özel bir kapı oluşturabilirdi sonuçta.
Image
► Show Spoiler
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 2928
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Susumu & Teki] Savaş Sisinin Gizledikleri

Post by GM - Naruto » December 15th, 2025, 7:04 pm

Susumu: Gerisin geri dönüyorsun T şeklinde sokakların birleştiği yere. Etrafta kimse yok gibi görünüyor. İlk çıktığınız sokağa girerken telsizi çıkartıyorsun ve mesajını gönderiyorsun. Bunun hemen ardından, iki adet "puf!" sesi duyuluyor uzaktan. Hikari'nin geri gönderildiğini hissedebiliyorsun. Bir kaç saniye sonra ise adamın etrafa emirler savuşturduğunu duyuyorsun. Bu hayvanların efsanevi yaratık olduklarını fark etmeleri onları teyakkuza sokmuş gibi görünüyor.

Etrafta bir hareketlilik başlıyor. Ayak sesleri duyuyorsun. Direkt olarak hızlı ve seri adımlarla bir yere giden adımlardan ziyade, etrafa dağılan bir grup shinobi duyuyorsun gibi düşünüyorsun. Hemen en yakındaki bir yıkıntıya refleksif olarak saklanıyorsun.





Teki: Çaktırmadan çadırın arka tarafına ilerliyorsun. Bu ilerleyiş esnasında Susumu'dan gelen mesajı işitiyorsun. Bunun hemen akabinde, Hiyaki'nin yokolduğunu hissediyorsun. Bunlar olduğunda çoktan büyük çadırın girişinin tam ters tarafında, çadırın sırt tarafına geçmiş oluyorsun.

Elini kılıcına uzatıyorsun seri bir şekilde ve sessizce, çömelerek girebileceğin bir kesik açıyorsun çadırda. Ardından, tek bir hamlede içeriye giriyorsun gram ses çıkarmadan.

Etrafı incelemeye başlıyorsun seriden. Ortada üzerinde ne olduğunu buradan göremediğin bir masa, etrafta kutuların bulunduğu bir çadırın içindesin. Sol tarafta, resmen ufak bir çocuk boyutunda geniş bir parşömen rulosu var. Bu rulo, onu taşımak için özel üretilmiş bir askılığa sahip.

İçerideki tek ışık kaynağı tam karşındaki giriş kısmından gelen ışık. Diğer iki shinobinin de ayaklarını, sallanan ve fermuarı çekilmemiş kumaşın arkasından seçebiliyorsun.

İlk anda gözüne çarpan detaylar bunlar. Kapıdaki elemanların aralarındaki konuşmayı tam seçemesen de bir şey dikkatlerini çekmiş gibi gözüküyor, ancak senin içeriye sızmış olmanın farkında değiller. Telsizine tekrardan bir ses ilişiyor o esnada. Seito konuşuyor; "Sensei, hareketlilik var. Birileri kampa geri geliyor galiba. Çok vaktin olmayabilir."
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Kasumikage Teki
Kusagakure
Kusagakure
Posts: 422
Joined: October 22nd, 2018, 2:54 am
Künye:

Re: [Susumu & Teki] Savaş Sisinin Gizledikleri

Post by Kasumikage Teki » December 21st, 2025, 12:58 am

Kapıdaki ikiliye yakalanmadan ana çadırın arkasına doğru ilerleyebilmişti sessiz adımlarıyla. Adamların güvenlik yeteneklerine kafasında eksi not verebilmişti bu sayede. Yüksek ihtimalle şu an burada birisi olabileceği akıllarının ucundan dahi geçmiyordu. "Acemilik ediyorsunuz gençler..." diye iç geçirmişti yüzünde büyüyen gülümsemesi ile. O esnada birden Susumu'nun sesini duymuş olması ise birden gülümsemesini yok etmiş ve kaşlarının çatılmasına sebep olmuştu. Hemen ardından Hiyaki'nin yok olduğunu hissetmesi ise durumun ciddiyetini net bir şekilde anlamasını sağlamıştı. Planladıkları maymun dövüşü ömrünü doldurmuştu. Hiyaki ve Hikari'nin birbirlerine yok olacak kadar zarar vermeyeceklerini biliyordu. Bu sebeple duruma sebep olan şeyin dış bir etmen olduğunu anlaması da haliyle zamanını almamıştı Teki'nin.

