Kapının önüne kadar geliyor ve ellerin yukarıda selamını verip, laflarını ediyorsun. Korumalar senin yaklaşmaya karar verdiğin andan itibaren aralarındaki muhabbeti kesmiş bulundukları için, seni dikkatlice dinlemiş oluyorlar. Kısa saçlı iki yetişkin erkek. Siyaha çalan basit zırhları, sadece göğüslerini koruyacak cinsten. Belden altlarında ferah ve geniş bir pantalon mevcut. Zırhlarının üzerinde de birer hakama.
Soldaki, diğerine göre bir tık daha yaşlı görünen koruma, bir kaç saniye sonra konuşuyor. "Evet evet. Doğru mekan. Buyrun Ninja bey." dedikten sonra, tek eliyle senle göz kontajını kesmeden kapıyı aralıyor. Bahçeye adımını atarken kafanın arkasındaki hipotetik 3. göz ile seni izlediklerini seçebiliyormuş gibi hissediyorsun.
İçeri girdiğinde, seni epey şaşırtan bir manzara karşılıyor.
Düzenli, zenginlik ve şaşa saçan bir bahçe beklerken tamamen topraktan bir alan seni karşılıyor. Sol tarafta talim alanları, sağ tarafta ise ekipman yığıntılarının olduğu kolilerle beraber yemek masaları dikkatini çekiyor. Etrafta en az 25-30 adet samuray var. Hepsi dışarıdakilerden çok farklı bir şekilde, ağır zırhlı görünüyor. Ayak, kol, göğüs ve elleri kaplayan bu geleneksel zırh senin pek de görmediğin bir şekilde vücuda daha yapışık ve sıkı durmakta. Bunun içinde çok daha rahat hareket edebildiklerini hayal etmek pek zor olmasa gerek. Hepsinin kılıçları sırtına asılı. Kimisinde kılıca ek olarak yay da seçiyorsun. Bazıları çift kılıca sahip. Bir kaç naginata kullanıcısı da mevcut. Kel ve birilerine emir veren bir eleman ise hiç bir silah taşımıyor.
Bu 25-30 kişilik güruhun yarısı talim yaparken, kalan yarısı da kolilerin içerisindeki zırh ve silahları istifliyor, eskileri temizliyor, yenileri kontrol ediyor. Etrafta epey bir ses var, yan evlerden biri de üç katlı. Buraya bakan biri bunları kesin görür, en azından duyar. Kapıdaki iki maraba rolü kesen eleman yerine bunlardan bir tane koyulsaymış çok daha efektif bir caydırıcılık olurmuş, gibi düşünüyorsun.
Sonradan anımsıyorsun ki, kapı açılana kadar dışarıya hiç ses gelmiyordu. 0. Bu pek mümkün değil. Ayrıca kapıdan geçmeden, üst üste koyulmuş ve duvarlardan daha yükseğe çıkmış tahta kutu istiflerini de gördüğünü anımsamıyorsun. Farkındalığın bu bariz tezatlığı anlamana yardımcı olmuş olsa da, Ninshuu becerilerin fikir yürütmeni engelliyor. Anormal bir durum olduğu belli.
Göz ucuyla izleniyorsun bu esnada. Yırtıcıların arasına girmiş bir başka yırtıcı gibi hissediyorsun. Kanındaki adrenalin yavaş yavaş artmaya başlıyor sana bakan yeni bir çift göz fark edince. Her an, ama her an ateşlenmeye hazır bir barut kıvamına geliyorsun.
Ancak sen bahçenin tam diğer ucunda bulunan eve yaklaştığında, azar azar birileri etrafını da sarmaya başlamışken, evin kapısı açılıyor ve Chiyojo seni karşılıyor.
Elinde bulunan bir çift kılıcı seri bir şekilde iki belindeki kına yerleştiriyor, alnındaki teri silip hakamasını düzeltiyor.
"Rapor için geldin herhalde. Buyur."
Laflarını tamamladıktan sonra genişçe bir dojoya açıldığı belli olan kapıdan içeriye doğru yürüyor suratında tatminkar bir ifade ile Chiyojo. Seni çevreleyen elemanların işlerine döndüklerini fark ediyorsun. Tehditkâr auralar sanki hiç var olmamış gibi yok oluyorlar.