[Susumu & Teki] Savaş Sisinin Gizledikleri
- GM - Naruto
- Game Master

- Posts: 2933
- Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm
Re: [Susumu & Teki] Savaş Sisinin Gizledikleri
Teki: "Yani o parşömende ne olduğunu bilmiyorsun..." oluyor adamın ilk sözleri, senin laflarına karşılık. Usulca, adama çaktırmadan tekniğini hazırlıyorsun. Adam sözlerini söyledikten bir kaç saniye sonra ise keskin bir "pat!" sesi ile Dokudan'ı ateşliyorsun!
Adam bunu beklemediği için Seito'yu yoksayıp kendini korumak için kılıcını öne doğru savurup ona gelen kurşunu havada parçalıyor, ancak sen o esnada çoktan diğer kurşunu yollamış oluyorsun. Adamın sadece kafasını yana eğmeye vakti oluyor ve adamın sol kulağına kurşun isabet ediyor!
Adamın kulaklığı parçalanıyor ve yere düşüyor bir cızırtıyla. Adamın sol kulağından da kan geliyor. İçinden değil de, dış kısmındaki kıkırdağa ağır ve kalıcı bir hasar almışa benziyor.
Seito ise geriye sendeliyor ve göt üstü yere düşüyor. Elindeki kulaklığı sıkıca kavramaya devam ediyor ve "SUSUMU-SAN! DÜŞMAAAAAN!" diye kulaklığa bağırıyor.
Adam ise, aldığı hasara rağmen odağını bozmadan seri bir Shunshin hamlesi ile Teki'nin dibinde bitiyor! Önce sağdan sola, ardından soldan sağa, en sonda ise yerden yukarı kesi hamleleri deniyor. Teki ise geriye attığı 3 adım ile bunlardan kurtuluyor ancak son kılıç hamlesi flak zırhının göğüs kısmını çiziyor, ona zarar vermese de.
Miyacho ve Haruka için olaylar aşırı hızlı gerçekleşmekte. Muhtemelen daha anca olan olayları kafalarında işleyebildiler. Harekete geçmeye başlamadılar.
Adam, Teki'ye soğuk gözlerle bakmakta. Tekrar saldırmaya başlayıp 4. hamlesini yaptığı anda Teki elinden bırakmadığı kılıcını kabzasından sert bir hamle ile çekiyor ve bu saldırıyı blokluyor. Parşömen adamın arkasında, 3-4 adım geride. Miyacho ve Haruka ikiliden 3-4 metre kadar uzaklıkta, Teki'nin sağ ön çaprazında. Seito ise 10 metre kadar adamın arkasında kalıyor.
Susumu: Etrafında bir hareketlilik görmüyorsun. Harekete geçiyorsun elinde hazırladığın patlayıcılı kunai ile, ancak direkt olarak mekana gitmek yerine önce biraz köyün sınırındaki ağaçlık ve tepe sırtı alana girip oradan dolanmayı tercih ediyorsun. Kabaca aklında mesafeyi yarılamışken önce sert bir "Pat!" sesi yankılanıyor civarda, ardından Seito'nun sesi kulaklıktan haykırıyor; "SUSUMU-SAN! DÜŞMAAAAAN!"
Hala temkinli hareket etmeye devam edebilir veya önündeki binaların çatısına atlayarak olayın olduğu yere gidebilirsin. Etrafta bir hareketlilik sesleri var ama bu ne yönde, bilmiyorsun. Olaya müdahale etmeye giden Tanigakure shinobileri mi, yoksa genel olarak maymun kavgasından sonra toparlanan birliğin sesi mi, belli değil.
Adam bunu beklemediği için Seito'yu yoksayıp kendini korumak için kılıcını öne doğru savurup ona gelen kurşunu havada parçalıyor, ancak sen o esnada çoktan diğer kurşunu yollamış oluyorsun. Adamın sadece kafasını yana eğmeye vakti oluyor ve adamın sol kulağına kurşun isabet ediyor!
Adamın kulaklığı parçalanıyor ve yere düşüyor bir cızırtıyla. Adamın sol kulağından da kan geliyor. İçinden değil de, dış kısmındaki kıkırdağa ağır ve kalıcı bir hasar almışa benziyor.
Seito ise geriye sendeliyor ve göt üstü yere düşüyor. Elindeki kulaklığı sıkıca kavramaya devam ediyor ve "SUSUMU-SAN! DÜŞMAAAAAN!" diye kulaklığa bağırıyor.
Adam ise, aldığı hasara rağmen odağını bozmadan seri bir Shunshin hamlesi ile Teki'nin dibinde bitiyor! Önce sağdan sola, ardından soldan sağa, en sonda ise yerden yukarı kesi hamleleri deniyor. Teki ise geriye attığı 3 adım ile bunlardan kurtuluyor ancak son kılıç hamlesi flak zırhının göğüs kısmını çiziyor, ona zarar vermese de.
Miyacho ve Haruka için olaylar aşırı hızlı gerçekleşmekte. Muhtemelen daha anca olan olayları kafalarında işleyebildiler. Harekete geçmeye başlamadılar.
Adam, Teki'ye soğuk gözlerle bakmakta. Tekrar saldırmaya başlayıp 4. hamlesini yaptığı anda Teki elinden bırakmadığı kılıcını kabzasından sert bir hamle ile çekiyor ve bu saldırıyı blokluyor. Parşömen adamın arkasında, 3-4 adım geride. Miyacho ve Haruka ikiliden 3-4 metre kadar uzaklıkta, Teki'nin sağ ön çaprazında. Seito ise 10 metre kadar adamın arkasında kalıyor.
Susumu: Etrafında bir hareketlilik görmüyorsun. Harekete geçiyorsun elinde hazırladığın patlayıcılı kunai ile, ancak direkt olarak mekana gitmek yerine önce biraz köyün sınırındaki ağaçlık ve tepe sırtı alana girip oradan dolanmayı tercih ediyorsun. Kabaca aklında mesafeyi yarılamışken önce sert bir "Pat!" sesi yankılanıyor civarda, ardından Seito'nun sesi kulaklıktan haykırıyor; "SUSUMU-SAN! DÜŞMAAAAAN!"
