[Susumu & Teki] Savaş Sisinin Gizledikleri

Yağmur Ülkesi'nin en güneyindeki, Tanigakure kontrolündeki askeri bölge.
Locked
User avatar
Kasumikage Teki
Kusagakure
Kusagakure
Posts: 429
Joined: October 22nd, 2018, 2:54 am
Künye:

Re: [Susumu & Teki] Savaş Sisinin Gizledikleri

Post by Kasumikage Teki » March 10th, 2026, 12:35 am

Rui'nin konuşması sonlandığında içinde bir huzursuzluk oluşmuştu Teki'nin de. Olabildiğince soğukkanlı davranıyor olsa da Teki de duygusuz bir insan değildi elbette. Az sonra pek de suçlu olmayan bir adamın canını almak zorunda kalacaktı. Bunu isteyerek veya keyif alarak yapmayacaktı. Kusagakure'nin huzuru ve geleceklerinin güveni için öldürmesi gerekiyordu Rui'yi. Daha önce öldürdüğü çoğu kişiyi de aynı sebeplerle öldürmüştü. Mesleği buydu sonuçta...

Susumu'nun olaya daha fazla karışmayacağını belli eden konuşmasının ardından öğrencileri ile alandan ayrılmalarını bekleyecekti ilk başta. "Yakında yanınızda olurum. Siz gidin." diyerek bir kez daha tek kalmak istediğini belli edecekti ekibe. Öğrencileri önde, Susumu arkada alandan uzaklaşmaya başladıklarında ise Rui'ye bakacaktı bir kaç saniye. Hiç sesini çıkarmadan...

"Yanlış anda yanlış yerdeydin Rui..." sözleri ağzından çok da duygu içermeden çıkıyordu. Bulundukları konumda zor durumda olan Teki değil, Rui idi. Bu yüzden ona söyleyeceği lafları da dikkatli seçmek istiyordu. Sonuçta ikisi de az sonra gerçekleşecekleri az çok tahmin edebiliyorlardı. Birisi sistem uğruna insanlığını kenara bırakacak, diğeri ise aynı sistem yüzünden bu diyardan göçüp gidecekti. "Son bir kez su içmek ister misin?" diye sormuştu aynı duygusuz konuşma tonuyla. Eğer Rui bu teklifi kabul ederse matarasını adamın ağzına dayayarak son bir kez su içmesini sağlayacaktı. "Şu an senin için çok önemi olmadığını biliyorum ancak mutlu olduğumu düşünmeni istemem." Rui'den bir kaç adım uzakta yere doğru hafifçe çökmüştü aynı hizada olabilmeleri için. "İkimiz de bu sistemin basit çarklarından biriyiz. Önemli değiliz. Belirli amaçlar uğruna kullanılıyoruz ve ne olursa olsun yap denileni yapıyoruz." Rui'nin anılarını izlerken adamın ne cehennemlerden çıktığına da bizzat şahit olabilmişti Teki. Riaru kuvvetleri ile olan savaşta yaşadığı acıları hatırlatmıştı ona gördükleri. Teki de kendi cehennemini o gün orada yaşamıştı sonuçta. Düşünmeden öldürdüğü onca insan, 2-3 adım önünde parçalanan Kumo... Gölgeler... "Keşke hiç karşılaşmamış olsaydık. Sessiz sakin geri dönecektik zaten." Kaşları kasılmıştı tam o anda. "Bok vardı bizi bulmak zorundaydın di mi?" Yumruk yaptığı eliyle kendi dizine vurarak dikelmişti durduğu yerde. "Şimdi senin yüzünden senseimin başına geleni sana yaşatmak zorunda kalacağım." Uzaklara dalmıştı anlık olarak. "O da yanlış anda yanlış yerdeydi ve bu yüzden hayatını kaybetti."