Kaybedecek daha fazla vakti olmadığından dolayı hızlıca katanası Kitsune'ye hamle yaparak sessiz bir şekilde kınından çekmişti emektar katanayı. Hızlı ve hızlı olduğu kadar sessiz de olarak devam etmesi gerekiyordu hareketlerine. Ne kadar vakti olduğundan emin değildi ancak buraya kadar gelip eli boş da dönemezdi. Halen öğrencilerinden bir uyarı gelmediği için düşmanların henüz buraya yaklaşmadığını ön görerek çadıra kesiğini atmış ve sessizliğine devam ederek tek hamlede çadırın içine sokmuştu kendini.

Elinden gelen pür dikkatiyle çadırın içine incelemeye başlamıştı hızlıca. İşine yarayacak bir şeyler arıyordu. Belki bir harita, belki bir silah veya ne olduğu aklına gelmeyen başka bir eşya. Bakıyordu seri bir şekilde çevresine. Önce masaya takılmıştı bakışları. Durduğu yerden üstündekileri göremiyor olsa da dikkatini başka yerlere çevirmişti bile hızlıca. Sol tarafta asılı duran geniş parşömeni gördüğünde ise adeta gözlerinde bir parıltı oluşturmuştu Teki'nin. Kapıdakileri konuşmaya devam ediyordu Teki içeride hırsızlığa hazırlanırken. Hiyaki'lerin olduğu yerde ne oldu ise henüz bu ikilinin bilgisi yok gibiydi. Bu sayede birimler arasında telsiz bağlantısı olmadığı bilgisine de ulaşabilmişti kendince Teki. Kapıdakileri öldürmeli miydi acaba? Yoksa bu daha da dert açar mıydı başlarına?

Bu sefer kulağında Seito'nun sesini duyduğu gibi bir gerginlik kaplamıştı vücudunu. Anlık olarak öğrencilerinin başına bir şey geldiği düşüncesi belirmişken zihninde, kendini toparlamış ve öğrencisinin sadece kendisini az vakti kaldığına dair uyardığını fark etmesi ise kısmen az da olsa rahatlamıştı. Masayı incelemek istiyordu Teki fakat bunun için yeteri kadar vakti olmadığını düşündüğü için pas geçecekti. Hızlı bir şekilde gördüğü parşömen rulosunu asılı durduğu yerden kaparak, az önce içeri girdiği kesiğe doğru hızlıca sessiz adımlar atacaktı. Devamında ise geldiği yoldan sakin sakin geri, öğrencilerinin yanına dönmeye çalışacaktı parşömen ile. Bulunduğu alana daha fazla kişi gelmeden Otonaku Ashi no Jutsu'nun kendisine sağladığı sessiz adımlar ile dönüş yoluna geçecekti hızlı ama dikkatli şekilde.
Image
► Show Spoiler
User avatar
Kitamura Susumu
Kusagakure
Kusagakure
Posts: 317
Joined: August 31st, 2018, 1:49 am
Location: Kusagakure Güvenlik Hattı
Künye:

Re: [Susumu & Teki] Savaş Sisinin Gizledikleri

Post by Kitamura Susumu » December 24th, 2025, 9:42 pm

İnsanlar kendi arasında bağırışıp dururken geldiğim yoldan geri dönmüş, sessiz ancak seri adımlarla ortamdan uzaklaşmıştım. Şimdilik yolumu kesen hiç kimse olmamıştı. Ortalık, en azından benim açımdan sakindi. Bu yüzden tepeye varmayı beklemeden bulduğum ilk boşlukta o iğrenç telsizi taktım. Takım Teki'ye mesajımı göndermeden önce içimden gelen öğürme isteğini bastırmam ve kısa bir nefes almam gerekmişti.

Bu nahoşluk çok uzun sürmemişti benim için. Daha cümlem yeni bitmişken Hikari'nin geri döndüğünü hissetmiş, telsizi de, maymun kulağını da unutmuş gitmiştim birkaç saniye içinde. Acaba bayılmışlar mıydı? Yoksa "Sikerler." moduna girip basıp gitmeyi mi tercih etmişlerdi? Çok merak etsem de etrafa dağılan Shinobi'lerin ayak sesleri bu konuya şu an kafa patlatmamam gerektiğini hatırlatmış ve beni tekrar harekete geçirmişti. Sabahtan beri en korktuğum şeydi maymunları birilerinin yolladığını anlamaları. Her korktuğum şey gibi, haliyle bu mesele de gelip gözüme batmıştı çöp gibi. Şimdi gerçekten alarm durumuna geçip her deliğe bakacaklardı, değil mi? "Şansımı sikeyim." diye aklımdan geçirmeden edemedim rastgele bir enkaza kendimi atıp, saklanırken. Bir süre burada bekleyip seslerin azalmasını beklesem, Takım Teki'den gelecek olası bir mesajı dinlesem iyi olacak gibiydi. Şimdilik o tarafta Seito dışında bir ses yoktu gerçi, ama Teki'nin ne zaman ne emir vereceği de belli olmayabilirdi.