Hala temkinli hareket etmeye devam edebilir veya önündeki binaların çatısına atlayarak olayın olduğu yere gidebilirsin. Etrafta bir hareketlilik sesleri var ama bu ne yönde, bilmiyorsun. Olaya müdahale etmeye giden Tanigakure shinobileri mi, yoksa genel olarak maymun kavgasından sonra toparlanan birliğin sesi mi, belli değil.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
- Kasumikage Teki
- Kusagakure

- Posts: 423
- Joined: October 22nd, 2018, 2:54 am
Re: [Susumu & Teki] Savaş Sisinin Gizledikleri
"Yani o parşömende ne olduğunu bilmiyorsun..."
Düşmanının ağzından bu sözleri duyduğu gibi bir kedi gibi dikelmişti kulakları. Demek ki çaldığı parşömen gerçekten de işe yarayacaktı. Ya da belki de karşısındaki adam ortaya boş bir olta sallamıştı ancak umursamayacaktı bunu Teki. Şu an daha önemli işleri vardı. Seito'yu kurtarmak ve karşısındaki düşmanı öldürmek gibi.
Kasumikage Churoko sayesinde geliştirdiği tekniği ile saldıracaktı adama. Hazırlıklarını tamamlamış ve zehir kurşunları ona yollamaya hazırdı. Adam, Teki'nin jutsu hazırlığına dair hiçbir şey fark etmemişti. Bu sayede tekniğini kolaylıkla hazırlayabilmiş ve kullanabilmişti Teki. Oluşturduğu ilk zehir kurşun çıkardığı pat sesi ile adama doğru ilerlerken adrenalin seviyesi de hızla artmaya başlamıştı Teki'nin. Keyifleniyordu içten içe. Aksiyondan güç alıyordu ve bu belli oluyordu. Gözleri fal taşı gibi açılmış adama fırlattığı kurşunun gidişini izliyordu bir sonraki hamlesine karar verebilmek için.
Adam beklemediği bu saldırı karşısında hızla katanasını savurarak kurşunu durdurmayı başarmış ancak bu sırada Seito'yu salmak zorunda kalmıştı. Hızla ikinci kurşunu fırlatmıştı o sırada Teki. İçi çok daha rahattı artık. Öğrencisini kurtarmayı başarmıştı. Şimdi hızlıca adamı öldürmesi gerekiyordu. İkinci kurşunu adamın kafasına hedef alarak yollamıştı bu sebeple. Hızlı bir ölüm dilemişti düşmanı için fakat başaramamıştı bunu. Adam kafasını anlık olarak eğerek hafif bir yarayla kurtulmuştu saldırıdan. "En azından telsizi hallettik... Birileri ile konuşamaz artık."
Şimdi hızlıca ne yapacağını düşünmesi gerekiyordu. Düşüncelerini net bir hamle oluşturabilmek için toparlamaya çalışırken Seito'nun bağırması ile düşünceleri dağılmıştı. Korktuğunu biliyordu Seito'nun. Yüksek ihtimalle o da az önce öleceğini düşündüğü için çok gerilmişti ve edindiği ilk fırsatta Susumu'ya haber vermek istemişti ancak keşke bunu bu kadar sesli yapmasaydı. Karşılarındaki adamın birine haber verip vermediğini ya da Dokudan'ın sesi yüzünden birilerinin buraya yönelip yönelmeyeceğinden emin değildi Teki ancak Seito'nun bağırmasının çevreden duyulacağına kesin gözüyle bakıyordu. Daha da hızlanmalıydı bu yüzden.
Tam o anda adamın birden önünde belirmesi ile kaşları çatılmıştı. "Seito'yu saldı. Korkacak bir şey yok." Yakın dövüşe geçeceğinden emindi ancak ilk hamlenin adamdan gelmesini beklemiyordu. Fakat korkmuyordu da. Asıl odak kendisi olduğu sürece dövüşün sorunsuz devam edeceğinden neredeyse emindi. Adamın hızla savurduğu kesi hamlelerinden kaçarken yüzüne yerleşen gülümsemenin de sebebi buydu. Öldürecekti karşısındaki kişiyi ve Teki'ye göre karşısındaki kişi de bunun bilincindeydi.
Flak zırhına aldığı bir çizik dışında hiç yara almadan sonunda katanası Kitsune'yi kuşanmış ve adamın son saldırısını kendi katanası ile bloklamıştı. Artık silahını da kuşandığı için yüzündeki gülümseme daha da genişlemişti. Öğrencilerinin buradan kaçmasını sağlamak ve parşömeni de yanlarında götürmelerini sağlamak ise ana göreviydi. "Eğlenelim biraz shinobi-san."
Öncelikle tüm vücudundan zehir salgılayacak ve olası bir durumda kendisini zırhla kaplayabilmek için ön hazırlık yapacaktı Teki. Öğrencilerinden de yardım alması gerekecekti. Susumu'nun zaten buraya doğru geliyor olduğunu düşündüğü için bir tık daha rahattı. Kendisi burada kalsa bile Susumu, Teki'nin öğrencilerini alıp götürebilirdi. "Haruka! Gözlerine odaklan!" diyerek ilk emri verecekti öğrencilerine. Haruka'nın Kuroshiki tekniği çok işe yarayacaktı bulundukları konumda. Adamın görüşünü bulandırabilirse eğer, Teki yapacağı seri hamleler ile adamı kolayca indirebileceğine inanıyordu. Hızlı da olmalıydı bunu yaparken. Bu yüzden sözleri bittiği gibi adamı biraz ileri itmeye çalışacak ve katanası ile seri saplama hamleleri yapmaya başlayacaktı düşmanına. Babası Yamamoto ile yaptığı Shigure antrenmanlarında bu harekete bol bol çalışmıştı. İğne gibi sokup çıkarabilir olmuştu katanasını. Tam olarak bu eğitimine bel bağlayacaktı. "Seito parşömeni kap! Miyacho, Seito'yu koru. Göreviniz o parşömen!"
Şayet adamı indirebilirse hızlıca öğrencilerine geldikleri yere geri dönmesini söyleyecek ve kendisi de dönüş için hazırlıklara başlayacaktı. Fakat öğrencilerinin ardından alanı terk etmeden önce hazırlık yapması gerekecekti. Bulunduğu konumu sessiz sedasız terk etmek istemiyordu.
Düşmanının ağzından bu sözleri duyduğu gibi bir kedi gibi dikelmişti kulakları. Demek ki çaldığı parşömen gerçekten de işe yarayacaktı. Ya da belki de karşısındaki adam ortaya boş bir olta sallamıştı ancak umursamayacaktı bunu Teki. Şu an daha önemli işleri vardı. Seito'yu kurtarmak ve karşısındaki düşmanı öldürmek gibi.
