Aşağı iniyorsun selamını verdikten sonra. Ortam sessiz, bütün mekanı buz kesmiş gibi. Ayak seslerin yankılanıyor merdivenleri inerken. Alt kata vardığında, korumalar basitçe başını eğiyor sana selam vermek için. Sahne boş.
Dışarı çıkıyorsun ve Minami sokaklarının gürültüsüne kendini bırakıyorsun. İyiden iyiye başlayan gece hayatının arasına karışıyorsun. Shijo'nun bir kaç adım arkanda olduğunu hissedebiliyorsun. Munejima'nın da balkondan sizi izlediğini de.
Bir kaç sokak uzaklaşıyorsunuz sessizce mekandan. Çevre loş ve turuncu ışıklarla kaplı. İnsan sayısı fazla. Çoğu zaman çapraz bir adım atman gerekiyor önünden gelen birine çarpmamak için. Büyük bir titizlik ve çeviklik ile insanların arasından geçiyor ve yavaşlamıyorsun.
Bar Teruma'dan yeterince uzaklaşınca, bir sokak arasının girişine yakın bir yerde, aniden dönüyor ve Shijo ile yüzleşiyorsun. Shijo'nun suratı ifadesiz. Belki de bu ifadesiz suratı görmek seni daha da çok tetikliyor mu bilinmez, laflarını saydırıyorsun.
Shijo da senin hararetine benzer bir tonda lafa giriyor. Fevri bir kaç el kol hareketi ile de laflarını destekliyor. "Ne bileyim ne engelliyor, ben de düpedüz pis bir soylunun kirli işini yapmayacağım herhalde! Lafı bana bırakınca ben de ordan devam ettim, belki niyetini öğreniriz diye!"
Anlık bir sessizlik oluyor, ardından aynı hararetle devam ediyor Shijo. Bir adım da sana yaklaşıyor. "Benim derdim Kurumi'ye ne olduğunu öğrenmek. O kadar! Senden fazlasını bilmiyorum. Sakladığım bir şey yok." Tehditkâr değil, fakat sinmiyor kesinlikle. Aranızda bir adımlık daha mesafe var. Shijo'nun bu kadar kişisel alanına girmesi seni biraz irite edici.
[Okawa Ringo] İhtiyarın Peşinde
- GM - Naruto
- Game Master

- Posts: 2926
- Joined: August 25th, 2018, 6:19 pm
Re: [Okawa Ringo] İhtiyarın Peşinde
Bu hesaba atılan PM'ler kontrol edilmemektedir.
- Okawa Ringo
- Ishigakure

- Posts: 322
- Joined: February 25th, 2019, 1:04 am
Re: [Okawa Ringo] İhtiyarın Peşinde
Mekanın olanca cıvıltısı ve hareketliliği bir anda sönümlenmişti. Az önce geçen fırtına tüm havayı söndürmüştü anlaşılan. Yukarıdaki gürültüleri duyanların da modu kaçmıştı, bir kısmı ise mekanı terketmişti sanırsa. Aşağı inene kadar her şey normaldi, mekandan çıkana kadar da. Bomboş adımlarını, bir sonraki adımı takip etti. Bar Teruma onun için adım atma ihtimalinin bir daha zor olduğu bir yerdi. Lakin son kez kafasını çevirip bakmadı bile. Ringo'nun kumaşı belliydi, böyle yerlerde işi yoktu.
Dışarı atıldığında ise Minami gürültüsünden ve kalabalığından bir şey kaybetmemişti. Aynı cıvıltı, aynı hareket. Sokakların ve caddelerin canlandığını, insanların suratlarındaki ifadenin değiştiğini hissediyordu. Havanın tonu değişmiş, rüzgarın hissi farklılaşmıştı. O denli kalabalıktı ki hem o, hem de ardından gelen Shijo insan selinin arasından geçip gidiyorlardı...