Söyleyecek bir şeyi var mı diye bir kaç saniye sessizce beklemişti Rui'yi. Ardından yavaşça iki elinin de işaret parmağında klan zehrini salgılamaya başlamıştı. Acılı bir ölüm yaşatmak istemiyordu Rui'ye. Dokudan ile hızlıca adamın hayatını sonlandırabileceğini biliyordu. "Merak etme. İşkence etmeyeceğim." Yavaş adımlarla Rui'ye doğru ilerlemeye başlarken zihni adeta işkence eder olmuştu kendisine. Belki dövüşüyor olsalar böyle bir rahatsızlık hissetmezdi ancak karşısında bağlı duran adamı soğukkanlılıkla öldürecek olması onun da kendisini biraz kötü hissetmesine sebep olmuştu. Bir işaret parmağını Rui'nin çenesinin altına çapraz şekilde, diğerini ise kulağının biraz üstüne konumlandırmıştı. Harcayacak vakti yoktu. İki parmağından da Dokudan'ı aktif ederek Rui'nin bu dünyadan hızlı bir şekilde göçmesini sağlayacaktı. Kurşunların patlama sesini Susumu ve diğerlerinin duyacağını düşünüyordu. İşin tamamlandığını bu şekilde onlar da anlayacaktı. "Kusagakure için."

Rui'nin hayatını kaybettiğinden emin olduğunda adamı bağladığı misinaları kesecekti kunaisi ile. Köydaşlarının onu bağlı ve infaz edilmiş şekilde bulmalarını istemiyordu. Aksine Rui'nin dövüşerek öldüğünü düşünmelerini dileyecekti. Üstünü de arayacaktı az önce öldürdüğü adamın. Belki işe yarar bir şeyler bulabilirdi. Sonrasında bulduklarını ve kestiği misina parçasını toplayarak Susumu'ların yanına doğru koşmaya başlayacaktı. İçine girdiği kasvetli havayı değiştirmesi gerekiyordu. Az önce yaptıklarını zihninin karanlık odalarından birisine kilitleyerek yüzüne hafif bir gülümseme yerleştirecekti.

"Kimsenin başına bir şey gelmeden ortamdan uzaklaşabildiğimiz için tebrik ederim takım! Hepinizle gurur duyuyorum."

Öğrencilerine hitaben söylediği bu cümlenin ardından Susumu'ya doğru yaklaşacak ve daha ciddi bir ton ile "Üzgünüm." diyecekti.
Image
► Show Spoiler
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 2961
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Susumu & Teki] Savaş Sisinin Gizledikleri

Post by GM - Naruto » March 15th, 2026, 1:06 pm

Susumu laflarını ettikten sonra, adamın eşyalarını toparlarken konuşmaya başlıyor Rui. "Ağdalı laflarını sikeyim, soylu piçi seni! Bu kadar kolaymış demek ki Kusagakure'liler için başka birisini öldürmek!" diyor, ardından derin nefesler almaya başlıyor. Göğsünün inip kalktığını görebiliyorsunuz.

Teki ona doğru yaklaşırken ayakları ile tekrar yeri debeliyor adam. Susumu ve çocuklar ise ortamdan çıkıyor. Çocuklar arada sırada arkalarına baksalar da, bir noktadan sonra ağaçların arasında kayboluyorlar. Teki'yi görmeyeceği bir noktaya geldiğinde, Susumu ve çocuklar durup onu beklemeye başlıyorlar. Bir noktadan sonra, "PAT!" sesi duyuluyor ve bir kuş sürüsü ağaçların arasından yükseliyor.

Bir dakika kadar sonra ise, Teki ortama geliyor.





Teki: Adama yaklaşıyorsun. Suratındaki sakinlik yerini korkuya bırakıyor. Gözlerinin etrafı kırışıyor, çenesini kasıyor. Yeri eşeliyor ayakları ile ve sağa, sola kıvranıyor. Sen laflarını ederken etrafa bakıyor, belki bir şey aklına gelir, belki birilerini görür diye. Ancak bu arayışları sonuçsuz kalıyor.

Derin derin aldığı nefesleri hırıltıya dönüşecek kadar sertleşiyor. Kastığı çenesinin ardından sana "Kapat lan çeneni! Yap bitir şu işi de kendine söylediğin yalanları daha fazla işitmek zorunda kalmayayım!" diyor, yüksek bir ses tonuyla.