Kasumikage Churoko sayesinde geliştirdiği tekniği ile saldıracaktı adama. Hazırlıklarını tamamlamış ve zehir kurşunları ona yollamaya hazırdı. Adam, Teki'nin jutsu hazırlığına dair hiçbir şey fark etmemişti. Bu sayede tekniğini kolaylıkla hazırlayabilmiş ve kullanabilmişti Teki. Oluşturduğu ilk zehir kurşun çıkardığı pat sesi ile adama doğru ilerlerken adrenalin seviyesi de hızla artmaya başlamıştı Teki'nin. Keyifleniyordu içten içe. Aksiyondan güç alıyordu ve bu belli oluyordu. Gözleri fal taşı gibi açılmış adama fırlattığı kurşunun gidişini izliyordu bir sonraki hamlesine karar verebilmek için.
Adam beklemediği bu saldırı karşısında hızla katanasını savurarak kurşunu durdurmayı başarmış ancak bu sırada Seito'yu salmak zorunda kalmıştı. Hızla ikinci kurşunu fırlatmıştı o sırada Teki. İçi çok daha rahattı artık. Öğrencisini kurtarmayı başarmıştı. Şimdi hızlıca adamı öldürmesi gerekiyordu. İkinci kurşunu adamın kafasına hedef alarak yollamıştı bu sebeple. Hızlı bir ölüm dilemişti düşmanı için fakat başaramamıştı bunu. Adam kafasını anlık olarak eğerek hafif bir yarayla kurtulmuştu saldırıdan. "En azından telsizi hallettik... Birileri ile konuşamaz artık."
Şimdi hızlıca ne yapacağını düşünmesi gerekiyordu. Düşüncelerini net bir hamle oluşturabilmek için toparlamaya çalışırken Seito'nun bağırması ile düşünceleri dağılmıştı. Korktuğunu biliyordu Seito'nun. Yüksek ihtimalle o da az önce öleceğini düşündüğü için çok gerilmişti ve edindiği ilk fırsatta Susumu'ya haber vermek istemişti ancak keşke bunu bu kadar sesli yapmasaydı. Karşılarındaki adamın birine haber verip vermediğini ya da Dokudan'ın sesi yüzünden birilerinin buraya yönelip yönelmeyeceğinden emin değildi Teki ancak Seito'nun bağırmasının çevreden duyulacağına kesin gözüyle bakıyordu. Daha da hızlanmalıydı bu yüzden.
Tam o anda adamın birden önünde belirmesi ile kaşları çatılmıştı. "Seito'yu saldı. Korkacak bir şey yok." Yakın dövüşe geçeceğinden emindi ancak ilk hamlenin adamdan gelmesini beklemiyordu. Fakat korkmuyordu da. Asıl odak kendisi olduğu sürece dövüşün sorunsuz devam edeceğinden neredeyse emindi. Adamın hızla savurduğu kesi hamlelerinden kaçarken yüzüne yerleşen gülümsemenin de sebebi buydu. Öldürecekti karşısındaki kişiyi ve Teki'ye göre karşısındaki kişi de bunun bilincindeydi.
Flak zırhına aldığı bir çizik dışında hiç yara almadan sonunda katanası Kitsune'yi kuşanmış ve adamın son saldırısını kendi katanası ile bloklamıştı. Artık silahını da kuşandığı için yüzündeki gülümseme daha da genişlemişti. Öğrencilerinin buradan kaçmasını sağlamak ve parşömeni de yanlarında götürmelerini sağlamak ise ana göreviydi. "Eğlenelim biraz shinobi-san."
Öncelikle tüm vücudundan zehir salgılayacak ve olası bir durumda kendisini zırhla kaplayabilmek için ön hazırlık yapacaktı Teki. Öğrencilerinden de yardım alması gerekecekti. Susumu'nun zaten buraya doğru geliyor olduğunu düşündüğü için bir tık daha rahattı. Kendisi burada kalsa bile Susumu, Teki'nin öğrencilerini alıp götürebilirdi. "Haruka! Gözlerine odaklan!" diyerek ilk emri verecekti öğrencilerine. Haruka'nın Kuroshiki tekniği çok işe yarayacaktı bulundukları konumda. Adamın görüşünü bulandırabilirse eğer, Teki yapacağı seri hamleler ile adamı kolayca indirebileceğine inanıyordu. Hızlı da olmalıydı bunu yaparken. Bu yüzden sözleri bittiği gibi adamı biraz ileri itmeye çalışacak ve katanası ile seri saplama hamleleri yapmaya başlayacaktı düşmanına. Babası Yamamoto ile yaptığı Shigure antrenmanlarında bu harekete bol bol çalışmıştı. İğne gibi sokup çıkarabilir olmuştu katanasını. Tam olarak bu eğitimine bel bağlayacaktı. "Seito parşömeni kap! Miyacho, Seito'yu koru. Göreviniz o parşömen!"
Şayet adamı indirebilirse hızlıca öğrencilerine geldikleri yere geri dönmesini söyleyecek ve kendisi de dönüş için hazırlıklara başlayacaktı. Fakat öğrencilerinin ardından alanı terk etmeden önce hazırlık yapması gerekecekti. Bulunduğu konumu sessiz sedasız terk etmek istemiyordu.

毒
► Show Spoiler
- Kitamura Susumu
- Kusagakure

- Posts: 319
- Joined: August 31st, 2018, 1:49 am
- Location: Kusagakure Güvenlik Hattı
Re: [Susumu & Teki] Savaş Sisinin Gizledikleri
Evet. Sonunda çıkmıştım yıkıntıdan ve çalıların arasında gıdım gıdım da olsa ilerlemeye başlamıştım meydana doğru. Lakin ses çıkarmamaya çalıştığım bu yolculuk sessiz sedasız pek ilerlemeye niyetli değil gibi görünüyordu. Önce nereden geldiğini anlamadığım bir ses patlamıştı etrafta. Kimden, nereden, nasıl gelmişti bu ses? Seito'ya bir şeyler mi olmuştu? Sorular yine peşisıra aklıma dolanırken adımlarımı hızlandırmaya karar vermiştim.
