İkiniz de sabahın erken saatlerinde hazırlanmaya başlıyorsunuz. Güneşin ilk ışıkları bu mahzene ulaşmasa da biyolojik saatiniz ve askeri disiplininiz sayesinde hazırlıklarınızı vakitlice bitiriyorsunuz. Kizashi ise çoktan ayakta. Sizden sonra da yatmış olmalı.
Şöyle bir düşündüğünüzde onu uyurken gördüğünüzü hatırlamıyorsunuz. Eğer uyumuşsa bile sizle birlikte uyumamış olmalı.
Tüm bunları kafanızdan silen bir dinç ve enerjik sesiyle size durumu aktarıyor. Bu esnada vücudunuzdan uykunun son demlerini de atıyorsunuz.
"Buradan güneye ineceksiniz. Çok uzaklaşmanıza gerek yok, yaklaşık 2-3 saatlik bir yolunuz var. Tanigakure, Kinkawa adında terkedilmiş bir kasabayı üs olarak kullanıyor. Buraya ulaşmanızı, olabildiğince fazla bilgi edinmenizi ve dönmenizi bekliyorum. Temel beklediğim bilgiler kaç kişiler, arayışlarında ne kadar ilerlemişler, ne kadar hızlılar ve genel atmosfer. Bunlara ek olarak operasyonun başında kimin olduğunu öğrenmeniz de bize artı puan kazandıracaktır."
Derin bir nefes verdikten sonra temkinli gözlerini size çeviriyor tekrar.
"Şunu hatırlatayım, Tanigakure ile savaşta veya açık bir çarpışma halinde değiliz. Köylerimiz barış halinde. Bir kışkırtma durumu yok, bizim bölgemize girme durumları veya sınır tehditi yok. Aksine biz onların duyurduğu ve kendi askeri kontrolleri altında tuttukları bölgede bir operasyon yapıyoruz. Yani buradaki barış durumu angajman kurallarını bozan taraf biziz. Bu konuda fit olalım."
İkinizin de konuyu anladığını düşündüğü noktada devam ediyor.
"Şimdi. Tanigakure'nin benim casus ağımdan haberi yok. Efektif olarak bizim burada bir operasyon düzenlediğimizi de bilmiyor. Yani fark edilirseniz ve Kusagakure'ye bağlı birer shinobi olduğunuz ortaya çıkarsa bu dünyanın sonu değil. Tanigakure illa onların işine burnumuzu soktuğumuz noktasında bazı sorular yöneltecektir Kusagakure yönetimine ama o noktada top Gyaku'ya gelmiş oluyor. Aktif olarak onları kışkırtıp bir operasyonun olduğu kokusunu burunlarına vermediğiniz sürece bu göreve nasıl yaklaştığınız size kalmış."
Tekrardan bir derin nefes verdikten sonra Genin'ler de dahil olmak üzere hepinizi sakince süzüyor. "Sorular varsa alayım ancak fazla vaktimiz yok, bu kısmı kısa tutalım." dedikten sonra sakince ellerini önünde birleştirip beklemeye başlıyor.
Off Topic
Yeri geldiğinde, önemli durumlarda Genin'ler ile alakalı tasvir ve konuşma yapıyor olacağım ancak genel yönlendirmelerini ve tavırlarını Teki'ye bıraktım.
"Sizi ay parçası gibi dev bir kıza emanet ediyorum bir süre. Biraz sert görünür ama iyi biridir, merak etmeyin." Uyanmış, yattığım yeri toparlamış, arabayı son bir kez kontrol etmiştim. Mahzene inmeden hemen önce de bi' tüttüreyim demiş, tüttürürken de bir yandan atlarla yüz-göz olmaya koyulmuştum. Bir elim sağdakinde, bir elim soldakinde, bazen yelelerini okşuyor, bazen de duraksayıp düşüncelerimi iletiyordum kendilerine. "Eh, böyle olması gerekti. Yoksa burada günler boyunca yalnız kalacaktınız." Uzayan külü sağ elimle döküp, devam ettim. "Yalnız kalmanıza da içim el vermezdi. Böyle en azından kıza da bir faydanız olur." dedikten sonra son bir kez okşadım yelelerini. "Haru-chan'a zorluk çıkarmayın tamam mı? Hadi, kalın sağlıcakla." diyerek sigaramı söndürdüm ve malikaneye ilerledim. Mahzene indim.
Herkes buradaydı, benim kadar hazır ve de nazırlardı. "Günaydın." diye girdim ortama. Haru'ya "Araba hazır. Fazla yanlama da kayışlar kopmasın." dedikten sonra Kizashi'nin karşısında yerimi aldım. Bir an önce son sözlerini dinlemek, buradan ayrılıp kendimi göreve vermek istiyordum. Odaklanmalı, kafamı meşgul tutmalı, Iori meselesini kafamdan uzaklaştırmalıydım. Bu yüzden de Kizashi'nin vereceği her bir bilgi tanesini muhtaçmışımcasına dinleyip kafama sokmalıydım. Benim gitmeye hazır olduğum kadar, Kizashi de bizi def etmek için bir o kadar hevesli olmalıydı ki, laf salatasını transit geçmek suretiyle nereye gideceğimizi anlatmaya başladı güçlü bir ses ile. Nereye gideceğimizi, Tani'lilerin nereyi üs bellediklerini birbir anlattı, bizden beklentilerini ve karşılaşırsak neler olabileceğini de.
"Senin casus ağından bizim bile haberimiz yoktu." diye kafamdan geçirdim, Kizashi artık son cümlelerini kurarken. "Hani şu Iori'yi köyden koparıp kattığın ağ." Evet, uyumadan önce girdiğim derin düşünce spirali Kizashi'ye olan kıl kapışımı yok etmek yerine, onu sevmediğim kanaatine dönüşmüştü. Onu kurtardığımız görevde zihninin delinip geçilmediği muammaydı, sırf bu sebepten ötürü tecrit edilmiş ve yok olmuştu. Şu an her şeyin yolunda olduğu ve bizi felakete sürüklemediği ne malumdu? Garip hareketleri, anlam veremediğim mimikleri. Ben mi okuyamıyordum yoksa gerçekten ayrı bir cins miydi? Tabi, bir de şu kehaneti vardı değil mi? Yağmur ülkesine bana kurduğu cümleleri... "Dokuz kalp atışı." demişti o gün. Sahi, güneşin ulakları vermişler miydi garabetleri?
