Page 1 of 1

[Okawa Ringo] İhtiyarın Peşinde II

Posted: April 9th, 2026, 2:41 pm
by GM - Naruto
Sabah ufak odada uyandığında kendini tek başına buluyorsun. Shijo, senden önce handan ayrılmış olmalı. Göreceli olarak uykun hafif olsa da, muhtemelen derinleştiği bir anda, sabah ışıkları ağarırken çıkmış olmalı. Zihnindeki en eksik ve uykulu zaman o vakitler çünkü.

Şahsi eşyalarını bulundurduğu çanda odada duruyor ancak teçhizatı -zırhı ve çift kılıcı yani- görünürde yok. Ekipman çantasını da yanına almış olmalı.

Saati algılamak için camdan dışarı baktığında, muhtemelen 8-9 arası olduğunu tahmin ediyorsun. Shijo'nun görüşmesi öğle saatlerindeydi diye anımsıyorsun. Erken çıkmak için bir sebebi olmalı.

Hızlıca ayılıyorsun bu düşüncelerden kendini arındırıp. Kendi yapacakların var. Sabah rutinini tamamlıyor ve nereye gidip, ne yapacağını kafandan geçiriyorsun.

Off Topic
Konudaki Oyuncular: Okawa Ringo
Pasiflik Süresi: -

Re: [Okawa Ringo] İhtiyarın Peşinde II

Posted: April 14th, 2026, 1:55 am
by Okawa Ringo
Gözlerinden yayılan ışıkla, kulaklarına dolan sessizlik; tozlu odadaki tek gölgenin kendisi olduğunu sayıklıyordu ona. Kafasını önce sağa, sonra gayrı ihtiyari olarak sola çevirdi. Gözleri mavi saçlı, soluk benizli shinobiyi aradı. Dün konuştukları ve planladıkları kısa yol haritası aklında belirdi. Kendine gelip, kendini bulduktan sonra günü aymıştı. Shijo ondan önce uyanarak odayı terk etmişti. Genelde çok ağır uyuyan birisi değildi Ringo. Lakin muhtemelen kuşluk vaktine yakın bir zamanda odayı terk etmiş olmalıydı Shijo. Hızlı bir şekilde yataktan attı kendisini. Dikildikten sonra yavaşça üzerini giymeye başladı. Genelde yüzünü yıkamadan, dişlerini fırçalamadan önce üzerini giyinirdi. Ekipmanlarını da alırdı.

Etrafına bakınca Shijo'nun şahsi eşyalarını bulundurduğu çanta odadaydı. Yanına almamıştı. Lakin ekipmanları ve kılıçları ortada yoktu. Derince bir nefes aldıktan sonra yatağın altına soktuğu Kamisori'yi zincirinden çekerek çıkardı. Az önce beline geçirdiği kına zinciri ve bıçağı yerleştirirken gözleri tekrardan Shijo'nun çantasına kaydı. Karıştırmak için bir nedeni de yoktu aslında. Zaten özel bir şey olsa Shijo bu kadar rahatça burada bırakmazdı. Gözleri çabucak pencereyi buldu. Üç, dört adım kadar ilerledi. Saat 8-9 civarında bir şey olmalıydı. Shijo öğlen buluşacaktı kalantor herifle. Herhalde önden bir kaç yere uğrayacaktır diye düşündü. Ya da birini görecektir. Ya da bir şeyler alacaktır, ya da önden araştırma yapacaktır. Döndüklerinde bunu bir ara sorardı. Nedeni her ne ise önemli de olabilirdi, çok önemsiz de olabilirdi. Aklının bir köşesine yazdı.

Banyoya gittiği gibi musluğu açtı, avucuna doldurduğu buz gibi suyu yüzünü tokatlarmışcasına çarptı. Ayılmak için harika bir yöntemdi. Suyu her çarpışında ise, olası riskleri düşündü. Her zaman en kötüye hazırlıklı olmalıydı. Dün gece girdikleri mekanda dikkat çekmemiş olmaları imkansızdı. Henüz yaptıkları dikkat çekici bir aktivite olmasa bile. Bir şekilde birileri varlıklarından haberdar olabilirdi, bir şekilde. Takip edilmeleri durumunda henüz herhangi bir aksiyona girişmemeleri, hiç bir şey bilmiyor oluşları bir avantajdı. Lakin günün sonunda bir şeyler öğrenebilirlerse, bu böyle kalmayacaktı. Gözüyle kağıt, yaprak yahut kumaşa benzer bir şey aradı.