Hızlandığım anda ise ödümü koparan, kendi kendime siper alarak saniyelik yere çökmeme, ağzımdan ufak bi' "Ananskm!" koyuvermeme sebep olan o bağırtı kopmuştu. Seito, ki eli kulağında mı kalmıştır nedir, telsizden hayvan gibi bağırmayı ve narin kulağımı derdest etmeyi tercih etmişti aniden. Yani... Nasıl bir durumda kaldığını hayal etmeye çalışıyorum şu deli oğlanın da.. Kafa-kola falan alınmak yerine bir köşeye mi sıkıştırılmıştı da telsizi böyle rahat kullanmaya devam edebiliyordu? Başlarına ekşiyen adam engel olamıyor muydu konuşmasına, ya da mesaj göndermesine bilerek mi mani olmuyordu? Cevaplar ne olursa olsun meydana ilerlememe engel olmayacaktı fakat merak da etmeden duramamıştım bir anlığına.
İlerlemeye devam ettim hızlanarak. Burada hayal gücümü kullanmaktansa meydana bir an önce ulaşıp olanları bizzat görmeyi daha çok tercih ederim, malum. Çalıların arasından ilerlemeye devam edeceğim, ortam şartları hızlanmama ne kadar el verir bilmesem de. Buradan çıkıp yolları ya da binaları kullanırsam peşime insan takarak Takım Teki'ye daha fazla bela götürme riskini almak istemiyorum.
Hızlandığım anda ise ödümü koparan, kendi kendime siper alarak saniyelik yere çökmeme, ağzımdan ufak bi' "Ananskm!" koyuvermeme sebep olan o bağırtı kopmuştu. Seito, ki eli kulağında mı kalmıştır nedir, telsizden hayvan gibi bağırmayı ve narin kulağımı derdest etmeyi tercih etmişti aniden. Yani... Nasıl bir durumda kaldığını hayal etmeye çalışıyorum şu deli oğlanın da.. Kafa-kola falan alınmak yerine bir köşeye mi sıkıştırılmıştı da telsizi böyle rahat kullanmaya devam edebiliyordu? Başlarına ekşiyen adam engel olamıyor muydu konuşmasına, ya da mesaj göndermesine bilerek mi mani olmuyordu? Cevaplar ne olursa olsun meydana ilerlememe engel olmayacaktı fakat merak da etmeden duramamıştım bir anlığına.
İlerlemeye devam ettim hızlanarak. Burada hayal gücümü kullanmaktansa meydana bir an önce ulaşıp olanları bizzat görmeyi daha çok tercih ederim, malum. Çalıların arasından ilerlemeye devam edeceğim, ortam şartları hızlanmama ne kadar el verir bilmesem de. Buradan çıkıp yolları ya da binaları kullanırsam peşime insan takarak Takım Teki'ye daha fazla bela götürme riskini almak istemiyorum.
- GM - Naruto
- Game Master

- Posts: 2933
- Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm
Re: [Susumu & Teki] Savaş Sisinin Gizledikleri
Teki: İlk emirlerini verdikten sonra vücudundan zehri salgılamaya başlıyorsun. Sıvı teninde yayılırken adamı ileri doğru itmek için kılıcına yükleniyorsun. Bunun sonucunda fark ediyorsun ki kas gücü olarak karşındaki shinobi senden bir tık daha yukarıda; istediğin kadar onu geriye itemiyorsun. Geriye basit bir adım alarak bunu kompanse ediyor, kılıcınla saplama hamleleri yapmaya başlayacak açıklığı kendine yaratıyorsun.
İlk saplama hamleni rakibin kılıcına vurarak savuşturuyor. Ancak senin eğitimin gereği aynı yere onun beklediğinden çok daha seri bir saplama hamlesi yapabiliyorsun. Bu sayede, onu gafil avlıyor ve kılıcını bir kaç santim hasmının göğsünün sol tarafına, omzuna yakın bir yere saplıyorsun! Sana saldırı yapmak için hazırlanan rakibin tekrar defansa geçiyor, sen ise tekrar benzer yere kılıcını saplıyorsun!
Bu esnada rakibin kılıcına basitçe vurmak yerine kendi kılıcını senin kılıcının üzerinden kaydırarak sana geniş bir kesi hamlesi deniyor. Senin kılıcını kendine göre dışarda tutuyor ve kesi hamlesinin son anına kadar kontak bozulmadığı için senin kılıcını göreceli olarak kendine güvenli bir uzaklıkta tutmayı başarıyor.
Çevikliğine güvenip aksi yönde geri çapraza bir adım alıyorsun bu kesiden kurtulmak için ancak flak setinin göğüs kısmı sağdan sola parçalanıyor!
Ancak yara almıyorsun. Hatta, zehrini sertleştirmeye bile ihtiyaç duymuyorsun. Rakibin seni biraz ölçüyor gibi görünüyor; muhtemelen saldırılar git gide daha da tehlikelileşecekmiş gibi bir his içine doğuyor.
Miyacho ve Seito ise parşömene doğru koşuyorlar. Seito parşömeni sırtlıyor. Haruka o esnada tekniği bitirmiş olmalı, diye düşünüyorsun. Hasmın, öğrencilerinin parşömeni aldığını göz ucuyla fark ediyor.
Susumu: Çatılardan hızla ilerliyorsun ve bu tur yaşanan son olayları ortama ilerlerken uzaktan görebiliyorsun. Şu noktadan itibaren sokağa bakan bir evin çatısında, koşar haldesin.
İlk saplama hamleni rakibin kılıcına vurarak savuşturuyor. Ancak senin eğitimin gereği aynı yere onun beklediğinden çok daha seri bir saplama hamlesi yapabiliyorsun. Bu sayede, onu gafil avlıyor ve kılıcını bir kaç santim hasmının göğsünün sol tarafına, omzuna yakın bir yere saplıyorsun! Sana saldırı yapmak için hazırlanan rakibin tekrar defansa geçiyor, sen ise tekrar benzer yere kılıcını saplıyorsun!
Bu esnada rakibin kılıcına basitçe vurmak yerine kendi kılıcını senin kılıcının üzerinden kaydırarak sana geniş bir kesi hamlesi deniyor. Senin kılıcını kendine göre dışarda tutuyor ve kesi hamlesinin son anına kadar kontak bozulmadığı için senin kılıcını göreceli olarak kendine güvenli bir uzaklıkta tutmayı başarıyor.
Çevikliğine güvenip aksi yönde geri çapraza bir adım alıyorsun bu kesiden kurtulmak için ancak flak setinin göğüs kısmı sağdan sola parçalanıyor!