Biraz sakinlik aramak umuduyla bulduğu ilk sokağa girmeyi istedi. Lakin Shijo'yu hatırladı ve kafasında kurduklarını aktarmayı seçti. Cümlelerinin yitip gitmesini istememişti belki de. Belki de meraktan ölmüştü. Belki de bekleyememişti. Kim bilir. Shijo'nun tepkisizliği ve dinginliği onu çılgına çevirse de, Ringo'nun da delirmiş bir hali yoktu. Aksine cümlelerini sarf ettikten sonra olanca sakinliğiyle onu dinlemeye koyulmuştu. Yer yer yüzünde belli belirsiz ifadeler vuku bulsa da genel olarak sinirli veya heyecanlı bir ifadeden uzak sayılırdı. Lakin Shijo daha dingindi. Bu dinginlik ve ifadesiz sıfatı görmek onu bir nebze olsun kıllandırıyordu.
"İyi." dedi. Ardından devam etti. Sokak aralarında yürüdüğü esnada, oturup yemeğini yediği esnada aklına esen düşünce sellerinden bir enstantane sunmak istedi ona. Ne düşündüğünü paylaşmak istedi belki de. "Bak. Kurumi'ye ne olduğunu ben de öğrenmek istiyorum. Lakin bunun için ne kadar ileri gideceğimizi bilmiyorum." biraz durdu. Shijo'nun ifadesiz suratında bir mimik kırıntısı aradı. Sonra devam etti.
"İkimizin de bilip söylemediği şeyler var. Bu tarz üstü kapalı konuşmaları sevmiyorum. Kageyasu bir boklar yemiş. Yemeye de devam ediyor. Lakin dahası olmalı. Kurumi'nin başına gelen her ne ise, bunun daha öncesinden farkına vardığını düşünüyorum. Bir karar aldığı, almak zorunda kaldığını düşünüyorum. Öyle hissediyorum. Biz onu bulmaya çalışıyoruz da... O bulunmak istiyor mu? Sen hiç böyle hissettin mi?"
Sokağa doğru bir kaç adım attıktan sonra çaresizle pufladı. Ağzındaki buhar hava ile karışırken tekrar söz aldı. Kısa kesmek istiyordu ancak Shijo'nun bakış açısını öğrenmek istiyordu. Dahası, bu işin sonu Kurumi'ye çıksa da çıkmasa da... Ishigakure olarak bildiği, evi olarak bildiği yeri kaybetme riski vardı. Hangisi daha kötüydü? Bilemiyordu. Çekip gitmiş birisi ile köyü arasında tercih yapacaksa, bu tercihin ayrı kaldığı evinden yana olacağı barizdi. Lakin, evi harap olmuş ise... İşte bu konuda da düşünme fırsatı olmamıştı. Bu yol, köyün başına gerçekten ne geldiği ile ilgili onları aydınlatabilirdi.
"Ginbushi için canımı veririm. Bu konuda samimiyim. Lakin Ishigakure için tüm sevdiklerimin canını hiçe sayabilirim. Arada fark var."
Onlarda eksik olan şey bilgiydi. Bu yüzden bu kadar deşiyordu. Bu yüzden kendisini hem ona, hem de kendisine karşı deşifre ediyordu. Bunun haricinde, bir fikri vardı. Fikirden çok bir arayış.
"Bize gereken şey bilgi. Munejima'yı dinleyelim. Bu işi sen zaten devraldın. Takeru'dan ne istiyormuş anlamaya çalışalım. Takeru, bugün gördüğün kızın da pek hazzetmediği birisi. Ancak daha önce bir operasyonda onları birlikte gördüm. Ben Chiyojo ile görüşeceğim. Dahası, Munejima'dan tam olarak ne istediğini çözmeye çalışacağım. Yaptıkları her ne ise onu da kıllandırıyor belli ki. Gerekirse ikili oynarız, günün sonunda parçaları birleştiririz." dedi. Sonrasında ise ona az önce bir adım atmış olan Shijo'ya usulca bir adım da o attı. Yüzü gülüyordu, az da olsa. Sağ elini omzuna götürüp yumruk yaptı, yavaşça dokundurdu. Shijo'nun ne diyeceğini beklemeye koyuldu.