Bir süre bu yıkıntıdan çıkmayı düşünmüyorum. Etraftaki sesler azalana kadar burada kalacağım. Sesler iyice azaldığında da çıkıp temkinli bir şekilde meydana ilerleyeceğim. Direkt olarak Takım Teki'ye tekrar katılma niyetim olmasa da fakat meydanda nerede ve ne yapıyor olduklarını görmeye çalışacağım.
Image
Künye
İsim: Kitamura Susumu
Yaş: 22
Cinsiyet: Errkek
Boy: 171
Kilo: 50
Element: Raiton
Köy: Kusagakure
Seviye: B - Rank
Rütbe: Tokubetsu Jounin
Nam: Silüet
Puanlar
GP: 0
VP: 15
PP: 3


Linkler
Karakter Kartı
Gelişim
Dükkan
Teknik Geliştirme
Teknik Yaratma
Mod Yaratımı
Efsanevi Yaratık Kaydı

Profil
Güç: C - Rank
Çeviklik: C - Rank
Potansiyel: C - Rank
Kondisyon: D - Rank
Zihin: B - Rank
Varlık: C - Rank

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: F
[Çeviklik] Akrobasi: F
[Çeviklik] El Hassasiyeti: F
[Çeviklik] Saklanma: F
[Kondisyon] Form: F
[Potansiyel] Ninshuu: F
[Varlık] Aldatma: F
[Varlık] Empati: F
[Varlık] Sosyalleşme: F
[Zeka] Farkındalık: F
[Zeka] İzcilik: F
[Zeka] Bilim: F


Teknikler
Genjutsu: Rakumei no Jutsu, D Rank
Genjutsu: Teishi no Jutsu, C Rank
Genjutsu: Jubaku Satsu, B Rank
Genjutsu: Shibou no Jutsu, B Rank
Genjutsu: Magen: Bunshin, B Rank
Genjutsu: Omotsuki, A Rank
Ninjutsu: Ninpou, Shunshin, D Rank
Ninjutsu: Raiton, Ikazuchi no Kiba, C Rank
Ninjutsu: Raiton, Raijin no Tate, B Rank

Stiller ve Kabiliyetler
Stil: Ayatsu, D Rank
Stil: Musatsu, C Rank
Kabiliyet: J Kesiş (Musatsu, C Rank)
Kabiliyet: Çift silah Kullanımı (Musatsu, C Rank)

Yönelimler
Iryou-nin, A Rank

Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar
Cennet Küpeleri. Iori'den hatıra.
Medikal At Arabası
Tantou, Dayanıklı, Hasarı Yüksek, Özel Görünüm
File İçlik, Dayanıklı
Panço

Standart Ekipman Çantası - Sol Bacak
3 Kunai
5 Shuriken
5mt. Sentetik Misina
1 Patlayıcı Parşömen
2 Sis bombası

Uyluk Çantası - Sağ Bacak
Senbon, 20'li Paket
Patlayıcı Parşömen, 3 Adet
Kunai, 3'lü Paket
Shinobi Hapları, 3'lü Paket (1 Kan, 2 Chakra)

Medikal Çanta - Bel
içinde siksok bişiler var işt

Alın Bandı
Aslen alnında taşıyor, şu an ise malikanede bırakıldı.



Özellikler
-
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 2928
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Susumu & Teki] Savaş Sisinin Gizledikleri

Post by GM - Naruto » December 28th, 2025, 11:18 pm

Teki: Teki, parşömeni sırtladığı gibi hızlı ve doğaüstü bir şekilde sessiz adımlarla dışarı çıkıyor. Parşömen standart ağırlıkta, onu yormuyor veya hareketlerini yavaşlatmıyor. İki korumanın odağı ise tamamen başka bir yönde olduğu belli.