Ancak yara almıyorsun. Hatta, zehrini sertleştirmeye bile ihtiyaç duymuyorsun. Rakibin seni biraz ölçüyor gibi görünüyor; muhtemelen saldırılar git gide daha da tehlikelileşecekmiş gibi bir his içine doğuyor.
Miyacho ve Seito ise parşömene doğru koşuyorlar. Seito parşömeni sırtlıyor. Haruka o esnada tekniği bitirmiş olmalı, diye düşünüyorsun. Hasmın, öğrencilerinin parşömeni aldığını göz ucuyla fark ediyor.
Susumu: Çatılardan hızla ilerliyorsun ve bu tur yaşanan son olayları ortama ilerlerken uzaktan görebiliyorsun. Şu noktadan itibaren sokağa bakan bir evin çatısında, koşar haldesin.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
- Kitamura Susumu
- Kusagakure

- Posts: 319
- Joined: August 31st, 2018, 1:49 am
- Location: Kusagakure Güvenlik Hattı
Re: [Susumu & Teki] Savaş Sisinin Gizledikleri
Meydanda olanlar beklediğimden biraz daha hafif geçiyor gibiydi. Elbette bir aksiyon dönüyordu ancak panik atak geçirmeme gerek bırakacak kadar şiddetli dönmüyordu bu olaylar. Teki, anladığım kadarıyla az çok idare edebiliyordu olayı. Rakibinden bir kesi almıştı ancak sendelememiş, bir acı emaresi göstermemişti.
Çocuklar ise sapasağlamdı, şimdilik. Haruka haricindekiler yerde duran iri bir parşömene doğru koşturmaktaydılar tam ben çatıya çıkıp izlemeye başladığım esnada. Anlam verememiş ve bir kaşımı kaldırıp "He?" demeden edememiştim. Mantıklı bir açıklaması buradan çıkabilirsek gelirdi herhalde. Olanlara şu an anlam yüklemeye çalışmaktansa, etrafıma baktım ben de.
Uzakta da olsam insanlara göre daha yüksekte bulunduğum için sağda solda Teki'nin savaşmakta olduğu kişi haricinde birileri var mı ve geliyorlar mı görmeye çalışacaktım, hızlı bakışlarla. Teki'lerin yanına en hızlı şekilde nasıl ulaşabileceğime de bakacaktım. Bir şekilde çocukları da, Teki'yi ve adamı da önümde bırakacak şekilde konum almaya çalışacağım sonrasında, yere inip yanlarına koşarak. Ve eğer gelen biri yoksa, ana odağım Teki'nin savaştığı adamı Jubaku Satsu ile hareketsiz hale getirmek olacak.
Fakat gelen birileri var ve saldırı hazırlığında iseler odağım daha "koruma" odaklı olacak. Kimi korumaya odaklanacağımı seçmem gerekirse de bu Haruka olacak. El mühürleri yapmakta olduğu için kendini koruyamayabilir. Dışarıdan bakıldığında da dövüşe aktif olarak yardım etmekte olduğu düşünülebilir, ben en azından öyle düşünüyorum. Tabi, Haruka güvende görünüyor ve parşömene koşan ikili daha tehlikede görünüyorsa odağımı onlara da çevirebilirim. Teki'yi şimdilik kollama gereği duymuyorum. Zira hem kendini koruyabilecek yeteneği olduğunu biliyorum, hem de böyle bir durumda öğrencilerine yardım etmeyi tercih etmemi o da isterdi eminim ki.
Çocuklara ne şekilde yardım edeceğim ise gelen saldırıyı görmemle kafamda şekillendirebileceğim bir şey.
Çocuklar ise sapasağlamdı, şimdilik. Haruka haricindekiler yerde duran iri bir parşömene doğru koşturmaktaydılar tam ben çatıya çıkıp izlemeye başladığım esnada. Anlam verememiş ve bir kaşımı kaldırıp "He?" demeden edememiştim. Mantıklı bir açıklaması buradan çıkabilirsek gelirdi herhalde. Olanlara şu an anlam yüklemeye çalışmaktansa, etrafıma baktım ben de.
Uzakta da olsam insanlara göre daha yüksekte bulunduğum için sağda solda Teki'nin savaşmakta olduğu kişi haricinde birileri var mı ve geliyorlar mı görmeye çalışacaktım, hızlı bakışlarla. Teki'lerin yanına en hızlı şekilde nasıl ulaşabileceğime de bakacaktım. Bir şekilde çocukları da, Teki'yi ve adamı da önümde bırakacak şekilde konum almaya çalışacağım sonrasında, yere inip yanlarına koşarak. Ve eğer gelen biri yoksa, ana odağım Teki'nin savaştığı adamı Jubaku Satsu ile hareketsiz hale getirmek olacak.
Fakat gelen birileri var ve saldırı hazırlığında iseler odağım daha "koruma" odaklı olacak. Kimi korumaya odaklanacağımı seçmem gerekirse de bu Haruka olacak. El mühürleri yapmakta olduğu için kendini koruyamayabilir. Dışarıdan bakıldığında da dövüşe aktif olarak yardım etmekte olduğu düşünülebilir, ben en azından öyle düşünüyorum. Tabi, Haruka güvende görünüyor ve parşömene koşan ikili daha tehlikede görünüyorsa odağımı onlara da çevirebilirim. Teki'yi şimdilik kollama gereği duymuyorum. Zira hem kendini koruyabilecek yeteneği olduğunu biliyorum, hem de böyle bir durumda öğrencilerine yardım etmeyi tercih etmemi o da isterdi eminim ki.
Çocuklara ne şekilde yardım edeceğim ise gelen saldırıyı görmemle kafamda şekillendirebileceğim bir şey.
- Kasumikage Teki
- Kusagakure

- Posts: 423
- Joined: October 22nd, 2018, 2:54 am
Re: [Susumu & Teki] Savaş Sisinin Gizledikleri
Henüz Haruka verdiği emire karşılık jutsusunu aktif edemeden saldırmaya başlamıştı düşmanına kılıcıyla Teki. İlk hamlesi bloklanmış olsa da hızından yararlanarak tekrar bir saplama hamlesi yaparak rakibine ilk yarayı kazandırmıştı. Kitsune'nin adamın vücuduna saplandığını algıladığı gibi yüzündeki gülümseme büyümüştü. Keyif alıyordu dövüşten. Fakat bir yandan adamı geri itememiş olmasından ötürü aralarındaki kas gücü farkını da anlayabilmişti. Kendinden güç olarak üstün bir rakibe sahipti ancak bu durumun onu durdurmasına izin vermeyecekti. Haruka'nın jutsusunu aktif etmesi ile adamın görüşünün bozulacağını biliyordu ve o zaman onu öldürmesi hiç olmadığı kadar kolay olacaktı. Tek sorun kaybedecek çok vakitleri bulunmamasıydı. Her an alana başkaları gelebilir ve o zaman hem öğrencilerini korurken hem de savaşması çok daha zor hale gelebilirdi.