Eh, hal böyle olunca, tüm bunların üzerine Iori'yi çekip götürmesi de tuz biber oluyordu bu acayip çorbaya.
Çatılmaya başlayan kaşlarımı toparlayarak zoraki bir şekilde gülümsedim, "Anlaşıldı, Kizashi-san." dedim. Sevmiyordum sevmesine de, belli etmeye gerek de yoktu. "Yolda neden burada olduğumuza dair bir kılıf bulmaya çalışalım biz yine de. Belki olayların etrafından dolaşmamızı sağlayacak 'bahaneler' buluruz. Olabildiğince barışçıl ve 'aptal' davranırsak çatışma riskini en aza indiririz diye düşünüyorum." diyerek Teki'ye ve geninlere döndüm. "Ben alın bandımı burada bırakacağım. Yakalanırsak başka köydenim diye yalan söyleyeceğimden değil, illa anlaşılır o mesele. Ama birilerinin ilk görüşte Kusa'lı olduğumuzu anlamasına da gerek yok diye düşünüyorum. İsterseniz, siz de bırakın." diyerek ayağa kalktım.
Tekrar Kizashi'ye dönerek "Tanigakure'liler hakkındaki bilgileri biz sana getireceğimiz için senin de kısıtlı bilgin vardır diye düşünüyorum Kizashi-san, ama yine de sorayım. Dikkatli olmamızı istediğin bir isim ve tasvir var mı? Görürseniz uzak durun diyeceğin cinsten biri mesela? Dalaşma niyetimiz olacağından değil de, yine de varsa bilelim." dedim. Başka bir sorum yoktu, bu yüzden Kizashi'nin söyleyeceklerini dikkatlice dinleyecektim. Bitirdiğinde ise mahzenin çıkışına doğru yavaş yavaş ilerleyip Takım Teki'yi bekleyecek, onlar da hazır olduklarında artlarından çıkacaktım ben de. Fakat, çıkmadan önce Kizashi'ye son bir kez dönecek, iki parmağımla alnımdan çıkardığım bir selam vererek "Sağlıcakla." diyecektim. "Biz gelmeden Iori dönerse selam söylersin, Kizashi-san"
Profil Güç: C - Rank Çeviklik: C - Rank Potansiyel: C - Rank Kondisyon: D - Rank Zihin: B - Rank Varlık: C - Rank
Beceri Listesi [Güç] Atletizm: F
[Çeviklik] Akrobasi: F
[Çeviklik] El Hassasiyeti: F
[Çeviklik] Saklanma: F
[Kondisyon] Form: F
[Potansiyel] Ninshuu: F
[Varlık] Aldatma: F
[Varlık] Empati: F
[Varlık] Sosyalleşme: F
[Zeka] Farkındalık: F
[Zeka] İzcilik: F
[Zeka] Bilim: F
Teknikler
Genjutsu: Rakumei no Jutsu, D Rank
Genjutsu: Teishi no Jutsu, C Rank
Genjutsu: Jubaku Satsu, B Rank
Genjutsu: Shibou no Jutsu, B Rank
Genjutsu: Magen: Bunshin, B Rank
Genjutsu: Omotsuki, A Rank
Ninjutsu: Ninpou, Shunshin, D Rank
Ninjutsu: Raiton, Ikazuchi no Kiba, C Rank
Ninjutsu: Raiton, Raijin no Tate, B Rank
Stiller ve Kabiliyetler
Stil: Ayatsu, D Rank
Stil: Musatsu, C Rank
Kabiliyet: J Kesiş (Musatsu, C Rank)
Kabiliyet: Çift silah Kullanımı (Musatsu, C Rank)
Mahzenin karanlığına gözlerini açmıştı Teki. Dışarıda sabah olmuş muydu emin değildi ancak biyolojik saatinin onu yanıltmıyor olduğunu düşünerek uyanma vaktinin geldiğini anlamıştı hızlıca. Yattığı yerden yavaşça doğrularak üzerine çökmüş uykunun son kırıltılarını da omuzlarından silkeleyerek ayağa kalmıştı. Sessiz bir sabaha başlamıştı kendi adına. Ovuşturduğu gözleri ile çevreye göz atmıştı önce. Mahzende öğrencilerinden kaynaklı olarak bir hareketlilik vardı. Hatta Seito göreve çıkacaklarından olsa gerek fazlasıyla heyecanlı duruyordu. Uyanan Teki'yi gördüğü gibi hızla yanına gelmişti ustasının. "Teki-sensei! Günaydın!!" Yüzüne yerleşen gülümseme ile kendisine mutlu gözlerle bakan öğrencisine gülümsemiş, bir eliyle çocuğun mavi saçlarını okşamıştı. "Sana da günaydın Seito."
Seito'nun konuşması sayesinde diğer öğrencileri de Teki'nin uyandığı fark etmiş ve hemen yanına gelmişlerdi. Hepsiyle tek tek günaydınlaşmıştı Teki. Öğrencilerinin üçü de erkenden uyanmış, eşyalarını toplamış ve göreve hazırlanmışlardı. Mutlu olmuştu Teki. Hem de fazlasıyla. Bu üç çocuğun yaramaz veletlerden, önü açık shinobilere dönüştüklerini görmek inanılmaz bir gurur duymasına sebep oluyordu. Her ne kadar genin olsalar da, üçünün de çok iyi yerlere geleceğini öngörebiliyordu. Bu yolda karşılarına çıkacak engelleri yok etmek ve onları her zorluğa hazırlamak ise Teki'nin işiydi. Susumu'dan geldiğini anladığı ayak seslerine kulak kesildiğinde ona da karşılık olarak "Günaydın Susumu-san" demiş ve güler yüzüyle selamlamıştı görev arkadaşını.