Seri adımlarla çadırların arasından ilerleyip, ayrıldıkları sokak girişine doğru yöneliyor. Göz ucuyla geninlerin de yıkıntıların arasından hareket ettiğini seçebiliyor, ne tarafa dağıldıklarını bildiği için onları fark etmesi zor olmuyor.

Haruka ve Miyacho, yıkıntıların arasından kendilerini göstererek, sokağın kenarındaki devrik bir duvarın dibine çöküyorlar. Teki de onların yanına geliyor. Seito ise ortalarda yok.

Haruka ve Miyacho birbirlerine bakıyorlar. Teki daha onlara bir şey demeden, Seito'nun sesi geliyor duvarın arkasından. Ses, bulundukları sokağın meydandan uzak tarafından, Haruka'nın cesedi gördüğü yere yakın bir yerden geliyor.

"Sensei..."

Teki, gizlendikleri yerden kafasını kaldırıp o yöne baktığında, bir shinobinin Seito'nun boğazına bir katana dayadığını görüyor!

Seito, hafif ağlamaklı ve stresli bakışları ile Teki'ye bakmakta. Seito'nun hemen yanındaki eleman ise, gayet sakin. Üzerinde basit bir siyah panço var, kılıcı da pançonun altından uzatmış durumda. Kısa, kahverengi saçlı genç bir erkek. Bakışları biraz baygın ancak bunun mizacından öyle olduğu belli; göz bebeklerinin içi kanında dolaşan adrenalini gizleyemeyecek kadar canlı. Flak ceket ve pantolon giyiyor ve Tanigakure alınbandı takıyor omzunda.

Kafasında bir telsiz takılı elemanın ancak bu telsiz daha önce gördüklerinize benzemiyor. Kulaklık kısımları daha büyük ve çift, yani iki kulağını da kaplıyor. Kulaklıklardan birer tane anten çıkmakta. Bu antenler geriye doğru 30 derece yatıklar ve kalınlar. Tilki kulağını andıran bir silüeti var cihazın.

Seito'nun kulaklığı ise Seito'nun elinde.

Eleman kulaklığına iki defa boştaki sol elinin parmakları ile pat pat yapıyor. "Amatörler." diyor. Ardından Seito'nun üzerindeki alın bandına bakıyor. "Kusagakure'li amatörler hemde." Sessizlik kısa süreliğine hüküm sürüyor.

"Silahlarınızı bırakın, yere uzanın, ellerinizi iki yana açın." diyor tonsuz ve bıkkın bir ses ile eleman.

Burada bir çarpışma cereyan ederse civardakilerin müdahale etmesi az da olsa vakit alacaktır. En az bir kaç dakika. Ancak her beklediğiniz süre bu müdahale gecikmesi kısalacak. Bu adam birilerine haber vermiş olabilir, buraya intikal ediyor olabilirler, ya da Susumu'nun uyardığı gibi halihazırda zaten buraya dönüyor olabilirler. Kısaca zaman yanınızda değil, ancak hiç boşluğunuz olmadığı anlamına da gelmiyor.





Susumu: Bekleyişini sürdürürken, kulaklıktan önce "Sensei..." diye bir ses geliyor, tedirgin ve korkak. Ardından, "Amatörler." diyor biri, tanımadığın. "Kusagakure'li amatörler hemde. Silahlarınızı bırakın, yere uzanın, ellerinizi iki yana açın." diye devam ediyor bu ses. Ardından bir sessizlik oluyor.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Kasumikage Teki
Kusagakure
Kusagakure
Posts: 422
Joined: October 22nd, 2018, 2:54 am
Künye:

Re: [Susumu & Teki] Savaş Sisinin Gizledikleri

Post by Kasumikage Teki » January 3rd, 2026, 1:31 am

Hızlı olması gerekiyordu. Ne çadırın kapısında duran adamlara, ne de muhtemelen bulunduğu alana doğru gelecek kişilere yakalanmak istemiyordu. Hatta istek de değil. Yapamazdı bunu. Bulunduğu çadırın içinde daha fazla zaman harcamaktan çekinmesi de bu yüzdendi aslında. Gözüne kestirdiği o parşömeni sırtladığı gibi az önce içeri girdiği delikten sessiz adımlarla çıkarken de içten içe daha fazla inceleyebilmek istediğini düşünüyordu çadırı. Fakat görevi tehlikeye atmamalıydı. Hiyaki ve Hiraki'nin küçük tiyatrosu da sandığından kısa sürdüğü için bir an evvel alandan uzaklaşmak ve öğrencilerinin yanına dönmek istiyordu. Onları güvenli bir yerde bırakmış olsa da az sonra neler olabileceğini kestiremiyordu.