Düşmanının yaptığı kesi hamlesi sonrasında flak setinin göğüs kısmının parçalanması ile Teki'nin gözünde dövüş ikinci aşamaya geçmeye başlamıştı. Yara almamış, sadece flak setini kaybetmişti. Hatta zehrini zırhlaştırmasına bile gerek kalmamıştı. Adamın bu saldırıdan alacağı güven ile daha da şiddetli saldırılar yapacağını düşünüyordu. Parşömeni kafaya takmıyordu en azından. Miyacho ve Seito'nun o kısımla ilgilendiğini görebiliyordu. Tekrardan Haruka'nın tekniğine güvenerek saldırmaya başlayacaktı. Fakat bu sefer daha sert olacaktı. Daha acımasız ve iş bitirici hamleler yapması gerekiyordu.
"İyi dövüşüyorsun shinobi-san. Fakat yanlış zamanda yanlış yerde bulundun maalesef."
Sözleri ile biraz sinirini bozmak istiyordu düşmanının. Onun da göz ucuyla Seito ve Miyacho'nun parşömeni alabildiğini gördüğünü biliyordu. Şimdi adamın çocuklara karşı bir hamle yapmasını engellemesi gerekiyordu. Tekrardan Kitsune ile adama saplama hamleleri yapmaya başlayacaktı. Fakat bu sefer sadece bu hamle ile sınırlı kalmayacaktı hareketi. Çok sevdiği jutsusuna güvenerek direkt adamı öldürmeye odaklanacaktı.
"Churoko çok güçlü bir vücuda ve taijutsu yeteneklerine sahip değildi Teki. Bu açıdan bakarsan öğrenmeyi başardığın bu tekniğin senin elinde çok daha tehlikeli olabileceğini düşünüyorum çünkü sana Shigure stilini de öğrettim. Churoko'nun aksine sen rakibini yakın mesafeden sıkıştırırken, hedef almayı çok daha az dert ederek jutsunu rahatlıkla isabet ettirebilirsin. Tabii kendini yeterince eğitebilirsen..."
Babasının sözleri kafasında yankılanırken Kitsune'yi tekrardan tek eliyle rakibinin vücuduna saplamaya başlayacaktı Teki. Amacı direkt zarar vermekten ve işi Kitsune ile bitirmekten ziyade düşmanının dikkatini saplama hamlelerine çekmekti. Adamın kılıcı ile Kitsune'yi bloklaması veya vücudunu farklı bir yöne kaydırdığını gördüğü anda boştan kalan eli ile adamın kafasına nişan alarak Dokudan kullanacaktı bir kez daha. Haruka'nın genjutsusu sayesinde görüşü bozulmuşsa eğer adamın bu saldırılardan kaçamayacağını ve dövüşün hızlıca sonlanacağını düşünüyordu. Şayet bu gerçekleşirse öğrencileri ile parşömeni kapıp hızlıca alandan topuklamak için harekete başlayacaktı.
Düşmanının yaptığı kesi hamlesi sonrasında flak setinin göğüs kısmının parçalanması ile Teki'nin gözünde dövüş ikinci aşamaya geçmeye başlamıştı. Yara almamış, sadece flak setini kaybetmişti. Hatta zehrini zırhlaştırmasına bile gerek kalmamıştı. Adamın bu saldırıdan alacağı güven ile daha da şiddetli saldırılar yapacağını düşünüyordu. Parşömeni kafaya takmıyordu en azından. Miyacho ve Seito'nun o kısımla ilgilendiğini görebiliyordu. Tekrardan Haruka'nın tekniğine güvenerek saldırmaya başlayacaktı. Fakat bu sefer daha sert olacaktı. Daha acımasız ve iş bitirici hamleler yapması gerekiyordu.
"İyi dövüşüyorsun shinobi-san. Fakat yanlış zamanda yanlış yerde bulundun maalesef."
Sözleri ile biraz sinirini bozmak istiyordu düşmanının. Onun da göz ucuyla Seito ve Miyacho'nun parşömeni alabildiğini gördüğünü biliyordu. Şimdi adamın çocuklara karşı bir hamle yapmasını engellemesi gerekiyordu. Tekrardan Kitsune ile adama saplama hamleleri yapmaya başlayacaktı. Fakat bu sefer sadece bu hamle ile sınırlı kalmayacaktı hareketi. Çok sevdiği jutsusuna güvenerek direkt adamı öldürmeye odaklanacaktı.
"Churoko çok güçlü bir vücuda ve taijutsu yeteneklerine sahip değildi Teki. Bu açıdan bakarsan öğrenmeyi başardığın bu tekniğin senin elinde çok daha tehlikeli olabileceğini düşünüyorum çünkü sana Shigure stilini de öğrettim. Churoko'nun aksine sen rakibini yakın mesafeden sıkıştırırken, hedef almayı çok daha az dert ederek jutsunu rahatlıkla isabet ettirebilirsin. Tabii kendini yeterince eğitebilirsen..."
Babasının sözleri kafasında yankılanırken Kitsune'yi tekrardan tek eliyle rakibinin vücuduna saplamaya başlayacaktı Teki. Amacı direkt zarar vermekten ve işi Kitsune ile bitirmekten ziyade düşmanının dikkatini saplama hamlelerine çekmekti. Adamın kılıcı ile Kitsune'yi bloklaması veya vücudunu farklı bir yöne kaydırdığını gördüğü anda boştan kalan eli ile adamın kafasına nişan alarak Dokudan kullanacaktı bir kez daha. Haruka'nın genjutsusu sayesinde görüşü bozulmuşsa eğer adamın bu saldırılardan kaçamayacağını ve dövüşün hızlıca sonlanacağını düşünüyordu. Şayet bu gerçekleşirse öğrencileri ile parşömeni kapıp hızlıca alandan topuklamak için harekete başlayacaktı.