Kizashi'den görevle alakalı bilgileri dinlerken bir yandan düzenli aralıklarla öğrencilerine de göz atıyordu Teki. Dikkatlerinin dağılmadığından emin olmalıydı. Miyacho da ustasının bu huyunu bildiğinden ötürü hem bir yandan Kizashi'yi dikkatle dinliyor bir yandan da ara ara Seito'yu dürterek arkadaşının dikkatinin dağılmamasını sağlıyordu. İstemsizce yüzüne bir gülümseme yerleşmişti Teki'nin. Kendisini tutmasa Kizashi'nin konuşmasını kahkahasıyla bölecekti hatta. Miyacho ve Seito'ya bakmayı da bu yüzden sonlandırmıştı. Yoksa tutamayacaktı kendini. Haruka ise hiçbir dramaya dahil olmadan Kizashi'yi dinliyordu. Duyduğu her kelimeyi zihnine kazıyordu adeta. Etkilenmişti Haruka'nın yüzündeki dikkatten Teki.
Kizashi'nin konuşması bittiğinde söze Susumu girmişti. Alın bandını çıkaracağını söylemiş ve Kizashi'ye bazı ek sorular sormuştu. Sözlerini bölmemişti Susumu'nun. Alın bandını çıkarma konusunda ise çekimserdi. Tanigakure'lilerin bariz shinobiye benzeyen ama alın bandı takmayan kişileri kaçak shinobi olarak algılayabileceğini ve direkt agresif bir tutum sergileyebileceklerini düşünüyordu. Ek olarak tüm takım telsiz takmakta olacağı için daha garip bir imaj çizme ihtimalleri de vardı.
"Alın bandı takmazsak üstümüzdeki silahlar sebebiyle düz sivilden ziyade kaçak shinobi veya haydut sanılabiliriz diye düşünüyorum. Ancak bu bir yandan iyi de olabilir gibi..." Yüzüne yerleşen hin gülümseme ile Susumu'ya dönmüştü bakışları. "Belki de biz kaçak bir shinobiyi kovaladığımız için yolumuz oraya düşmüştür Susumu-san. Şansa bakın ki yakaladığımız kaçak da senmişsin." Kafasına fazlasıyla yatmıştı bu plan Teki'nin. Bu sayede en azından bir şekilde Tanigakure'liler tarafından fark edilirlerse rol yapabilirlerdi. Şahsen durum gerektirirse karşılaştıkları kişilere zarar vermekten çekinmeyecekti Teki ancak bu küçük oyunları sayesinde işlerin hemen agresifleşmesine gerek kalmayabilirdi.
"Benim bir sorum yok Kizashi-san. Susumu-san benim de aklımdaki her şeyi sordu bile."
Öğrencilerinin de Kizashi'ye soru sormadığını fark etmişti Teki. Normalde meraklı çocuklar oldukları için ilk başta bu davranışları Teki'yi şaşırtmış olsa da bunun sebebinin üçünün de içten içe Kizashi'den çekiniyor olması olduğunu biliyordu. Dışarı çıktıklarında Kizashi'ye soramadıkları soruların hepsini kendisine soracaklarından da emindi.
Öğrencilerine dönerek "Size güveniyorum." dedikten sonra mahzenin çıkışına doğru adımlarına başlamıştı bile. Susumu ile plan detaylarını yola çıktıklarında konuşabilirlerdi.
毒
► Show Spoiler
Künye
İsim: Kasumikage Teki
Yaş: 23
Cinsiyet: Erkek
Boy: 1.84
Kilo: 82
Element: Suiton
Köy: Kusagakure
Seviye: B Rank
Rütbe: Jounin
Nam: Sanrı
Profil
Güç: C
Çeviklik: C
Kondisyon: C
Potansiyel: B
Varlık: D
Zihin: C
Beceri Listesi [Güç] Atletizm: F+
[Çeviklik] Akrobasi: F
[Çeviklik] El Hassasiyeti: F+
[Çeviklik] Saklanma: F
[Kondisyon] Form: D
[Potansiyel] Ninshuu: E+
[Varlık] Aldatma: F
[Varlık] Empati: F
[Varlık] Sosyalleşme: F
[Zeka] Farkındalık: F
[Zeka] İzcilik: F
[Zeka] Bilim: F
Teknikler Dokuton; Dokudan Dokuton; Kyousui no Yoroi Atlama; Zırh Refleksi
Suiton: Jousui Suiton: Heisashiki Suiton: Gyourai no Jutsu Suiton: Roteki no Jutsu Suiton: Kakudai no Jutsu Suiton: Mizu Bunshin no Jutsu Ninpou: Shunshin no Jutsu Ninpou: Otonaku Ashi no Jutsu Ninpou: Bunshin Bakuha Ninpou: Kuchiyose no Jutsu; Hiyaki Genjutsu: Rakumei no Jutsu Shigure Kenjutsu; Hadan Shigure Kenjutsu; Hade Suiseiki Taijutsu: Kaidan
Stiller ve Kabiliyetler Shigure Stili (A-Rank) Ek Eğitimler İğne
Enlem & Boylam
Suiseiki Stili (C-Rank) Ek Eğitimler Yönlendirme
Odak
Kizashi Susumu'nun sorusu için önce bir kaç saniye düşünüyor, ardından sakin bir ses tonuyla lafa giriyor. "Açıkçası aklıma gelen spesifik bir isim yok. Ama şunu diyebilirim ki, Tanigakure'liler disiplinlidir. Bu konuda direkt olarak ünlü olduklarını söyleyemem ama hiyerarşi uyumu ve kural takibi noktasında biraz daha sert bir yapıları var diğer köylere göre. Başlarında her kim var ise onun da böyle bir ekolden geliyor olduğunu varsayabilirsiniz."
Ardından, Teki'nin laflarını dinliyor ancak çok ekleyecek bir şeyi olmadığından, masanın üzerindeki kağıtları ve parşömenleri düzenlemeye geçiyor. O esnada üzerinde hep olan hafif dar ve siyah cübbeyi çıkartıyor. Üzerinde bir flak ceket yok ancak flak setin pantolonu mevcut. Giydiği tşörtün kol kısımları bileklerine kadar uzun ve koyu gri-mavi tonlarında. Pantolonu da aynı şekilde. Belinin tam arkasında geniş bir bel çantası mevcut. Sol baldırında da bir shinobi ekipman çantası var. Masanın üzerinde duran bir kaç kağıdı özellikle yığıntının arasından seçiyor ve kısa bir süre göz gezdirdikten sonra belinin arkasındaki çantaya sıkıştırıyor.