Basit bir güvenlik önlemi alıyordu. Sadece onun bilebileceği türden. Odadan çıkmadan önce kapıya sıkıştıracaktı. Sıradan biri yere düşecek ufacık ince bir parçayı fark etmezdi. Lakin bir shinobi fark ederdi. O sebeple sıkıştıracağı kağıt yahut kumaş benzeri cismin kapıya doğru bakacak yüzüne kunaisi ile basit bir nakış işleyecekti. O kadar ince bir izi fark etmek de hayli zordu. Muhtemelen odaya giren kişi bunu fark edecek ve tekrar yerine koyacaktı cismi. Ancak Ringo ihtimali düşürecekti. Aşağıda, lobide temizlikçiyi yahut resepsiyonisti bulabilirse, temizlik istemediklerini de söylemeyi unutmayacaktı.

Sabahları genelde kahvaltıyı geçiştirirdi. Bugün de kahvaltı yapmak için rahat bir vakti yoktu. Lakin biraz kahve ve bir elma arıyordu. Uygun bir yerden kahve alacak, bir de market bulursa en kırmızısından güzel bir elma alacaktı. Ringo sabah kahvaltısında bundan daha fazlasını aramazdı zaten. Biraz kafasını çalıştırsa yeterliydi. Chiyojo'yu bulduktan sonra biraz laf yapabilirse dahi onun için kafi idi.

Adımları onu Daimyo Kalesine götürüyordu. Kalabalık ve büyük şehirde kaybolmamak adına adımlarını olabildiğince hızlandıracak, Daimyo Kalesinin bulunduğu tepeye, zehrin zirvesine tırmanacaktı.

Re: [Okawa Ringo] İhtiyarın Peşinde II

Posted: May 7th, 2026, 2:22 am
by GM - Naruto
Off Topic
"Güvenlik önlemi" olayını tam anlamadım, bir sonraki tur out olarak anlatabilirsen sevinirim. Başarılı bir şekilde yaptığını varsayabilirsin.
Dışarı çıkıyorsun görevlilere temizlik istemediğinizi söyleyerek. Bir kahve ve elma bulman çok zor olmuyor; bir kaç sokak arkada gördüğün manava giderken yandaki kahveciden içeceğini çözmüş oluyorsun. Daimyo kalesine giden yokuşu çıkarken bu ikisini tüketip, iyice kendine geliyorsun.

Chiyojo'nun kendine ayarladığı ofis tam olarak kalede olmasa da, kaleye yakın bir yerlerde. Yani epey yukarıda, soyluların olduğu yükseklikte. Herhalde yeri değişmemiştir, diye düşünüyorsun.

Oraya ulaşman kabaca 15 dakikanı alıyor. Ayakların hızlı ancak dikkat çeker seviyede değil. Bir başkası için en az yarım saatlik bir yürüyüş bu. Seni ise terletmiyor bile.

Daimyo kalesine çok yaklaşmadan, sağa doğru kıvrılan yan caddelerden birine dalıyorsun. Sağ tarafın aşağıya doğru inen evlerin çatılarını görüyor. Sol tarafın ise lüks, bahçeli soylu evlerini. Etrafta gezen insanlar diğer katlara göre çok daha az, öz ve temiz. Kadınlar yağmur yağmasa bile rengarenk kağıttan şemsiyelerle yürüyor. Erkeklerin saçları yapılı, dekoratif katanaları belinde. Kimisi yanında korumaları ile yürüyor, kimisi ise koluna taktığı iki geyşa ile.

Bir 5 dakika daha yürüyorsun. İki katlı bir evin önünde duruyorsun. Diğer evler gibi bahçeli ve diğer evlerden kendini bir adam boyundaki duvarları ile ayırıyor. Uzaktan baktığında, kapıda duran iki adet korumayı seçiyorsun. İkisinde de birer adet mızrak var ve üzerlerinde çok basit bir zırh bulunuyor. Dik durup etraflarını inceleseler de, aralarında bir şeyler konuşuyorlar. Düz boş muhabbet gibi görünmekte.