Az önce yanından geçtiği çadırların tekrar yanından geçerek acele adımlarla gerçi çekiliyordu Teki. Aldığı parşömenin bir işe yarayıp yaramayacağından da emin değildi. Bu da sinirini bozuyordu içten içe. Jounin Sınavı anıları dolmaya başlamıştı birden zihnine. Nakada'nın kampında, Ishigakure shinobileri ile girdiği dövüşün sonunda da aynı bu anda olduğu gibi bir parşömen taşıyordu. Günün tüm yorgunluğu ve vücuduna aldığı yaralar ile kamp alanına geri döndüğünde uğruna saatlerce savaştığı parşömenin sahte olduğunu fark etmiş ve yıkılmıştı. Sınav boyunca yaşadığı en düşük anlardan birisiydi bu Teki'nin. Uğraşlarının boşa olmasının verdiği o iğrenç his. Yorgun olmak ve uğruna yorulduğun şeyin işe yaramaz bir şey olduğunu fark ettiğin o an... Bir daha öyle bir his yaşamak istemiyordu Teki. Tam da bu yüzden canı sıkılıyordu aslında. Çünkü bilmiyordu. Acele davranıp yine aynı hatayı yapmış olabilirdi. Bunun kontrolünü sağlayacak bir vakti de yoktu bu sefer. Bir daha geri dönemezdi. Aldığı parşömene sarılacak ve içten içe onun işe yarar bir parça olduğunu umacaktı.

Kafasına hücum eden düşüncelerden artık kendini kurtarması gerektiğini biliyordu. Yaptığı şey profesyonelce değildi. Karamsar düşüncelerini zihninden kovalarken bir yandan da adımlarına devam ediyor ve öğrencilerini bıraktığı konuma doğru ilerleyişini sürdüyordu. Devrik duvarın dibine vardığında hissettiği şey “rahatlama” olmamıştı. Aksine, Haruka ve Miyacho'nun yüzlerinde gördüğü o tuhaf donukluk daha da germişti Teki'yi içten içe. İçine bir şey oturmuştu adeta. İkisi de nefes alıyordu, canlıydılar fakat bir gariplik vardı. Kızların gözleri hafif titriyor, duruşlarındaki kasıntı bir şeyler olduğunu bağırıyordu. Parşömenin kayışı omzuna gömülmüştü. Ağırlık yapmıyordu, hareketlerini yavaşlatmıyordu ama zihninde her adımda büyüyen başka bir ağırlık vardı sanli. O ağırlık, çadırın içinden çıktığı andan beri peşini asla bırakmamıştı. Seito'nun kızların yanında olmadığını fark etmesi ise o ağırlığı maddeleştirerek bir bıçak gibi Teki'nin göğsüne saplamıştı.

Tam ağzını açıp kızlara bir şey soracaktı ki, duvarın arkasından gelen ses, Teki’nin göğsüne saplanan o bıçağı çekip almıştı.

“Sensei…”

Öğrencisinin sesini duyduğunda tüm duyuları daha da keskinleşmişti. Gözleri fal taşı gibi açılmış, önce Miyacho'ya sonra Haruka'ya bakmıştı. Başını kaldırıp sesin geldiği yöne baktığında gördüğü şey ise bir anlığına gerçekliğini bozmuştu Teki'nin. Seito'nun boğazına dayanmış katanayı gördüğünde anlık olarak nefesi kesilmişti. Saniyelik olarak şoka girdiği bile söylenebilirdi. Yeni düşünceler hücum etmeye başlamıştı zihnine o kısa zamanda. Aoba-sensei, Rei... Kendi öğretmeni ve takım arkadaşı. Çıktıkları görevde birden canlarından olan o iki harika insan. Takım Teki'nin ilk tanıştığı gün. Teki'nin onlara, onları hep koruyacağını söylediği o an...