İkinizin de Farkındalık anlamında ek bir eğitimi olmadığından, çantanın içerisinde ne var anlayamıyorsunuz fakat Miyacho'nun gözü anlık çantaya takılıyor, ardından bakışları tekrar etrafa kayıyor.
Ardından Susumu'ya doğru ilerliyor Iori ile alakalı yorumuna bir tepki vermeden. "Herşey için teşekkürler. Çok fırsatını bulamadım." diyor omzundan tutarak. Kizashi'den çok beklemeyeceğiniz bir fiziksel temas gösteriyor. Sesinde ufak bir sıcaklık alt tonu yakalıyorsunuz, ancak bu tavır bir kaç saniye sonra tamamen siliyor ve eski, soğuk ve hafif aceleci Kizashi geri dönüyor. Susumu'nun omzunu bırakıyor ve aranızdan geçip, dolaplara doğru ilerliyor.
"Eğer başka bir şey yoksa, yola çıkabilirsiniz. Operasyon süresi 24 saat, yani yarın sabaha kadar buraya gelmemiş olursanız sizi kayıp kabul edeceğim." Diyor size bakmadan. Dolaptan aldığı bir kaç bir şeyi çantasına sıkıştırıyor. Tekrardan ne olduklarını fark edemiyorsunuz, muhtemelen avuç içine sığacak kadar ufak oldukları haricinde.
"Sivil taklidi yapmayı kastetmemiştim." diye hafif bir sesle karşılık verdim Teki'ye, mahzenin kapağına doğru ilerlerken. Bir yandan da üstümü başımı kontrol ederek sigara paketimi aramış, bulunca da "Heh!" efektiyle varlığını teyit etmiş olmanın kısa sevincini yaşamıştım. Teki bir miktar yanlış anlamış gibiydi, benim kaçak taklidi yapmam fikri ise aklıma yatmayan bir şeydi. Şahsen büyük bir yalan olarak görüyordum bunu ve insanları bu konuda aldatabilecek kadar becerikli hissetmiyordum. Eski ben olsa, neyse. Fakat köreldim geçen zaman içerisinde ve bazı güzel duygularım ile beraber birtakım yeteneklerimi de kaybettim. Neyse, bu konu yolda da konuşulabilirdi. Bu yüzden kendimi açıklamaya devam etmedim.
Kizashi, Tanigakure'liler hakkındaki gözlemini iletmişti soruma karşılık olarak. Disiplinliler madem, biz de olabilecek en sert disiplini gösterecektik bu casusluk görevinde. Gizliliğe olabildiğince dikkat ederek uzaktan gözlem yapmamız gerekecekti ve belki de iletişim kurmamıza, birilerini kandırmamıza gerek bile kalmayacaktı. Bir yandan bu kuralcı huyları avantajımıza da gelebilirdi, illa kötü tarafından bakmamak lazımdı. Saat gibilerse eğer, gözlemlerimiz sayesinde devriye ve nöbet değişimi gibi konularda bir örüntü yakalayabilir, bu bilgiler doğrultusunda daha rahat hareket edebilirdik belki de. Tüm bu düşüncelerimi aklımdaki diğer notların yanına, tepelerinde birer yıldızla not ettim.
Son bir kez başımla onaylayıp, Iori'ye selamımı ilettikten sonra arkamı dönerek kapağa sıçramaya yeltendim. Fakat bu hareketim omzumda hissettiğim bir el ile yarıda kesildi. Haru mu gitmeden bir şey diyecek diye arkamı döndüğümde ise Kizashi'yi gördüm ve kaşlarım bir anlığına havaya kalktı şaşkınlıkla. "Ha?" dedim kendime engel olamadan. Teşekkür etmişti, yine. Göreve çıkmayı mı kast etmişti, yoksa yine kurtarma meselesi için miydi bu minneti, tam anlayamamıştım. Kendisine kıl kapmaya başladığımı hissedip arayı ısıtmaya mı çalışıyordu yoksa? Öyle birden kol atması da hoşuma gitmemişti. İki gün önce Iori meselesini hiç açmayıp garip davranışlar sergilemese, bunlardan da öte, şu zihnine müdahele edilme meselesi olmasa, rahatsız olmazdım. Bu sefer bir teşekkürü hakedip haketmediğimi düşünmeden omzumu aşağı düşürerek elinden kurtardım, yine zoraki bir gülümseme ile. Bunun itici ya da saldırgan bir hareket gibi görünmemesi için de özen gösterdim. Suratına baktım herifin ne düşündüğünü ve samimi olup olmadığını anlamaya çalışırken. Bir çıkarım yapamadım. Başımı yukarı aşağı sallayıp, sessiz kalmayı tercih ettim.
Hem, teşekkür etmesine de gerek yoktu aslında. En azından sözel olarak. Başımızı belaya sokmadığı, o güvenmediğim zihni yüzünden sağ gösterip sol vurmadığı sürece sıkıntı yoktu. Bir de Iori'nin başına bir şey getirmediği sürece, evet.
Bu sefer, kapağa cidden yöneldim ve dışarı çıktım Kizashi son sözlerini de bitirince. Eğer Takım Teki'den önce çıkarsam, malikane önünde onları bekleyecek ve bir sigara yakacaktım. Eğer artlarından çıktıysam da iki dakika bekleyip konuşmamız için işaret yapacaktım. Az önce aşağıda düşünüp ertelediğim plan konusunu tekrar gündeme getirecektim başka laflaşmaya girmeden. "Kaçak rolü yapabileceğimi düşünmüyorum. Aldatma konusunda o kadar yetenekli değilim." diye başlayacaktım. "Zaten adamlara yalan söyleme işine varana kadar asıl odağımızı saklanmakta ve gözlem yapmakta tutsak daha iyi. Fakat farkedilme riskimize karşılık ufak, mümkünse gerçeklik payı da bulunduran bir şeyler düşünelim. Yolumuz uzun, aklımıza bir sürü fikir gelir." Takım Teki'nin her bir üyesine göz gezdirecektim devam etmeden önce. "Bir görevdeydik ve kaybolduk. Sizi görünce de neden toplandığınızı merak edip burnumuzu soktuk, gibi. Çok büyük değil ve bir yandan gerçeklik payı da var. Bu tarz şeyler olabilir." diye konuşmamı sonlandırarak bir fırt çekecek ve Teki'yi dinleyecektim.