İlginçtir ki, ikisi de neredeyse aynı anda senin olduğun yöne doğru bakıyorlar. Elemanlarla göz göze geliyorsun, ardından tekrar ilgisiz bakışlarla etraflarını incelemeye dönüyorlar. Aralarındaki muhabbeti de kesmişler değil.

Ancak o bakışları başkası olsa kaale almaz, fakat sen bir Çakıl'sın. Dışarıya olan bu ilgisiz ve ve özensiz tavırları tamamen kolpa. Çok net bir şekilde algıları inanılmaz açık ve seni akıllarının bir köşesine yazdılar bile. Kasti birer "işinde kötü maraba" rolü yapıyorlar gibi görünüyor.

Re: [Okawa Ringo] İhtiyarın Peşinde II

Posted: May 7th, 2026, 4:10 am
by Okawa Ringo
Off Topic
Ringo kapının arasına küçük ve ince bir parça sıkıştırıyor. Parçanın kapıya bakan yüzüne çok ince bir çizik atıyor ki dikkatli biri içeri girip parçayı düşürür ve tekrar koymaya çalışırsa, doğru yüzü kapıya bakmadığında bunu anlayabilme ihtimali yükselsin.
Kahvesinden aldığı her yudum, onu kendisine biraz daha getirirken; elmasından aldığı her ısırık da yüzüne biraz daha kan geliyordu. Uzun zamandır beslenme ile ilgili sorunlar yaşamamıştı. Masabaşı bir işi, önüne düzenli konan bir yemeği ve düzenli uyku saatleri vardı. Bu rutinden bir süre dahi uzaklaşsa, bunları arar olmuştu. Lakin gariptir ki Ringo'nun en yaratıcı olduğu zamanlar olabildiğince sağlıksız beslendiği, uyuyamadığı hatta yaralı, sakat olduğu dönemlerdi. Bu dönemlerde hayattan aldığı keyfin de arttığını biliyordu. Shinobi yaşamı, düzenli ve rutin bir hayat ile yürümüyor olsa gerek.

Minik hanımın ofisi Daimyo kalesine yakın bir yerlerdeydi. Zaten kast sisteminin kör göze parmak gibi ayan beyan ortada olduğu bu şehirde, başka bir yerde olması da pek mümkün değildi. Pek yorulmamıştı oraya ulaşana kadar. Kaleye halen mesafe vardı. Sağ taraftaki caddelerden birine girdi. İnce bir sokaktan geçip, caddeye ulaştı. Yokuşun sağ tarafında evlerin çatılarını görmüştü. Genelde standart denebilecek, sıradan yapılardı. Lakin sol tarafa kafasını çevirdiğinde, daha modern, nispeten yeni ve büyük evleri gözü seçebiliyordu. Aynı durum insanlar için de geçerliydi tabii ki. Kadınların güneşlik niyetine kullandığı şemsiyeler gözüne çarpıyordu. Erkekler ise genellikle kör katanalar taşıyordu. Kınları işlemeli, gösterişli, dekoratif geleneksel katanalardı bunlar. Bazıları yanlarında bir ya da bir kaç koruma ile, bazıları ise hizmetçileri olduğunu tahmin ettiği kadınlar ile. Bu duruma alışkındı Ringo. Yıllardır buraya gelip gidiyordu zaten. Şehri biliyordu. Minamide görev yapmanın bir getirisi de şehre dokusunu, özünü veren bu sistemden pek haz etmemekti.

Biraz daha yürüyüşün ardından iki katlı bir evi cephesine alacak şekilde durdu. Bahçeliydi diğer yapılar gibi lakin ince bir sur ile çevrilmişti. Zıplasa duvarın ardını görebilirdi. Koruma için yapılmış bir sur değil de, biraz mahremiyet için yapılmış gibi geliyordu ona. Kapıda da iki koruma vardı, ellerinde mızraklar ve üzerlerinde zırh. Aralarında muhabbet ediyorlardı. Ringo ilk bakışta ikisinin de gözlerini üzerinde hissetti, ona baktıklarını gördü. Sonrasına ise elemanların tekrar etrafı kesmeye başladığını, aralarındaki goygoyu da sürdürdüklerini gördü.