Tekniğini hazırlıyorsun. Bir elini adamın çenesinin altına, diğerini de kulağının arka tarafına konuşlandırıyorsun. Adama bu mesafeden çok yakınsın; gözlerindeki korku öyle bir seviyede ki göz bebekleri ufacık kalmış durumda. Kafasını bir sağa, bir sola savuruyor ancak senin nişan almanı pek engelleyemiyor. Derin derin nefes alıyor ve arada korku inlemeleri çıkartıyor ince bir ses tonuyla. Ağladığını görüyorsun.

"Hayır, hayır yapm-"

Tekniğine odaklanmayı bitirdiğinde, vakit geçirmeden ateşliyorsun. Ateşlemeden hemen önce bir şeyler söylemeye çalışsa da, lafları yarım kalıyor. Sert bit "PAT!" sesi yükseliyor ve ormanın içinden kuş sürüleri yükseliyor.

Kurşunlar adamın kafasını 2 farklı yerden delip, literal anlamda, beynini dağıtıyor. Adamın gözleri hızla yukarı, pek mümkün olmayacak kadar geriye gidiyor. Kurşunların hızı ile önce adamın kafası geriye doğru savruluyor, ağacın kovuğuna sertçe çarpıp önüne düşüyor. Adamın kafasında açılan 4 delikten, ağzından ve burnundan kanlar akmaya başlıyor.

Suratına ve göğsüne bir miktar kan bulaşmış olduğunu fark ediyorsun. Misinaları kesiyor ve yanına alıyorsun. Patates çuvalı gibi yana düşüyor ceset ve toprağı sulamaya başlıyor kan. Vakit kaybetmeden geri dönüyorsun.





Teki, grubun yanına geldiğinde Genin'lerin birbirlerine bir şey demeden baktığını görüyor. Susumu da aynı şekilde sessiz. Teki yüzüne yerleştirdiği gülümseme ile konuşuyor. Üstündeki kan, bu gülümsemesine ciddi oranda bir tezatlık katıyor. Susumu'ya yaklaşıp sözünü ilettikten sonra, bir sonraki adımınızı düşünmeye başlıyorsunuz. Genin'ler ise Teki'nin onlara ilettiği laflara karşılık basitçe onaylama sesleri çıkartıyorlar, "Haaaai..." diyerek. Olayları sindirmeleri lazım olduğunu anlamak için empati ustası olmaya gerek yok.

Bir sonraki adımınızı düşünürken, Aklınızdan bir kaç olguyu geçiriyorsunuz. Adamın telsizi vardı. Sizi bulmadan önce Kusagakure'li shinobileri gördüğünü bir şekilde iletmiş olabilir. Susumu'nun tekniği her ne kadar yakın zamandaki anılara rahatça ulaşabiliyorsa bile detaylar bulanık olduğu için, eğer çok minimal bir sinyal gönderdiyse bu ilk anılarda gezişte ortaya çıkmamış olabilir. İkinci veya üçüncü seansta bu konuda çok daha net bir fikir edinmiş olabilirdiniz. Ancak, haber vermediği için ilk seansta görmemiş de olabilirsiniz.

Problem, haber verip veremediğinden emin olmamanız.

Haber verildiği senaryoyu düşünüyorsunuz. Adamı öldürmeden bırakmış olsaydınız, araştırma yapmaya gelmiş ve kendini korumuş bir grup Kusagakure shinobisiydiniz. Ancak adamı öldürmüş olmanız artık olayı bambaşka bir boyuta çeviriyor. Konu "araştırma yapmaya geldik"'den, "Gizli operasyon yürütüyoruz ve bunun için birilerini öldürmeye hazırız"'a dönüşmüş oluyor.

Tanigakure ve Kusagakure arasında aktif bir savaş veya çatışma yok, burası efektif olarak Kusagakure'nin hak iddiaa ettiği bir toprak da değil. Bunu da hesaba kattığınızda, adamın ölmesi hususu eğer açığa çıkarsa ciddi bir miktarda başınızı ağrıtacak bir hususa dönüşüyor.