Profil Güç: C - Rank Çeviklik: C - Rank Potansiyel: C - Rank Kondisyon: D - Rank Zihin: B - Rank Varlık: C - Rank
Beceri Listesi [Güç] Atletizm: F
[Çeviklik] Akrobasi: F
[Çeviklik] El Hassasiyeti: F
[Çeviklik] Saklanma: F
[Kondisyon] Form: F
[Potansiyel] Ninshuu: F
[Varlık] Aldatma: F
[Varlık] Empati: F
[Varlık] Sosyalleşme: F
[Zeka] Farkındalık: F
[Zeka] İzcilik: F
[Zeka] Bilim: F
Teknikler
Genjutsu: Rakumei no Jutsu, D Rank
Genjutsu: Teishi no Jutsu, C Rank
Genjutsu: Jubaku Satsu, B Rank
Genjutsu: Shibou no Jutsu, B Rank
Genjutsu: Magen: Bunshin, B Rank
Genjutsu: Omotsuki, A Rank
Ninjutsu: Ninpou, Shunshin, D Rank
Ninjutsu: Raiton, Ikazuchi no Kiba, C Rank
Ninjutsu: Raiton, Raijin no Tate, B Rank
Stiller ve Kabiliyetler
Stil: Ayatsu, D Rank
Stil: Musatsu, C Rank
Kabiliyet: J Kesiş (Musatsu, C Rank)
Kabiliyet: Çift silah Kullanımı (Musatsu, C Rank)
Susumu, Teki'nin planını çok da beğenmemişti. Her ne kadar anlık olarak aklına gelmiş olan basit bir plan olsa da direkt reddedilmesi içten içe üzmüştü Teki'yi. Ciddi bir durum yoktu. Dramatik yaklaşıyordu sadece olaya. Henüz aklına daha iyi bir plan gelmediği için de bir cevap vermemeyi tercih etmişti Susumu'ya, en azından şu aşamada.
Dışarı çıkmaya hazırlanırken ne olur ne olmaz bir kez daha öğrencilerine göz atmıştı. "Haruka'nın çantası yanında, Seito'nun kunai ve shurikenleri doğru şekilde yerleşmiş, Miyacho ise düzgün şekilde katanasını beline bağlamış." Ciğerlerine öncekine kıyasla daha rahat bir nefes çekerek Haru ve Kizashi'ye "Haydi herkese kolaylar gelsin." demiş ve çıkışa doğru yönelmişti bir kez daha. Susumu'yu görememişti. Onlardan önce dışarı çıkmış olduğunu da o an fark edebilmişti.
Tekrardan temiz hava ile buluştuklarında içini bir rahatlık kaplamıştı. Gün ışığından güç alıyormuş gibi hissediyordu. Genel olarak gece saatlerini sevmezdi Teki. Bir shinobi olarak karanlıktan faydalanıp, karanlığı lehine kullanmayı öğrenmiş olsa da gün ışığında çok daha iyi hissediyordu kendini. Yüzüne de tam bu sebeple gülümseme yerleşmişti hemen. Öğrencilerine dönmüştü. Haruka'nın gün ışığı yüzünden hafif gözleri kamaştığı için Miyacho'ya tutunuyordu. Seito ise dünyanın en ciddi surat ifadesi ile yürüyordu. Görev moduna girmişti bile. "Seito damarların gözükmeye başlayacak yine sakin ol daha ciddileşecek bir durum yok." diyerek öğrencisini biraz daha normal moda düşürmeye çalışmıştı. Burnuna gelen sigara kokusu sayesinde Susumu'nun da onları beklediğini fark edebilmişti hızlıca. Sonrasında görüş açısına da girmişti görev arkadaşı.
Beraber yürümeye başladıklarında Susumu tekrardan Teki'nin planı hakkındaki olumsuz düşüncelerini dile getirmişti. Gayet de mantıklıydı argümanları Susumu'nun. Seito bir noktada aklına gelen mükemmel(!) planı anlatmak için Susumu'nun sözünü kesecek gibi olmuştu ancak Teki'nin saniyesinde öğrencisine dönen tehdit, öldürme isteği ve vahşet dolu bakışlarıyla bunu yapmaması gerektiğini anlamış ve susmuştu.
"Çok daha kafama yattı açıkçası söylediklerin Susumu-san. Senin yalan önerin herkesin daha rahat role girebileceği bir yalan." Miyacho'nun da aklına yatmıştı plan. Yüzündeki ifadeden net bir şekilde anlamıştı öğrencisinin düşüncelerini Teki. Onun böyle durumlarda kafasında plan yapmaya başladığını biliyor ve çoğunlukla bu aşamada daha gergin bir yüz hattına sahip oluyordu. Fakat kendisi veya çevresindeki birisi Miyacho'nun kafasına yatan bir planı dile getirdiğinde yüzündeki gerginlik azalıyor ve daha rahat bir ifadeye sahip oluyordu. Aynı şu anda da olduğu gibi.
Yolda sessizlik olmasını istemediği için merak ettiği bir konuyu dile getirecekti Teki. Susumu'nun bu spesifik konuda da düşüncelerini merak ediyordu.
"Bu arada Susumu-san, olası bir aksiyon durumunda Tanigakure shinobilerine karşı nasıl aksiyon almayı tercih edersin?" Cümlesine devam etmeden önce Susumu'nun gözlerinin içine doğru bakmaya çalışmıştı. Normalde şakalar yapan ve arkadaşça denebilecek bir kişiliğe sahip olsa da şu an Susumu ile ciddi bir şekilde konuştuğunu yeterince belli etmek istiyordu. "Ben şahsen can almaktan çekinen biri değilim. Mesleki deformasyon, daha önce çok kişi öldürdüm ve öldürmeye devam edeceğimi de biliyorum. Karşılaşacağımız olası düşmanları öldürürken de negatif bir duygu hissedeceğimi düşünmüyorum. Bu yüzden senin konudaki görüşlerini merak ettim." Ciddiyetini yavaşta kaybeden yüz ifadesi yerini geniş bir gülümseme bırakırken bakışlarını tekrar yürümekte olduğu yola çevirmiş ve devam etmişti. "Gördüğümüz her kişiye saldırmayacağım tabii ancak ne olur ne olmaz diye..."