Kapıkulu tarzındaki korumalar bunu çok yapar. Birisini kestikten sonra sanki onu farketmemişcesine etrafı keserler, ilgilenmiyormuş gibi yaparlar. Lakin o an aralarında onun hakkında konuştukları oldukça barizdir. Muhtemelen onu takmamaları, onları hafife alması için bir yem gibi. Lakin yine de bunu gerektirecek bir durum yok. Neticede işlerini nasıl yaptıkları, ne rolü kestikleri bu noktada Ringo'yu o kadar da alakadar etmiyor.

Dahası buranın tam olarak doğru yer olup olmadığını bilmiyordu. Eğer doğruysa bile Chiyojo'nun burada olup olmadığını bilmiyordu. Nedensizce onun bir işkolik olduğunu tahmin ediyordu. Belki burada yatıp kalkıyor bile olabilirdi. Bilmiyordu. Şansını denemeliydi. Elemanlarla göz kontağını kesmeden, yavaş ve usul adımlarla onlara doğru ilerlemeye başladı. Tavırları her zamanki gibiydi. Elemanlar işinde gücündeydi işte. Kimseye zorluk çıkartmak istemiyordu. Halen eylemleri etik sınırlar dahilindeydi ve Shijo ile geçirdiği zamanda dahi bu sınırların dışına çok az çıkmıştı. Bir iki adam pataklamak hariç.

Biraz daha ilerledikten sonra sağ elini havaya dirseklerinden kırık ve yavaş bir şekilde kaldırıp, başını çok hafif öne eğerek selam verecekti. Göz kontağını sürdürecekti. Bir kaç adam boyu yaklaşmasının ardından söze girecekti.

"Kolay gelsin beyler. Okawa Ringo, Jounin. Chiyojo-sama'nın ofisini arıyorum. Doğru yerde miyim?"

Re: [Okawa Ringo] İhtiyarın Peşinde II

Posted: June 2nd, 2026, 2:14 am
by GM - Naruto
Kapının önüne kadar geliyor ve ellerin yukarıda selamını verip, laflarını ediyorsun. Korumalar senin yaklaşmaya karar verdiğin andan itibaren aralarındaki muhabbeti kesmiş bulundukları için, seni dikkatlice dinlemiş oluyorlar. Kısa saçlı iki yetişkin erkek. Siyaha çalan basit zırhları, sadece göğüslerini koruyacak cinsten. Belden altlarında ferah ve geniş bir pantalon mevcut. Zırhlarının üzerinde de birer hakama.

Soldaki, diğerine göre bir tık daha yaşlı görünen koruma, bir kaç saniye sonra konuşuyor. "Evet evet. Doğru mekan. Buyrun Ninja bey." dedikten sonra, tek eliyle senle göz kontajını kesmeden kapıyı aralıyor. Bahçeye adımını atarken kafanın arkasındaki hipotetik 3. göz ile seni izlediklerini seçebiliyormuş gibi hissediyorsun.

İçeri girdiğinde, seni epey şaşırtan bir manzara karşılıyor.

Düzenli, zenginlik ve şaşa saçan bir bahçe beklerken tamamen topraktan bir alan seni karşılıyor. Sol tarafta talim alanları, sağ tarafta ise ekipman yığıntılarının olduğu kolilerle beraber yemek masaları dikkatini çekiyor. Etrafta en az 25-30 adet samuray var. Hepsi dışarıdakilerden çok farklı bir şekilde, ağır zırhlı görünüyor. Ayak, kol, göğüs ve elleri kaplayan bu geleneksel zırh senin pek de görmediğin bir şekilde vücuda daha yapışık ve sıkı durmakta. Bunun içinde çok daha rahat hareket edebildiklerini hayal etmek pek zor olmasa gerek. Hepsinin kılıçları sırtına asılı. Kimisinde kılıca ek olarak yay da seçiyorsun. Bazıları çift kılıca sahip. Bir kaç naginata kullanıcısı da mevcut. Kel ve birilerine emir veren bir eleman ise hiç bir silah taşımıyor.

Bu 25-30 kişilik güruhun yarısı talim yaparken, kalan yarısı da kolilerin içerisindeki zırh ve silahları istifliyor, eskileri temizliyor, yenileri kontrol ediyor. Etrafta epey bir ses var, yan evlerden biri de üç katlı. Buraya bakan biri bunları kesin görür, en azından duyar. Kapıdaki iki maraba rolü kesen eleman yerine bunlardan bir tane koyulsaymış çok daha efektif bir caydırıcılık olurmuş, gibi düşünüyorsun.