Zihni istemeden geçmişe kaymıştı. Takımıyla ilk tanıştığı gün, o sabah içindeki garip heyecanı hatırlamıştı. O gün daha baştan "iyi bir sensei olmalıyım" diye kendini sıkmıştı. Hatta çocukların önünde zayıf görünmekten çekinmişti. Ağzından çıkan her kelimeyi ölçüp biçmişti. "Bugünden itibaren birlikte çok vakit geçireceğiz." derken bile bunu gerçekten başarıp başaramayacağını içinde tartmıştı. Sonra bir şekilde, o üç kişilik bağın üzerine bir şey koymuştu. "Bu andan itibaren hiçbiriniz yalnız değilsiniz." demişti çocuklara güven vermek için. Bu cümle, o gün içinde büyüyen bir yemine dönüşmüştü. Şimdi ise o yemin, Seito’nun boğazına dayanmış bir katanaya bakmasına sebep oluyordu Teki'nin.

Onları tehdit eden adam konuşmaya başlamıştı tam da bu sırada. Omzuna taktığı Tanigakure alın bandı sayesinde düşman olduğu gayet belli oluyordu adamın. Rakip değil... Düşman. Tipiyle çok ilgilenmiyordu adamın Teki. Şu anda önceliği o adamın canını ne kadar hızlı alabileceği ve bunu yaparken ne kadar az ses çıkarmayı başarabileceğine odaklıydı. Adamın tipi, tarzı, tavırları gram umurunda değildi. Öldürmek istiyordu onu. Elinden gelse bunu yavaş ve acılı yapmak isterdi ancak içindeki durum göz önüne alındığına adamı hızlı ve acılı bir şekilde öldürmesi gerekiyordu.

Tanigakure'linin Teki'ye silahları bırakıp yere yatmasını söylemesi ile avının ilk sesini de duymuş olmuştu Teki. Eli beline gitmişti ancak duraklamıştı. İçgüdüsü ona hemen saldırmasını söylüyordu ama şu an hızlı karar alabileceği bir anda değildi. Tek bir yanlış hareket, yanlış adım veya yanlış bir bakış Seito’nun boğazında bir kesiğe dönüşebilirdi. Bu kadar basitti ve bu basitlik Teki’yi çıldırtıyordu. Haruka ile Miyacho’ya bakmıştı. Haruka’nın yüzü bembeyaz durumdaydı. Miyacho daha sakin durmaya çalışıyor olsa da onun da gergin olduğu gayet anlaşılıyordu. İkisi de Teki’ye bakmıyordu. İkisi de Seito’ya bakıyordu. İkisi de bekliyordu. Teki’nin içi o an daha da sıkılmıştı çünkü öğrencilerinin beklediği şeyin çözüm olmadığını biliyordu. Bekledikleri şey “sıra sensei’de” hissiydi. Yani ağırlık tamamen Teki'deydi.

Tanigakure'li adamın söylediği diğer şeylere çok dikkat etmemişti bile. Amatörler dediğini anlayabilmişti. Umursamamıştı. Bir çocuğu rehin alan birisinden çok daha profesyonel olduğunu biliyordu Teki. Karşısındaki değersiz piçin sözleri bir etki uyandıramazdı bünyesinde. Son nefesini verirken ona atacağı son bakışta da bunu belli etmeye çalışacaktı. Adamı öldürmekten başka şansı olmadığını da biliyordu. Kusagakure shinobisi oldukları ifşa olmuştu artık. Bu bilginin mümkün mertebe çok daha az kişi tarafından öğrenilmesini sağlamak ise Teki'nin, Seito'yu kurtardıktan sonraki diğer göreviydi.

"Halledebilirsin Teki. Bir can almak hiçbir zaman zor olmadı."