毒
► Show Spoiler
Künye
İsim: Kasumikage Teki
Yaş: 23
Cinsiyet: Erkek
Boy: 1.84
Kilo: 82
Element: Suiton
Köy: Kusagakure
Seviye: B Rank
Rütbe: Jounin
Nam: Sanrı
Profil
Güç: C
Çeviklik: C
Kondisyon: C
Potansiyel: B
Varlık: D
Zihin: C
Beceri Listesi [Güç] Atletizm: F+
[Çeviklik] Akrobasi: F
[Çeviklik] El Hassasiyeti: F+
[Çeviklik] Saklanma: F
[Kondisyon] Form: D
[Potansiyel] Ninshuu: E+
[Varlık] Aldatma: F
[Varlık] Empati: F
[Varlık] Sosyalleşme: F
[Zeka] Farkındalık: F
[Zeka] İzcilik: F
[Zeka] Bilim: F
Teknikler Dokuton; Dokudan Dokuton; Kyousui no Yoroi Atlama; Zırh Refleksi
Suiton: Jousui Suiton: Heisashiki Suiton: Gyourai no Jutsu Suiton: Roteki no Jutsu Suiton: Kakudai no Jutsu Suiton: Mizu Bunshin no Jutsu Ninpou: Shunshin no Jutsu Ninpou: Otonaku Ashi no Jutsu Ninpou: Bunshin Bakuha Ninpou: Kuchiyose no Jutsu; Hiyaki Genjutsu: Rakumei no Jutsu Shigure Kenjutsu; Hadan Shigure Kenjutsu; Hade Suiseiki Taijutsu: Kaidan
Stiller ve Kabiliyetler Shigure Stili (A-Rank) Ek Eğitimler İğne
Enlem & Boylam
Suiseiki Stili (C-Rank) Ek Eğitimler Yönlendirme
Odak
Mahzeni terkedip güneye doğru yol almaya başlıyorsunuz. Tepelik ve seyrek ağaçlı arazide yol almaktasınız.
Genin'ler Teki ve Susumu'nun arkasında, kendi aralarında bir şeyler konuşmaktalar. Kendi aranızdaki sohbet sebebiyle ne olduğunu çok duyamıyorsunuz.
Gün ışığı ortamı iyice aydınlatacak bir konumda. Gün doğmuş, öğleye ilerliyor. Eğer koşmaya başlarsanız öğlen olmadan Kinkawa kasabasına varabilirsiniz, diye düşünüyorsunuz.
Off Topic
Genin'lerle etkileşime girmediğiniz sürece istediğiniz kadar tur dönebilirsiniz. Varmak istediğiniz noktada bunu belirtirseniz yolculuk kısmını tamamlamış olacağız.
Geninlerle etkileşime girerseniz GM olarak ben de tur gireceğim, o bağlamda eğer bunu yapacaksanız yeni bir tur dönmek yerine GM turunu bekleyiniz.
Teki benim önerdiğim planı daha uygun görmüş, bir de üzerine lafımın kesilmemesi için öğrencilerinden zirzop olana kem göz etmişti. Gülümsedim oluşan sahneye ve kafamı salladım önce. "Belki kestirme olsun diye bu alandan geçmek istedik de diyebiliriz. Düşündükçe bir şeyler çıkıyor." Adımladım Teki'nin hareketlenmesiyle, başladım yürümeye. "Yol pek kısa değil, sen de bir şeyler düşün Teki-san. Varmadan hemen önce anlaşırız." diyerek yanında sakince yürümeye devam ettim, sönen sigaranın kıçını uzaklara fırlatarak.
Aramızdaki sessizlik, kulaklarıma öğrencilerin arasındaki şamatayı getirse de bu çok uzun sürmedi Teki lafa tekrar girince. Birden göz teması kurarak ciddi bir konuya haşırt girmesi beni bir miktar gafil avladı. İfademi koruyamayıp şaşkınlıkla gözlerimi açtım. Bakışlarımı kaçırıp, düşünceli bir sesle tekrar yola döndüğümde ise konuşmaya devam ederek bana ölüm ve öldürmekle ilgili düşüncelerini açık açık sıraladı Teki. Dinledikçe, açılan gözlerim bir şeyleri tartıp düşünür bir şekilde kısılmaya başladı.
Yanlış anlamamı engellemek için kurduğu son cümle ile ufak bir gülsem de, bir süre cevap vermedim. Öyle hemen ezberden, mantığa uygun bir şekilde cevap verilecek bir soru değildi. Kendimi bazı senaryolarda hayal etmeli ve cevabı aklımda değil de kalbimde aramalıydım, Teki'nin ölümle ilgili düşünceleri beni bir nevi buna itmişti. Zira bahsettiği kişiler, Tanigakure'liler, düşman değildi. Topraklarına sızdığım insanlara nasıl davranabilirdim ki? Onların agresifleşme ihtimali yüksekti, peki ben aynı agresifliği sergileyecek miydim "haksız" konumdayken?
İplemediğimi düşünmemesi için çıkardığım düşünceli mırıltılar, konuşmadan önce bir karar aşamasını geçmeye çalıştığımı hissettiriyor olmalıydı Teki'ye. En sonunda "İlginç bir soru. Daha önce böyle bir durumda kalmadım." diye lafa girdim.
"Yani, karşıdakilerin değil de benim 'düşman' olduğum bir durumda."
"Sanırım olabildiğince pasifize etmeye yönelik davranmayı tercih ederim. Öldürmekle ilgili bir problemim yok. Hatta... Bir şey hissettiğim de söylenemez bunu yaşadığımda." Dönüp, bu sefer de ben ona baktım ciddi bir şekilde. "Fakat karşımızdakiler kendi topraklarında devriye gezen emir kulları olacak. Riaru piçleri ya da başka çapulcular değil. Çoğunun buraya neden gönderildiğini bilmediğine bahse bile girerim. Sırf bizi fark etti diye görevini yapan birini infaz etme kararını kolay kolay alabileceğimi düşünmüyorum. Bayıltmaya, esir almaya çok daha sıcak bakıyorum." Gülümseyip başımı öne çevirdim tekrar. "Tabi sizlerden birinin canı tehlikeye girene kadar geçerli bu düşüncelerim."