Sonradan anımsıyorsun ki, kapı açılana kadar dışarıya hiç ses gelmiyordu. 0. Bu pek mümkün değil. Ayrıca kapıdan geçmeden, üst üste koyulmuş ve duvarlardan daha yükseğe çıkmış tahta kutu istiflerini de gördüğünü anımsamıyorsun. Farkındalığın bu bariz tezatlığı anlamana yardımcı olmuş olsa da, Ninshuu becerilerin fikir yürütmeni engelliyor. Anormal bir durum olduğu belli.

Göz ucuyla izleniyorsun bu esnada. Yırtıcıların arasına girmiş bir başka yırtıcı gibi hissediyorsun. Kanındaki adrenalin yavaş yavaş artmaya başlıyor sana bakan yeni bir çift göz fark edince. Her an, ama her an ateşlenmeye hazır bir barut kıvamına geliyorsun.

Ancak sen bahçenin tam diğer ucunda bulunan eve yaklaştığında, azar azar birileri etrafını da sarmaya başlamışken, evin kapısı açılıyor ve Chiyojo seni karşılıyor.
Hatsumaru Chiyojo
Image
Elinde bulunan bir çift kılıcı seri bir şekilde iki belindeki kına yerleştiriyor, alnındaki teri silip hakamasını düzeltiyor.

"Rapor için geldin herhalde. Buyur."

Laflarını tamamladıktan sonra genişçe bir dojoya açıldığı belli olan kapıdan içeriye doğru yürüyor suratında tatminkar bir ifade ile Chiyojo. Seni çevreleyen elemanların işlerine döndüklerini fark ediyorsun. Tehditkâr auralar sanki hiç var olmamış gibi yok oluyorlar.

Re: [Okawa Ringo] İhtiyarın Peşinde II

Posted: June 2nd, 2026, 4:06 am
by Okawa Ringo
Elemanlara karşı kendisini tanıttıktan sonra içeri doğru adımlamıştı. Korumalar pür dikkat lafları dinledikten sonra daha yaşlı olan da buranın doğru yer olduğunu onaylayarak içeri buyur etmişti. Ringo ilerlerken ikisinin de onu izlediğini hissedebiliyordu.

İçeri girer girmez bir anda kendisini akademi avlusunda gibi hissetmişti. Birincisi, burası bir eğitim alanıydı. Yani sol tarafta talim yapan elemanlar, sağda ise ekipmanları istifleyenleri görmüştü. Bunlar samuray zırhları giyiyordu. Ayak, göğüs ve kol korumalıklarına eşlik eden ekipmanları bunu kanıtlar nitelikteydi. Lakin geleneksel samuray zırhından farklı bir şekilde daha kabalıktan uzak, vücudu daha çok kaplayan bir zırh olmalıydı. Belli ki burada hibrit bir eğitim modeli izleniyordu. Chiyojo'nun revizyonist bir kişiliği olmalıydı. Kendince böyle bir yorum yapmıştı. Eğitim yoğun ve sistematik olmalıydı. Akademideki öğretmenlik günlerinden sonra, gördükleri hakkında bazı yorumlar yapabiliyordu. Bu esnada ise içerideki eğitimli elemanlar yerine neden kapıdaki iki basit herifin nöbetçi olduğunu düşündü. İşte bu noktada ikinci düşüncesi aklında çoktan belirmişti. Aydınlanmıştı.

Burası dışarıdan göründüğünden çok daha büyük, çok daha farklıydı. Basit bir bahçe duvarı gibi görünse de, belli ki burada bir alan Genjutsusu çalışıyor olmalıydı. En azından kısıtlı sürede, böyle bir yorum getirebilmişti gördüklerine. Uygulanan tekniğin doğasını tek bakışta çözememişti. Dışarıdan kesinlikle belli olmuyordu içerisi.

Bu noktada bir çift gözün üzerinde olduğunu fark etti. Talim yapanlardan birisi değildi, kapıdakiler değildi. Başlarındaki kel eğitmen değildi. Bunlardan hiç biri Ringo için tehdit unsuru değildi. Vücudu hareketlenmeye hazırlanırken bu çift gözün sahibini gördü. Bakışları o an Hatsumaru Chiyojo ile buluştu. Kılıçlarını kınına koyuyordu, terli alnını silip onu basitçe içeri buyur ediyordu. Rapor bekliyordu.