Haber vermediği senaryoda ise, şimdilik bir problem yok gibi görünüyor. Ancak ileride yapacağınız operasyonlarda bu olayın Kusagakure üzerine kalabilitesi de var.

Birbirinizin suratına baktığınızda aynı şeyi düşündüğünüz aşikâr. Şu an tek yapabileceğiniz şey, adamın Kusagakure'li shinobiler gördüğünü birilerine iletmediği ihtimali için dua etmek.

Miyacho'nun "Sensei, ne düşünüyorsunuz?" demesi ile ikinizin de düşünceleri dağılıyor.
Off Topic
Yapacağınız başka bir şey yok ise, döndüğünüze dair bir RP alabilirim.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
User avatar
Kitamura Susumu
Kusagakure
Kusagakure
Posts: 328
Joined: August 31st, 2018, 1:49 am
Location: Kalbiniz :)))(
Künye:

Re: [Susumu & Teki] Savaş Sisinin Gizledikleri

Post by Kitamura Susumu » March 17th, 2026, 3:37 am

Çocuklarla beraber ağaçlıktan ayrılmış, Teki ve Rui'yi arkamızda bırakmıştık. Çok bir vakit geçmese de sonu olmayan bir koşu gibi hissettirmişti bu kısa yolculuk bana. Atladığım her ağaç dalı küfür edercesine çatırdıyordu ayaklarımın altında ve Rui'nin savurduğu her laf tekrar kulaklarımda çınlıyordu. Kolay mıydı gerçekten birinin canını almak? Eğer öyleyse göğsüme oturan bu fil nedendi? Bu kadar canımı sıkacaktıysa neden ikna edememiştim Teki'yi, neden engel olamamış, daha doğrusu engel olmamayı tercih etmiştim? Dostlarım, silah arkadaşlarım... Benim için her şeyden önce gelmelerini bir noktaya kadar anlayabilirdim. Beni kör etmelerine, laflarını ikiletmemelerine ne zaman izin verir hale gelmiştim? Doğru düzgün muhattaplığım bile yoktu Teki ile, neden bu herife bile gıkını çıkaramayacak kadar pısırık bir hale bürünmüştüm? Neredeydi eskiden esip gürleyen ben? Sadece onursuz bir piç değildim anlaşılan, Rui az bile etmişti o laflarını bana. Onaylanma hissine muhtaç, ilgi meraklısı, korkak, vicdansız, iğrenç bir pislik... Yaşamasına izin verecek kadar cesaretim olsaydı eğer, bana cuk oturtacağı sıfatları uzardı daha da.

Çocuklara bir dur emri vermediğim halde gizlice anlaşmışcasına bir noktada ilerlemeyi kestik ve aşağı indik. Sırtım onlara dönük bir şekilde durmayı tercih edip elimin tersiyle sol gözümü sildim sert bir hareketle. Kaşım gözüm sündü, saçlarımın bir kısmı acıyla çekildi, gözümdeki boyanın büyük bir kısmı elime bileğime her yere bulaştı. Gergin olduğumu hissediyor olmalıydı çocuklar, gizlemeye çalışmıyordum sonuçta. Ben de onların tedirginliğini hissedebiliyordum ve her konuda olduğu gibi bu konuda da büyük bir suçluluk payına sahip olduğumu hissediyordum. Boş boş konuşmama maruz bırakmıştım onları ve tüm o söylediklerimin üzerine birinin öldürülmesine uzaktan şahit olmak zorunda kalmışlardı yine de. Çenemi kapalı tutsam ya da şu triplere girmesem daha çabuk kabulleneceklerdi ama hayır, olmazdı değil mi? Tüm bunlar yetmezmiş gibi onları bir de Senpai'lerinin varoluş krizine şahit bırakıyordum, her şeyin yolunda olduğunu duymaya ihtiyaçları olan şu anda.