Bir kaç saniyelik sessizliğin ardından tekrar lafa girdim. "Madem konu vurma-kırmadan açıldı, birbirimizin savaşma biçimine dair fikir sahibi olsak biraz daha koordine davranabiliriz." diye açtım konuyu, anlatmaya başladım. "Beni az çok biliyorsundur Teki-san, dövüşmek değil iyileştirmek ana odağımdır. Tabi, hiçbir zaman kulağa geldiği kadar böyle 'rahat' olamadım. Hep bir çatışmanın ortasında birilerine dalarken buluyorum kendimi. Böyle durumlarda da biraz Taijutsu, çok az Raiton, çokça da Genjutsu kullanmayı tercih ediyorum."
İşaret parmağımı bilmiş bir şekilde havaya kaldırıp anlatmaya devam ettim. "Şifa yeteneklerimden sonra en çok Genjutsu'ma güvenirim. En sevdiğim tekniklerden biri de Jubaku Satsu. Eğer birine doğru ellerimi uzatmış bir şekilde beni görürsen ve karşımdaki debeleniyorsa, bil ki onu başarılı bir şekilde bağlamışım demektir, istediğini yapabilirsin. Bunun dışında insanları korkutarak odak bozduğum, ya da biraz olsun akıllarını çelebildiğim teknikleri kullanmayı da seviyorum."
Hala havada olan parmağımı indirdim. "Taijutsuda pek anlatmaya değen bir şeyim yok. Tantou kullanarak icra edilen bir stilde geliştiriyorum kendimi. Eskiden, daha iyiydim yakın dövüş konusunda. Fakat yaralandığımdan beri eskisi kadar iyi hareket edemiyorum."
Anlatmam bitince kafamı anlık Teki'ye doğru seğirtip lafı ona pasladım, "Sen nasıl dövüşüyorsun? Neler beklemeliyim senden?"
Profil Güç: C - Rank Çeviklik: C - Rank Potansiyel: C - Rank Kondisyon: D - Rank Zihin: B - Rank Varlık: C - Rank
Beceri Listesi [Güç] Atletizm: F
[Çeviklik] Akrobasi: F
[Çeviklik] El Hassasiyeti: F
[Çeviklik] Saklanma: F
[Kondisyon] Form: F
[Potansiyel] Ninshuu: F
[Varlık] Aldatma: F
[Varlık] Empati: F
[Varlık] Sosyalleşme: F
[Zeka] Farkındalık: F
[Zeka] İzcilik: F
[Zeka] Bilim: F
Teknikler
Genjutsu: Rakumei no Jutsu, D Rank
Genjutsu: Teishi no Jutsu, C Rank
Genjutsu: Jubaku Satsu, B Rank
Genjutsu: Shibou no Jutsu, B Rank
Genjutsu: Magen: Bunshin, B Rank
Genjutsu: Omotsuki, A Rank
Ninjutsu: Ninpou, Shunshin, D Rank
Ninjutsu: Raiton, Ikazuchi no Kiba, C Rank
Ninjutsu: Raiton, Raijin no Tate, B Rank
Stiller ve Kabiliyetler
Stil: Ayatsu, D Rank
Stil: Musatsu, C Rank
Kabiliyet: J Kesiş (Musatsu, C Rank)
Kabiliyet: Çift silah Kullanımı (Musatsu, C Rank)
Kısmen beklediği bir cevap almıştı Susumu'dan. Onun kendisi kadar agresif bir tavır takınmak istemeyeceğini ön görmüştü kendi kendine ancak yine de emin olmak istemişti. Şahsen Teki için Tanigakure'lilerin bir değeri yoktu. Onların Riaru kuvvetlerinden olmadıklarını veya direkt düşman olmadıklarını biliyordu ancak yine de çok farklı değillerdi onun gözünde. Normal şartlar altında bayıltma veya esir alma gibi uğraş gerektiren ve düzgün yapılmadığı durumda başlarına iş açabilecek bir aksiyonu bu yüzden tek başına almazdı. Direkt öldürmeyi tercih eder, cansız vücutları da usulca çalıların arasında bırakmayı düşünürdü. Fakat bu konu hakkında Susumu ile çatışmayacaktı elbette. Sırf kendisi böyle istiyor diye Susumu'nun da düşünmeden can almasını isteyemezdi. İstemeyecekti de...
"Kusura bakma birden böyle ciddi konulara girdim. Jounin sınavından beri özellikle kendimi sınırlamamayı tercih eder hale geldim. Bu yüzden işi şansa bırakmak yerine direkt önümüzdeki engele son vermek daha mantıklı gelir oldu. Fakat senin de görüşün çok önemli. Bu yüzden ben de direkt öldürmeye yönelik bir aksiyonda bulunmamaya çalışacağım."
Teki'nin açtığı konu Susumu'nun devam ettirmesi ile farklı bir yol alarak güç paylaşımına dönmüştü. Susumu anlattıkça Teki daha da dikkat kesilerek dinliyordu görev arkadaşını. Daha önce kendileri hakkında bu tarz bilgileri paylaşmadıkları onun da aklına bu anda gelmişti. Keyfi artmıştı bu yüzden. Güçlerinden bahsetmeyi seviyordu. Başkalarının yeteneklerini dinlemeyi de...
"Yanımızda bir genjutsu ustası olduğunu öğrenmek beni nasıl rahatlattı bilemezsin Susumu-san. İlginçtir ki hep genjutsu hep başıma bela oluyor. Gerçekten keyiflendim bu bilgi ile."
Adımlarını durdurmuştu sözleri bittiğinde. Yüzünde heyecanlı bir ifade vardı ve sırıtmasını durduramıyordu. "Şimdi kendimden bahsetmeye nereden başlasam acaba... Kısa kesmek ve başını şişirmek istemiyorum. O yüzden olabildiğince özet halinde anlatacağım." Tam kendinden bahsetmeye başlayacaktı Teki ancak bir gerçeği daha fark etmişti o anda. Haruka ve Susumu'nun yetenekleri kısmen birbirlerini andırıyordu. Elementleri farklı olsa da Haruka da iryou-nin olmak istiyor ve genjutsu teknikleri kullanıyordu. "Haruka da genjutsu kullanıyor bu arada. Bir kez daha senden öğreneceği şeyler olacağından eminim." Haruka'ya çevirmişti bakışlarını. "Bu görevde Susumu-san'dan öğreneceğin çok şey olacak Haruka. Bu fırsatı sakın kaçırma."