Miyacho ve Haruka'ya onları rahatlatma amacıyla hızlı bir bakış attıktan sonra ellerini kaldırmıştı Teki. İkisini birden. Adama doğru bir adım ilerlerken "Saçma bir şey yapma. Teslim olacağız." demişti. Öncelikle az önce çaldığı parşömeni indirecekti omzundan. Adamla göz temasını hiçbir zaman kesmeyecekti. Her zaman pür dikkat gözlerinin içine bakacaktı avının. Parşömeni yere koyarken sağ elini de parşömen ile yere koyacak ve sol eli ile belinde asılı olan katanayı bağlı olduğu yerden ayıracaktı. Adama, onun sözlerine uyduğunu göstermek istiyordu. Yere koyduğu parşömenin arkasında durmakta olan elinin parmağından zehir salgılamaya başlayacaktı. Yeni tekniği Dokudan'ın bu durumda fazlasıyla iş yapabileceğinden emindi. Aynı şekilde katanayı yere koyacağı sol elinin işaret parmağından da zehir salgılamaya başlayacaktı. "Sadece bu parşömeni çaldık. Bir çocuğun canını almana gerek olacak kadar değerli olduğunu düşünmüyorum." Diyaloğu sürdürerek adamı daha rahat bir hale getirmeye çalışıyordu aslında. Ortamın sakin ve tehlikesiz olduğuna inandırmaya çalışıyordu onu. Fakat bir yandan da Dokudan kullanmak için tüm gereklilikleri yerine getirmeye çalışıyordu. Parmaklarında zehir salgıladıktan ve tekniği kullanabileceğinden emin olduğu gibi önce sol eli ile adama ateş edecek, ardından adamın kaçmayı tercih edeceği yöne göre sağ elindeki kurşunu da ateşleyecekti. Mesafe yakın olduğu için Dokudan'ın adama fazla hasar verebileceğini düşünüyordu. Hedef alacağı kısım direkt olarak adamın boynu ve kafası olacaktı. Acımayı planlamıyordu. Bir an evvel karşısındaki elemanın canını alması, başkaları buraya gelmeden önce öğrencileri ile kaçması gerekiyordu.
Image
► Show Spoiler
User avatar
Kitamura Susumu
Kusagakure
Kusagakure
Posts: 317
Joined: August 31st, 2018, 1:49 am
Location: Kusagakure Güvenlik Hattı
Künye:

Re: [Susumu & Teki] Savaş Sisinin Gizledikleri

Post by Kitamura Susumu » January 3rd, 2026, 10:25 pm

Tam yıkıntıdan çıkmaya hazırlanırken duymuştum olanları. Seito'nun telsizinden gelen çaresiz sesi beni olduğum yere mıhlamış, gözlerimin faltaşı gibi açılmasına sebep olmuştu. Kanalı mı açık kalmıştı, bir arıza mı olmuştu, yoksa başka bir şey miydi bilmesem de, bir önemi de yoktu sanki. Elim, sanki çocuğa uzanabilecekmiş gibi, istemsizce telsize gitmişti geri kalanını dinlerken. Çocuğun sesindeki korkudan kalır yanı olmayan tonda bir "Olamaz, hayır." düşüncesi hızla zihnime misafir olurken, ne yapacağımdan çok neler olduğuna dair sorular da bu düşüncenin peşi sıra gelip oturmuşlardı baş köşeye.

Geç mi kalmıştım haber vermekte? Buradaki lavuklar o kadar hızlı bir şekilde meydana inip Takım Teki'yi yakalamış olmamalıydı, olamazdı. Ne olmuştu, kim karşılarına çıkmıştı da Seito'yu Teki'nin yancağızından kapıvermişlerdi? Ben... Ben ise burada sik gibi kalmıştım resmen. Takımın büyük bir yüzdeliğinin başı belaya giriyorken, ben, bir başıma, ne yapacak, onları nasıl kurtaracaktım? En son baktığımda ne kalbime giren bir kılıçtan sağ çıkma gibi bir yeteneğim vardı, ne de zehir üreten klan hücrelerim. Kurtla kuşla arkadaş olmaktan başka bir şey bilmiyordum ve dahası, en önemli yardımcım da az önce benim yüzümden telef olmuştu. Belki de hiç gelmemeliydim bu göreve. Yerimi ve yeteneklerimi kabullenip, Iori'nin bir kuru selamı ile yetinmeli ve arkadaşlarıma şans dileyerek rezil hayatıma geri dönmeliydim. Burnumu sokmak zorundaydım değil mi illa? Peşlerine kuyruk olmadan, Teki'nin zihnini çocukları da getirsin diye bulandırmadan duramadım, değil mi?

Hızlanan kalbimin sesleri arasında bir kesik nefes almaya zorladım kendimi. Zihnimdeki sesleri durdurmaya çalıştım. Ne zaman başlamıştım kendimi bu kadar aşağılamaya? Az önce mi? Birkaç ay mı? Seito yakalanınca mı, Fuu ölünce mi? Bir önemi var mıydı? Tek önemli tarafları işe yarıyor ve beni gün geçtikte daha da köreltiyor olmalarıydı. İnsan kendini aşağılayacaksa bile bu düşüncelerin gerçek olmadığını unutmamalıydı. Ben unutmuştum. Cehennemin dibine kadar gidip, en karanlık zindanlardan, düşmanların ortasından insan çekip kurtarmışlığımı unutmuştum. Hatırlamamın vakti gelmiş midir, bilmesem de, o vakitlerdeki cengaverliğimi tekrar etmek zorundaydım. Öyle ya da böyle yardımlarına koşmalı, tehlikeden çekip çıkaramıyorsam bile onlarla aynı kaderi paylaşmalıydım. Geride bırakamazdım kimseyi.