毒
► Show Spoiler
- GM - Naruto
- Game Master

- Posts: 2933
- Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm
Re: [Susumu & Teki] Savaş Sisinin Gizledikleri
Teki'nin sözlerine karşılık eleman sadece donuk gözlerle bakmakla yetiniyor.
Teki saplama hamlesine başlıyor. O esnada Susumu da etrafta şimdilik buraya gelen birilerinin olmadığını teyit ettikten sonra, aşağı atlıyor. Bu esnada el mühürlerini yapmaya başlıyor.
Teki'nin rakibi, gelen saplama hamlesine karşılık kılıcını önünde bir tur, bir fan misali çeviriyor. İki kılıç birbirine değdiği anda, sanki tereyağını kesiyormuşçasına Kitsune'nin ucundaki 1/3'lük kısmını koparıyor! Kesilen kısımdan kıvılcımlar çıkıyor ve Kitsune'nin kalan ucu yüksek ısı sebebiyle turuncu bir şekilde parlıyor. Teki kılıcında çok az bir kuvvet hissediyor bu olurken.
Teki, flak setinin bu kadar kolay parçalanmasını geç bir şekilde anlamlandırıyor. Tekrar anlık düşündüğünde, bu kadar kolay o zırhın parçalanmaması gerekirdi, bunu anlıyor.
Teki bunun ardından, boştaki elini adama doğrultup tekniğini uyguluyor. Ortamı bir "Pat!" sesi dolduruyor tekrar, bu kurşun ise adamın sol omzuna derinlemesine saplanıyor. Omzuna takılı Tanigakure alınbandı yere düşüyor kumaş tarafı parçalanınca. Tam o anda adamın da gözleri hafif kamaşır gibi olurken, Susumu'nun tekniği aktif oluyor. Adamı kaplayan zincirler onun hareket kabiliyetini epey etkilemişe benziyor. Sert bir bakış atıyor Susumu'ya adam, ardından Teki'ye bakıyor.
"Gitmenize izin veriyorum." diyor donuk bir tonda. Susumu, adamın tekniğe aktif olarak karşı koyduğunu hissedebiliyor. Teki de adamın, kaslarına kuvvet uygulayıp onu zapt eden şey her neyse ondan kurtulmaya çalıştığını görüyor. Geriye doğru bir adım atabiliyor sadece. Kılıcını elinde sıkı sıkı tutmakta, ancak ucu yere bakıyor.
Teki, adamı etkileyen zincirleri görmüyor.
Miyacho, Haruka ve Seito, adamdan uzak bir çember çizerek Teki'nin arkasına doğru hareketleniyorlar. Seito parşömeni sırtına geçirmiş durumda.
Kitsune'nin kırık ucu zeminde durmakta.
Teki saplama hamlesine başlıyor. O esnada Susumu da etrafta şimdilik buraya gelen birilerinin olmadığını teyit ettikten sonra, aşağı atlıyor. Bu esnada el mühürlerini yapmaya başlıyor.
Teki'nin rakibi, gelen saplama hamlesine karşılık kılıcını önünde bir tur, bir fan misali çeviriyor. İki kılıç birbirine değdiği anda, sanki tereyağını kesiyormuşçasına Kitsune'nin ucundaki 1/3'lük kısmını koparıyor! Kesilen kısımdan kıvılcımlar çıkıyor ve Kitsune'nin kalan ucu yüksek ısı sebebiyle turuncu bir şekilde parlıyor. Teki kılıcında çok az bir kuvvet hissediyor bu olurken.
Teki, flak setinin bu kadar kolay parçalanmasını geç bir şekilde anlamlandırıyor. Tekrar anlık düşündüğünde, bu kadar kolay o zırhın parçalanmaması gerekirdi, bunu anlıyor.
Teki bunun ardından, boştaki elini adama doğrultup tekniğini uyguluyor. Ortamı bir "Pat!" sesi dolduruyor tekrar, bu kurşun ise adamın sol omzuna derinlemesine saplanıyor. Omzuna takılı Tanigakure alınbandı yere düşüyor kumaş tarafı parçalanınca. Tam o anda adamın da gözleri hafif kamaşır gibi olurken, Susumu'nun tekniği aktif oluyor. Adamı kaplayan zincirler onun hareket kabiliyetini epey etkilemişe benziyor. Sert bir bakış atıyor Susumu'ya adam, ardından Teki'ye bakıyor.
"Gitmenize izin veriyorum." diyor donuk bir tonda. Susumu, adamın tekniğe aktif olarak karşı koyduğunu hissedebiliyor. Teki de adamın, kaslarına kuvvet uygulayıp onu zapt eden şey her neyse ondan kurtulmaya çalıştığını görüyor. Geriye doğru bir adım atabiliyor sadece. Kılıcını elinde sıkı sıkı tutmakta, ancak ucu yere bakıyor.
Teki, adamı etkileyen zincirleri görmüyor.
Miyacho, Haruka ve Seito, adamdan uzak bir çember çizerek Teki'nin arkasına doğru hareketleniyorlar. Seito parşömeni sırtına geçirmiş durumda.
Kitsune'nin kırık ucu zeminde durmakta.
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
- Kitamura Susumu
- Kusagakure

- Posts: 319
- Joined: August 31st, 2018, 1:49 am
- Location: Kusagakure Güvenlik Hattı
Re: [Susumu & Teki] Savaş Sisinin Gizledikleri
Atlayıp gittim bizimkilerin yanına. Gelen giden olmadığı için direkt olarak Teki'nin yardımına koşmayı tercih etmiştim. Ben varana kadar Teki, adam ile bir süre daha çarpışmış ve katanasının bir kısmını kaybetmişti. Bir yandan el mühürlerini yaparken bir yandan bu gördüğüm duruma karşılık kaşımın tekini kaldırmadan edememiştim. İronikti, bir açıdan bakılınca. Kami'ler yanıma sürekli kılıçları ile ilgili problemler yaşayan Shigure'ci lavuklar vermeyi komik buluyordu muhtemelen. İlginç bulduğum kısım ise kılıcın bu kadar kolay koparılmasıydı. Bu kadar ısınmasına bakılırsa ya Teki'nin dövüştüğü adam deli kuvvetine sahipti, ya da çakra aktarabildiği bir kılıç kullanıyordu.