Can sıkıntısı ile bir topuğumu vurdum toprağa yaptığım her bir boku hatırladıkça. Boş boş yeri izlemeye başladım bitik bir halde. Sadece çocuklar neydi ki? Çadırlara bok bok atlayıp Rui'yi yakalamak zorunda mıydım, bok mu vardı maymunları ateşin ortasına atacak bir plan yapmıştım? Ne halt yemeye böyle bir göreve gelmiştim, sınırda ya da köyde kalıp köylülerden kim doğuracak, hangisine aşı yapılacak takip etsem olmuyor muydu? Iori'nin tek bir selamı beni bu kadar gaza getirmişti... Ancak şimdi yaptığımız şey ortaya çıkarsa onun bu görev uğruna verdiği bütün emekler heba olacaktı belki de. Artık o sikik taşı bulmaktan, bulamıyorsam da o lanet cehennemde ölüp gitmekten başka çarem yok gibiydi. Bu da bir korkaklıktı, değil mi? Köşeye sıkışınca çareyi ölümde aramak.

Uzaklardan gelen ani ses ile az önce gözümü sildiğim elim suratıma kapandı. Burnumun çatını tutarak gözlerimi pişmanlıkla sımsıkı kapattım "Ugh..." diye bir ses çıkararak. Sesi duymam yetmişti Rui'yi nasıl öldürdüğüne dair anlık ihtimallerin kafamda canlanmasına. Bu kısmı düşünmek hiç istemediğim halde aklım nereye hedef aldığına gidip durmaya başlamıştı. Rui'nin nasıl ölümü karşıladığına, son sözlerinin ne olduğuna, ne kadar kanın aktığına... Burnumu daha da sıktım, alnımı ovaladım biraz, "Sikeyim... Yaptı cidden." diye mırıldandım kendi kendime. İçimde ufak da olsa vazgeçip geri geleceğine dair bir umut taşımıştım belli ki. Ancak bu umut, boş yere ateş ettiğine ve aslında adama hedef almadığına dair bir başka umutla beraber uçup gitti Teki yanımıza geldiğinde.

Bir şey demeden suratına baktım bir süre, yanaşıp üzgün olduğunu söylediğinde. "Ne tanıdık bir görüntü." diye aklımdan geçirdim. Kan ile lekelenmiş bir surat, mavi gözler. Lakin bugün bu görüntü karşımdakinin yüzünü kolumun yeniyle narince silmeye itmiyordu beni. Doğru olanı yaptığını söyleyerek telkin ettirmiyor, konuyu değiştirecek şakalar getirmiyordu aklıma. Aksine var gücümle dalıp dövme isteği kabarıyordu içimde suratına baktığım her saniyede. Yumruklar atmak, kafamı geçirmek, daha da kan içinde bırakmak istiyordu canım. Kaşlarım iyice çatıldı, bir an şahsına küfür edecek gibi hissettim kendimi, ancak engel oldum. Teki'ye olan öfkem bir bahaneden öteye gidemezdi. Engel olmamayı tercih etmiştim ve o da en iyi bildiği şeyi yapmıştı günün sonunda. Bu şeyin de öldürmek olması sadece onun problemi olmuyordu rıza gösterdiğim bir senaryoda. Dahası, düşünülmesi gereken problemler de vardı. Rui'nin ölümünün sorumluları olduğumuz ortaya çıkarsa yaşanacak problemler gibi ve benim şu an Teki ile küfürleşmeye başlamam işleri daha da kompleks bir hale getirecekti. Nasıl ki taşı bulmaktan başka şansımın kalmadığını kabullendiysem, Teki'nin de bu problemleri anlayıp çözüme odaklanmasını sağlamam gerekliydi.

Durumdan hiç de hoşnut bir halde olmadığımı Teki'den saklamaya çalışmadan sabır dolu bir nefes aldım. Göğsüm iyice şişti ve yavaş yavaş geri verdim bu nefesi."Başarısız olamayız artık, öyle bir şansımız kalmadı bu olaydan sonra. Ya öleceğiz, ya da o chakra sikini bulacağız. Bu bir." diye başladım konuşmaya. "Olur da ölmedik, ve yine bir göreve çıktık... Eğer ki beni bir daha böyle bir durumun içine sokarsan senin a..." Ufak bir nefes alıp laflarımı toparladım. "Senin yüzüne bir daha bakmam, hiçbir kararına destek olmam. Umrunda olsun ya da olmasın. Bu da iki."