Birkaç saniye daha olduğum yerde bekledim. Etrafa dağılan shinobilerden yakınımda dolaşan ya da olduğum yere doğru gelen var mı anlamaya çalıştım. Bir yandan da ekipman çantamdan patlayıcı parşömenim ile bir kunai çıkardım, parşömeni kunaiye sardım. Bunu hemen kullanmayacaktım, ancak buradan çıktığımda elimde olmasını istiyordum. Amacım, buradan çıkıp yabana doğru biraz daha girmek ve açıktan alarak meydana doğru ilerlemeye çalışmaktı. Kunaiyi hazırlamaktaki amacım ise yoluma çıkan birileri olursa bana doğru gelmelerini engellemeye çalışmak içindi. Ne olur, ne olmaz diyeydi kısaca. Ayrıca şimdi kullanmak zorunda kalmasam bile meydana vardığımda kullanmak isteyebilirdim, önden hazır olması işime gelirdi. Kunaiyi hazırladığımda sağ elimde tutarak bu yıkıntı içerisinden olabildiğince sessiz bir şekilde çıkacak ve etrafıma temkinlice bakacağım. Bir problem görmüyorsam da planladığım şekilde açıktan alarak meydana ilerlemeye ve Teki'lere ulaşmaya çalışacağım.
Image
Künye
İsim: Kitamura Susumu
Yaş: 22
Cinsiyet: Errkek
Boy: 171
Kilo: 50
Element: Raiton
Köy: Kusagakure
Seviye: B - Rank
Rütbe: Tokubetsu Jounin
Nam: Silüet
Puanlar
GP: 0
VP: 15
PP: 3


Linkler
Karakter Kartı
Gelişim
Dükkan
Teknik Geliştirme
Teknik Yaratma
Mod Yaratımı
Efsanevi Yaratık Kaydı

Profil
Güç: C - Rank
Çeviklik: C - Rank
Potansiyel: C - Rank
Kondisyon: D - Rank
Zihin: B - Rank
Varlık: C - Rank

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: F
[Çeviklik] Akrobasi: F
[Çeviklik] El Hassasiyeti: F
[Çeviklik] Saklanma: F
[Kondisyon] Form: F
[Potansiyel] Ninshuu: F
[Varlık] Aldatma: F
[Varlık] Empati: F
[Varlık] Sosyalleşme: F
[Zeka] Farkındalık: F
[Zeka] İzcilik: F
[Zeka] Bilim: F


Teknikler
Genjutsu: Rakumei no Jutsu, D Rank
Genjutsu: Teishi no Jutsu, C Rank
Genjutsu: Jubaku Satsu, B Rank
Genjutsu: Shibou no Jutsu, B Rank
Genjutsu: Magen: Bunshin, B Rank
Genjutsu: Omotsuki, A Rank
Ninjutsu: Ninpou, Shunshin, D Rank
Ninjutsu: Raiton, Ikazuchi no Kiba, C Rank
Ninjutsu: Raiton, Raijin no Tate, B Rank

Stiller ve Kabiliyetler
Stil: Ayatsu, D Rank
Stil: Musatsu, C Rank
Kabiliyet: J Kesiş (Musatsu, C Rank)
Kabiliyet: Çift silah Kullanımı (Musatsu, C Rank)

Yönelimler
Iryou-nin, A Rank

Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar
Cennet Küpeleri. Iori'den hatıra.
Medikal At Arabası
Tantou, Dayanıklı, Hasarı Yüksek, Özel Görünüm
File İçlik, Dayanıklı
Panço

Standart Ekipman Çantası - Sol Bacak
3 Kunai
5 Shuriken
5mt. Sentetik Misina
1 Patlayıcı Parşömen
2 Sis bombası

Uyluk Çantası - Sağ Bacak
Senbon, 20'li Paket
Patlayıcı Parşömen, 3 Adet
Kunai, 3'lü Paket
Shinobi Hapları, 3'lü Paket (1 Kan, 2 Chakra)

Medikal Çanta - Bel
içinde siksok bişiler var işt

Alın Bandı
Aslen alnında taşıyor, şu an ise malikanede bırakıldı.



Özellikler
-
Post Reply

Return to “Tanigakure Yerleşkesi”