Ringo, basit bir baş selamı ile ona doğru gülümsedi. Chiyojo'nun yanına gitmek üzere hareketlendi ve kalabalığı geçerek ona doğru ilerlemeye başladı.

"Evet doğru, rapor." dedi.

Chiyojo'nun onu buyur edişinden sonra aklında yol boyunca söyleyeceklerini, soracaklarını düşündü. Fakat şimdi hiç birini hatırlayamıyordu doğru düzgün. Bu kızda garip bir karizma vardı. İlk gördüğünde dahi bunu fark edebilmişti. Nedensizce aurası fazla baskındı. Belki dış görünüşünden, belki de başka bir nedenden. Ancak her ne olursa olsun, bu konuşmayı yapmak zorundaydı. Onu takip edecek, onu buyur edeceği yere kadar peşinden gidecekti. Sonrasında ise basit bir girizgah yapacaktı.

"Kendimi tanıtarak başlamama gerek yok değil mi? Zaten dün akşamdan sonra akademide aldığım notlara kadar iyice araştırmışsınızdır. Raporu sözlü beyan ile ileteceğim. Munejima'nın dükkanına ait lokasyona vardığımız vakit elemanları yere serilmiş yatıyordu. Çevreden faillere ait eşgallari aldık ancak saldırganlar iz bırakmadan kaçmışlardı. Operasyonel düzeyde savaş gücü, belki Chuunin seviyesi. Muhtemelen 3 kişi. Henge kullanmış olma ihtimalleri yüksek. Tehditvari konuşmuşlar, öldürme niyeti yokmuş. Çok kısa sürede mekanı terk etmişler. Ekipman izi yok, çevresel iz yok denecek kadar az. Aradan geçen zamanı da göz önüne alırsak faillerin bulunma ihtimali çok düşük."

Palavralarını güzelce sıktıktan sonra Chiyojo'nun ne düşüneceğini biraz olsun anlamak adına onu izledi. Ringo'nun yüzü gülüyordu. Chiyojo'nun sessiz kalabilme ihtimali de bir seçenekti. Lakin bir şeyler söyleyebilme ihtimaline karşı onu dinleyecekti. Bir noktada ise asıl noktaya parmak basması gerekecekti. Gereksiz yere iki tarafın bildiği şüpheleri ve gerçekleri birbirlerinden saklamaya gerek yoktu.

"Ancak zaten asıl duymak istediğiniz bunlar değil. Aylardır Asakura Geçidinde pinekleyen bu herif neden bir anda buraya gelmiş de karşımda bana rapor veriyor diye düşünüyor olmalısınız. Şaşırtıcı değil mi?"

Bu noktada Shijo ile yola çıktıkları anı düşündü. Önce Ginbushi, sonrasında Juzo. Bir noktada gidecekleri yer Ginbushi idi. Fakat bundan fazlası vardı. Ishigakure'ye ne olduğu, ne olacağı. Shijo muhtemelen yalnızca Ginbushi'yi bulmak ile ilgileniyordu. Belki de doğruydu. Ginbushi'ye ulaşırlarsa soruları cevaplanacaktı. Ancak çözüme kavuşur muydu, bilmiyordu. Daha büyük bir planın içinde olduklarından artık yavaş yavaş emin gibiydi. Çözmesi gereken şeyin çok daha büyük olduğunu biliyordu artık.

"Son dönemler sizce de ilginç değil mi? Ishigakure bir garip, Minami bir garip. Baksanıza, siz dahi şu özel kuvvet işini hızlandırmışsınız. Değişen havanın kokusunu Rüzgar Ülkesindeki akrepler dahi alabiliyor olmalı. Siz de benim gibi bazı cevaplar arıyor olmalısınız. Belki bu cevapların hepsini veremem, belki bir kısmını. Örneğin Munejima gibi. Yakın zamanda onunla ilgili önemli bulgulara ulaşacağız gibi duruyor. Belki bazı şeyler öğrenmişizdir."

Her şeyin ise bir bedeli, bedelin ise bir zamanı vardı. Basitçe, kartlarını açık oynayarak; niyetini ona açacaktı.

"Belki sizin de yardımınızın dokunabileceği bir konu vardır. Yajima Juzo gibi. Mevzudan haberiniz vardır. Burada bulunma sebebim bu."