Sırtımdaki parşömenin ipini çözüp koca ruloyu Teki'ye doğru "Taşı pezevenk." dercesine ittirdim. Ardından Rui'nin katanasını iteledim rulonun üzerinden. "Aha bunlar da üç. Buralarda katana tamir edebilen bir usta bulamayacağımıza göre, senin kullanman daha mantıklı." diyip önden yürümeye koyuldum. "Dönelim artık. Yoksa sigarasızlıktan ve derbederlikten şuracıkta kendimi sikmeye başlayacağım."
Image
Künye
İsim: Kitamura Susumu
Yaş: 22
Cinsiyet: Errkek
Boy: 171
Kilo: 50
Element: Raiton
Köy: Kusagakure
Seviye: B - Rank
Rütbe: Tokubetsu Jounin
Nam: Silüet
Puanlar
GP: 75
VP: 15
PP: 5

Image

Linkler
Karakter Kartı
Gelişim
Dükkan
Teknik Geliştirme
Teknik Yaratma
Mod Yaratımı
Efsanevi Yaratık Kaydı

Profil
Güç: C - Rank
Çeviklik: C - Rank
Potansiyel: C - Rank
Kondisyon: D - Rank
Zihin: B - Rank
Varlık: C - Rank

Beceri Listesi
[Güç] Atletizm: F
[Çeviklik] Akrobasi: F
[Çeviklik] El Hassasiyeti: F
[Çeviklik] Saklanma: F
[Kondisyon] Form: F
[Potansiyel] Ninshuu: F
[Varlık] Aldatma: F
[Varlık] Empati: F
[Varlık] Sosyalleşme: F
[Zeka] Farkındalık: F
[Zeka] İzcilik: F
[Zeka] Bilim: F


Teknikler
Genjutsu: Rakumei no Jutsu, D Rank
Genjutsu: Teishi no Jutsu, C Rank
Genjutsu: Jubaku Satsu, B Rank
Genjutsu: Shibou no Jutsu, B Rank
Genjutsu: Magen: Bunshin, B Rank
Genjutsu: Omotsuki, A Rank
Ninjutsu: Ninpou, Shunshin, D Rank
Ninjutsu: Raiton, Ikazuchi no Kiba, C Rank
Ninjutsu: Raiton, Raijin no Tate, B Rank

Stiller ve Kabiliyetler
Stil: Ayatsu, D Rank
Stil: Musatsu, C Rank
Kabiliyet: J Kesiş (Musatsu, C Rank)
Kabiliyet: Çift silah Kullanımı (Musatsu, C Rank)

Yönelimler
Iryou-nin, A Rank

Karakterin Üzerinde Bulunan Ekipmanlar/Eşyalar
Cennet Küpeleri. Iori'den hatıra.
Medikal At Arabası
Tantou, Dayanıklı, Hasarı Yüksek, Özel Görünüm
File İçlik, Dayanıklı
Panço

Standart Ekipman Çantası - Sol Bacak
3 Kunai
5 Shuriken
5mt. Sentetik Misina
1 Patlayıcı Parşömen
2 Sis bombası

Uyluk Çantası - Sağ Bacak
Senbon, 20'li Paket
Patlayıcı Parşömen, 3 Adet
Kunai, 3'lü Paket
Shinobi Hapları, 3'lü Paket (1 Kan, 2 Chakra)

Medikal Çanta - Bel
içinde siksok bişiler var işt

Alın Bandı
Aslen alnında taşıyor, şu an ise malikanede bırakıldı.