Öğrencisine söyleyecekleri bittiğinde tekrar Susumu'ya çevirmişti bakışlarını. Öncelikle belindeki katanayı göstermişti eliyle. "Shigure stilinde usta sayılırım. Babamdan öğrendiğim bir stil. Taijutsu olarak ise Suiseiki'de kendimi geliştiriyorum. Fakat daha çok yolum var bence." Kitsune hakkında detay vermesine gerek yoktu. Katanasına duyduğu sevgiyle Susumu'nun ilgilenmeyeceğini düşünüyordu. "Elementim ise Suiton. Mizu Bunshin kullanabiliyorum ancak bunun dışında öyle çok havalı ninjutsular bilmiyorum." Sol elini avuç içi yere bakacak şekilde Susumu'ya doğru uzatmıştı. "Asıl özelliğim ise klan yeteneğim." Tam o sırada sol elinden klan zehrini salgılamaya başlamıştı Teki. Mavi tonlarında ve şurup kıvamında olan Kasumikage zehri tüm elini kapladığında Susumu'nun iyice görmesi için biraz beklemişti. Bir kaç saniye sonra ise eline çakra aktararak zehrin mavi tonları arasında gri hareler oluşarak sertleşmesini sağlamıştı. "Bu zehri her hücremden salgılayabiliyor ve çakra aktararak bir zırh gibi sertleştirebiliyorum. Zehrin gücü çok yüksek değil ancak harika bir koruma sağlıyor." Cümlesi bittiği anda eline aktardığı çakrayı sonlandırarak sertleşen zehrin bir kabuk gibi elinden ayrılarak yere düşmesini sağlamıştı. "Zehri silah olarak da kullanabiliyorum. Henüz şekillendirme kısmında çok gelişmiş değilim ama ortalama olarak neler yapılabildiği konusunda bilgim var. Zamanla gelişmeye devam ediyorum."
İçten içe saatlerce klanı ve dokuton güçleri hakkında konuşmak istiyordu ancak buna şu an yeteri kadar vakitleri olmadığının bilincindeydi. Bu yüzden daha yüzeysel bir şekilde anlatmayı tercih etmişti. "Ek olarak Hiyaki adında kuchiyosem var. 1.90 boylarında bir maymun. Onu da ek bir shinobi gibi düşünebilirsin. Sudan shuriken ve kunai gibi silahlar oluşturabiliyor. Hedefimize yakınlaştığımızda onu da çağıracağım."
Öğrencilerinin de yeteneklerini Susumu'ya anlatmalarının iyi olacağını düşünmüştü o an. Fakat bunu kendisi yapmak istemiyordu. Miyacho, Seito ve Haruka'nın kendini başka kişilere nasıl tanıttığını görmek istiyordu. "Takım! Siz de Susumu-san'a kendiniz hakkında bilgiler verin bakalım. Öğrencileri hiçbir şey bilmiyormuş demesinler sonra arkamızdan"
毒
► Show Spoiler
Künye
İsim: Kasumikage Teki
Yaş: 23
Cinsiyet: Erkek
Boy: 1.84
Kilo: 82
Element: Suiton
Köy: Kusagakure
Seviye: B Rank
Rütbe: Jounin
Nam: Sanrı
Profil
Güç: C
Çeviklik: C
Kondisyon: C
Potansiyel: B
Varlık: D
Zihin: C
Beceri Listesi [Güç] Atletizm: F+
[Çeviklik] Akrobasi: F
[Çeviklik] El Hassasiyeti: F+
[Çeviklik] Saklanma: F
[Kondisyon] Form: D
[Potansiyel] Ninshuu: E+
[Varlık] Aldatma: F
[Varlık] Empati: F
[Varlık] Sosyalleşme: F
[Zeka] Farkındalık: F
[Zeka] İzcilik: F
[Zeka] Bilim: F
Teknikler Dokuton; Dokudan Dokuton; Kyousui no Yoroi Atlama; Zırh Refleksi
Suiton: Jousui Suiton: Heisashiki Suiton: Gyourai no Jutsu Suiton: Roteki no Jutsu Suiton: Kakudai no Jutsu Suiton: Mizu Bunshin no Jutsu Ninpou: Shunshin no Jutsu Ninpou: Otonaku Ashi no Jutsu Ninpou: Bunshin Bakuha Ninpou: Kuchiyose no Jutsu; Hiyaki Genjutsu: Rakumei no Jutsu Shigure Kenjutsu; Hadan Shigure Kenjutsu; Hade Suiseiki Taijutsu: Kaidan
Stiller ve Kabiliyetler Shigure Stili (A-Rank) Ek Eğitimler İğne
Enlem & Boylam
Suiseiki Stili (C-Rank) Ek Eğitimler Yönlendirme
Odak
Haruka'ya atıfta bulunuyor Teki ancak Genin ekibinden sadece basit bir onaylama alıyor. Kendi aralarındaki muhabbete biraz dalmışlar gibi. En sonunda, Takım kendi arasındaki konuşmayı kesiyor aniden Teki'nin onlara yönlendirdiği soruyu duyunca.
Bir saniyelik kısa bir sessizliğin ardından önce Miyacho lafa giriyor ve yeteneklerinden bahsediyor. Hemen ardından Seito atlıyor, biraz cengaver ve heyecanlı tonda kendinden bahsediyor. Alevlerle dekore edilmiş kol zırhlarını ayrıca Susumu'nun gözüne sokuyor. Haruka ise daha sakin ve biraz da özet misali bahsetmeyi tercih ediyor.
Yolda ilerlemeye devam ediyorsunuz. Daha epey bir yolunuz var gibi. Genin'ler tekrar aralarında bir muhabbete dönmüyorlar lafları kesildikten sonra, daha çok size odaklanmış gibiler.
Off Topic
Genin'lerin genel tepkilerini Teki detaylandırabilir. Susumu, Genin'lerin karakter kartında yazan bilgileri (bildikleri teknikler, beceri eğitimleri, genel statları vs.) öğrendiğini varsayabilir.