"Eh, şu an bu gizemi çözmenin bir faydası yok." diye düşündüm zincirlerle sararken elemanı. Yakalamadan hemen önce Teki'nin garip tekniği tarafından vurulmuş olmasına rağmen adam tekniğime karşı koyabiliyor, ilginç bir irade sergiliyordu. Bu şekilde adamı zaptetmeye çalışmak beni biraz yoracak gibi duruyordu, omzundaki acının genjutsumu bozma ihtimalini de göz ardı edemezdim.
Fakat, ne yapacaktık ki? Ortam sakinlemişti, çocuklar birer civciv misali Teki'nin arkasında güvene geçmişlerdi. Adam ise pes etmişti. Şimdi ne olacaktı? Yakaladığım bir başka "düşman", kılıcı ile onu infaz eden bir başka yoldaş... Yine aynı senaryo mu gerçekleşecekti? Geçmiştekilerin aksine bu sefer ki gereksizdi üstelik. Kendi topraklarındaki insanlara sızmıştık, bir de üstüne birinin canını almamız, üstelik gidelim diye bize izin vermişken, kalpsizlik olurdu. Hadi diyelim ki yersiz bir duygusallık yapıyor olayım, ve işin vidani kısmını bir kenara bırakayım. Oluşacak siyasi kriz ve bunun sonuçlarıyla nasıl baş edecektik? Bu adam dışında birilerinin bizi görüp görmediğinin, ya da kimseyle karşılaşmayacağımızın garantisi yoktu. Bu lanet alın bantları Takım Teki'de olduğu sürece de bu adamı öldürmemiz direkt olarak savaş ilan edilmesi için bir sebep demekti. Birilerine zarar vermeden, sadece karargahlarına burunlarını sokan 4 Kusagakure'li olarak anılmak çok daha kolaylıkla başa çıkılacak bir durumdu. Köye zarar verdirtecek bahaneleri altın tepsi içinde sunmaya gerek yoktu.
Zincirlere karşı koymaya çalışan adamı bir miktar daha sardım kontrolün kimde olduğunu anlaması için. Ardından Teki'ye baktım. Ne yapacağını bilmiyordum, aklımdan geçenleri uzun uzun anlatıp mantık aşılayacak vaktimiz ise yoktu. Yine de, yönlendirmeyi deneyebilirdim. Anlık yüzüne baktım Teki'nin, ardından tekrar adama odaklandım. Muhattabımın Teki olduğunu hissettiren bir ses ile "Çocuklar sağlam, kılıcın ise tamir edilir. Zalimlik yapma." dedim. Ardından bakışlarımla adamın kılıcını işaret ettim, Teki'ninki artık katanadan ziyade wakizashi olmuştu, malum. "Kılıcını alın." dedim. Lazım olabilirdi.
Adama doğru başımı anlık çok hafifçe eğdim. Selam verir gibi, ama daha çok dediğini anladığımı belirtircesine. Pek ala yalan söylüyor olabilirdi, bunu tartacak bir konumda görmüyordum kendimi. Ancak elini kolunu sallarcasına serbest bırakacak da değildim. Öldürmeyelim dediysek, önünde domalacak da değildik yani. Bıraktığım gibi tekrar saldırıya geçebilirdi, ya da bizi takip edebilirdi. "Bayıltın da gidelim." dedim donuk bir ses ile.
"Eh, şu an bu gizemi çözmenin bir faydası yok." diye düşündüm zincirlerle sararken elemanı. Yakalamadan hemen önce Teki'nin garip tekniği tarafından vurulmuş olmasına rağmen adam tekniğime karşı koyabiliyor, ilginç bir irade sergiliyordu. Bu şekilde adamı zaptetmeye çalışmak beni biraz yoracak gibi duruyordu, omzundaki acının genjutsumu bozma ihtimalini de göz ardı edemezdim.
Fakat, ne yapacaktık ki? Ortam sakinlemişti, çocuklar birer civciv misali Teki'nin arkasında güvene geçmişlerdi. Adam ise pes etmişti. Şimdi ne olacaktı? Yakaladığım bir başka "düşman", kılıcı ile onu infaz eden bir başka yoldaş... Yine aynı senaryo mu gerçekleşecekti? Geçmiştekilerin aksine bu sefer ki gereksizdi üstelik. Kendi topraklarındaki insanlara sızmıştık, bir de üstüne birinin canını almamız, üstelik gidelim diye bize izin vermişken, kalpsizlik olurdu. Hadi diyelim ki yersiz bir duygusallık yapıyor olayım, ve işin vidani kısmını bir kenara bırakayım. Oluşacak siyasi kriz ve bunun sonuçlarıyla nasıl baş edecektik? Bu adam dışında birilerinin bizi görüp görmediğinin, ya da kimseyle karşılaşmayacağımızın garantisi yoktu. Bu lanet alın bantları Takım Teki'de olduğu sürece de bu adamı öldürmemiz direkt olarak savaş ilan edilmesi için bir sebep demekti. Birilerine zarar vermeden, sadece karargahlarına burunlarını sokan 4 Kusagakure'li olarak anılmak çok daha kolaylıkla başa çıkılacak bir durumdu. Köye zarar verdirtecek bahaneleri altın tepsi içinde sunmaya gerek yoktu.
Zincirlere karşı koymaya çalışan adamı bir miktar daha sardım kontrolün kimde olduğunu anlaması için. Ardından Teki'ye baktım. Ne yapacağını bilmiyordum, aklımdan geçenleri uzun uzun anlatıp mantık aşılayacak vaktimiz ise yoktu. Yine de, yönlendirmeyi deneyebilirdim. Anlık yüzüne baktım Teki'nin, ardından tekrar adama odaklandım. Muhattabımın Teki olduğunu hissettiren bir ses ile "Çocuklar sağlam, kılıcın ise tamir edilir. Zalimlik yapma." dedim. Ardından bakışlarımla adamın kılıcını işaret ettim, Teki'ninki artık katanadan ziyade wakizashi olmuştu, malum. "Kılıcını alın." dedim. Lazım olabilirdi.
Adama doğru başımı anlık çok hafifçe eğdim. Selam verir gibi, ama daha çok dediğini anladığımı belirtircesine. Pek ala yalan söylüyor olabilirdi, bunu tartacak bir konumda görmüyordum kendimi. Ancak elini kolunu sallarcasına serbest bırakacak da değildim. Öldürmeyelim dediysek, önünde domalacak da değildik yani. Bıraktığım gibi tekrar saldırıya geçebilirdi, ya da bizi takip edebilirdi. "Bayıltın da gidelim." dedim donuk bir ses ile.