Özellikler
-
User avatar
Kasumikage Teki
Kusagakure
Kusagakure
Posts: 429
Joined: October 22nd, 2018, 2:54 am
Künye:

Re: [Susumu & Teki] Savaş Sisinin Gizledikleri

Post by Kasumikage Teki » March 24th, 2026, 9:32 pm

Cansız bir halde yere yığılmış adama son bakışını attıktan sonra üstüne bulaşan kanların farkına varmamış halde dönmüştü takımın yanına Teki. Yüzündeki gülümseme ile bir katilin görünüşüne sahip olmayacağını düşünürken, kan lekeleri yüzünden daha da psikopat bir katil gibi görünür olduğunun ise hiç farkında değildi. Çocukların olaydan bir tık etkilenmiş olacağını görebiliyordu ancak bu konuda kötü hissetmiyordu kendisini. Hatta işine bile geliyordu öğrencilerinin birinci elden böyle bir duruma tanıklık etmesi. Yaşadıkları dünyanın bilicinde olmalarını istiyordu onların. Gün gelecek onlar da aynı Teki gibi savunmasız birinin canını almak zorunda kalacaklardı elbet. Kusagakure için gerekirse bunu yapabilecek olduklarının farkındalığı ve zorunluluğunu onlara çok hoş olmayan bir yolla olsa da göstermişti böylece Teki.

Susumu ise Teki'nin beklemediği kadar hoşnutsuz duruyordu. Onun da kendisi ile aynı düşünce yapısına sahip olmasını çok istiyor olsa da tamamen farklı insanlar oldukları Susumu'nun tavrı ve konuşmasından net bir şekilde belli oluyordu. Görev arkadaşının ağzından dökülen ilk cümleyi duyması ile aynı anda üstüne bulaşmış olan kan lekelerini de fark etmişti. "Ha siktir..." diye fısıldar şekilde şikayet ettikten sonra eliyle üstünü başını silmeye başlamıştı Rui'nin kanını olabildiğince temizleyebilmek için. Pek işe yaramıyordu gerçi bu hareketi. Yüzündeki kanı az da olsa silebilmiş olsa da kıyafetine bulaşan lekeler için sağlam bir yıkamaya ihtiyaç duyacaktı. Sevmiyordu kan lekesi temizlemeyi. Zor geçiyor ve uğraştırıyordu...

Susumu'nun bir heybetle sarf ettiği ikinci parti cümlelerinden sonra ise kaşları istemsizce çatılmış ve bakışları Susumu'ya kenetlenmişti. "Üzgünüm ancak bunun sözünü veremem Susumu-san. Köye veya öğrencilerime tehlike oluşturabilecek her kimseyi aynı soğukkanlılıkla bu hayattan koparabilirim. Bunun için üzgün veya pişman değilim. Senden de bunu yapmanı beklemem ancak karşımda olmanı da kabul edemem." Sözleri bittiği gibi Susumu, Teki'ye doğru çaldıkları parşömeni ittirmiş ve Rui'nin katanasını vermişti. Az önce çok derin şeylerden bahsetmiyorlarmışcasına tekrar bir gülümseme yerleşmişti Teki'nin yüzüne. "Teşekkür ederimmmmmm!" Hem parşömeni çaldığı için mutluydu hem de yeni bir katanası olduğu için heyecanlıydı. Özellikle Kitsune'nin güncel durumu düşünüldüğünde yeni bir silaha hiç olmadığı kadar ihtiyacı olduğundan ötürü Rui'nin katanasını eline almak fazlasıyla rahatlamasına sebep olmuştu. Rui'nin güçlerinin kendine ait mi yoksa katanası sayesinde erişebildiği güçler olup olmadığı konusunda bilgisi olmasa da bu katanayı kullanmayı denerken öğrenebileceği ve tecrübe kazanabileceği bir konuydu. Yerde duran parşömeni de alıp sırtına astığı gibi keyifli bir şekilde devam etmeye başlamıştı adımlarına.

"Rui'nin bizi gambazlamama ihtimali olduğunun farkındayım." Peşlerinden yürüyen öğrencilerine dönmüştü yürümeye devam ederken. "Çocuklar siz de dinleyin." Öğrencilerinin dikkatini üstüne çektiğinden emin olduğunda tekrar önüne doğru dönerek devam etmişti adımlarına ve konuşmasına. "Az önce yaşananlar keyif aldığım veya sırf istediğim için olmadı. Yapılması gereken bir şey olduğu için yaşandı. Rui hem tiplerimizi, hem köyümüzü hem de isimlerimizi öğrenmişti. Bu bilgilerle birilerine gitmesi bizi olduğu kadar köyü de zor durumda bırakırdı. Bu yüzden de ölmesi gerekti. Biliyorsunuz ki gizli bir görevdeyiz. Bu yüzden de önceliğim gizlilikti ve bu uğurda Rui'nin aramızdan ayrılması gerekti.

Sırtına astığı parşömeni hafif bir sıçrama hareketi ile düzeltmiş ve Rui'nin katanasına bakmıştı bir kez daha. "Şimdi geri dönüp şu parşömende ne varmış onu öğrenmeye odaklanalım. Gelecekte olması muhtemel durumlar için şimdiden canımızı sıkmaya gerek yok bence." Tekrar öğrencilerine dönmüştü yürüyüşüne devam ederken. "Sizden sorgumuz sırasında bizi dikkatli izlemenizi rica etmiştim ancak Susumu-san'ın mükemmel etkileyici tekniği sayesinde pek bir şey inceleyemediniz. Bu yüzden bana bugün ders çıkardığınız şeylerden bahsetmenizi istiyorum. Ayrıca her birinizin diğer takım arkadaşlarının yanlış hareketlerine dair eleştiride bulunmasını da istiyorum. Bakalım herkes birbirini iyi inceleyebilmiş mi."

Öğrencilerine konuşacakları ve düşünecekleri bir konu vermişken aynı zamanda onların kendi düşünceleri içinde kaybolmasını da engellemeye çalışıyordu aslında Teki. Çocukların yaşanan olaya nasıl tepki vermekte olduklarını da konuşmaları ve tavırlarından anlamaya çalışacaktı elinden geldiğince. Ortamın gergin bir sessizlikte kalmasını da istemiyordu aynı zamanda.

Kendisi de bir an evvel geri dönmek istiyordu artık. Yorulmuştu ve dinlenmek istiyordu. Tabii dinlenebilecek ise...
Image
► Show Spoiler
User avatar
GM - Naruto
Game Master
Game Master
Posts: 2961
Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm

Re: [Susumu & Teki] Savaş Sisinin Gizledikleri

Post by GM - Naruto » March 31st, 2026, 5:53 pm

Katana standart görünüyor. Seri üretilmiş, silah dükkanlarında satılan cinsten. Tek fark bu numune shinobiler için verilen toplu sipariş için üretildiği bariz belli. Bu bağlamda dayanıklı görünmekte.

Susumu eşyaları Teki'ye veriyor. Aralarında kısa bir konuşma geçiyor. Miyacho ise sorusu havada kaldığı için, biraz utanmış ve sıkılmış bir şekilde önüne dönüyor.

Teki, ardından laflarını ediyor. Geninler sessizce kafasını sallıyor sadece. Ortamın sessiz kalmaması adına yönelttiği isteği doğrultusunda Teki'nin, geninler aralarında bir şeyler söylüyorlar. Laf geçiştirmek için birbirlerinin zıplama tekniklerini falan eleştiriyorlar. Çok gönülsüzce yaptıkları belli olan bu göstermelik seansı, Seito'nun "Öldürme konusunda Sensei gibi gözü kara olmalıyız. En büyük eksiğimiz bu bence." demesi bitiriyor. Bunun üzerine Haruka veya Miyacho'dan ek bir yorum gelmiyor.

Yolun geri kalanı boyunca geninler çok fazla bir şey konuşmuyorlar. Düşüncelere dalıp sizin gibi olan biteni sindirmek istedikleri belli.

Bir kaç saat sonra gizli yerleşkeye geri varıyorsunuz.
Off Topic
Teki Kitsune'ye "kırık" ibaresi eklemeli. "Dayanıklı" etiketli bir adet katana yazmalı.

Konu sonlanmıştır. Konudaki oyuncular aşağıdaki ödülleri kazanmışlardır:
  • 75 GP
  • 2 PP
  • 1 Stat Gelişim Hakkı
Puanlarınızı harcayabilirsiniz.

Yeni konu, [Kurosawa Haru] Ziyaret konusu ilerleyip zaman çizgisi oturunca açılacaktır.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
Locked

Return to “Tanigakure Yerleşkesi”