Dışarı atıldığında ise Minami gürültüsünden ve kalabalığından bir şey kaybetmemişti. Aynı cıvıltı, aynı hareket. Sokakların ve caddelerin canlandığını, insanların suratlarındaki ifadenin değiştiğini hissediyordu. Havanın tonu değişmiş, rüzgarın hissi farklılaşmıştı. O denli kalabalıktı ki hem o, hem de ardından gelen Shijo insan selinin arasından geçip gidiyorlardı...
Biraz sakinlik aramak umuduyla bulduğu ilk sokağa girmeyi istedi. Lakin Shijo'yu hatırladı ve kafasında kurduklarını aktarmayı seçti. Cümlelerinin yitip gitmesini istememişti belki de. Belki de meraktan ölmüştü. Belki de bekleyememişti. Kim bilir. Shijo'nun tepkisizliği ve dinginliği onu çılgına çevirse de, Ringo'nun da delirmiş bir hali yoktu. Aksine cümlelerini sarf ettikten sonra olanca sakinliğiyle onu dinlemeye koyulmuştu. Yer yer yüzünde belli belirsiz ifadeler vuku bulsa da genel olarak sinirli veya heyecanlı bir ifadeden uzak sayılırdı. Lakin Shijo daha dingindi. Bu dinginlik ve ifadesiz sıfatı görmek onu bir nebze olsun kıllandırıyordu.
"İyi." dedi. Ardından devam etti. Sokak aralarında yürüdüğü esnada, oturup yemeğini yediği esnada aklına esen düşünce sellerinden bir enstantane sunmak istedi ona. Ne düşündüğünü paylaşmak istedi belki de. "Bak. Kurumi'ye ne olduğunu ben de öğrenmek istiyorum. Lakin bunun için ne kadar ileri gideceğimizi bilmiyorum." biraz durdu. Shijo'nun ifadesiz suratında bir mimik kırıntısı aradı. Sonra devam etti.
"İkimizin de bilip söylemediği şeyler var. Bu tarz üstü kapalı konuşmaları sevmiyorum. Kageyasu bir boklar yemiş. Yemeye de devam ediyor. Lakin dahası olmalı. Kurumi'nin başına gelen her ne ise, bunun daha öncesinden farkına vardığını düşünüyorum. Bir karar aldığı, almak zorunda kaldığını düşünüyorum. Öyle hissediyorum. Biz onu bulmaya çalışıyoruz da... O bulunmak istiyor mu? Sen hiç böyle hissettin mi?"
Sokağa doğru bir kaç adım attıktan sonra çaresizle pufladı. Ağzındaki buhar hava ile karışırken tekrar söz aldı. Kısa kesmek istiyordu ancak Shijo'nun bakış açısını öğrenmek istiyordu. Dahası, bu işin sonu Kurumi'ye çıksa da çıkmasa da... Ishigakure olarak bildiği, evi olarak bildiği yeri kaybetme riski vardı. Hangisi daha kötüydü? Bilemiyordu. Çekip gitmiş birisi ile köyü arasında tercih yapacaksa, bu tercihin ayrı kaldığı evinden yana olacağı barizdi. Lakin, evi harap olmuş ise... İşte bu konuda da düşünme fırsatı olmamıştı. Bu yol, köyün başına gerçekten ne geldiği ile ilgili onları aydınlatabilirdi.
"Ginbushi için canımı veririm. Bu konuda samimiyim. Lakin Ishigakure için tüm sevdiklerimin canını hiçe sayabilirim. Arada fark var."
Onlarda eksik olan şey bilgiydi. Bu yüzden bu kadar deşiyordu. Bu yüzden kendisini hem ona, hem de kendisine karşı deşifre ediyordu. Bunun haricinde, bir fikri vardı. Fikirden çok bir arayış.
"Bize gereken şey bilgi. Munejima'yı dinleyelim. Bu işi sen zaten devraldın. Takeru'dan ne istiyormuş anlamaya çalışalım. Takeru, bugün gördüğün kızın da pek hazzetmediği birisi. Ancak daha önce bir operasyonda onları birlikte gördüm. Ben Chiyojo ile görüşeceğim. Dahası, Munejima'dan tam olarak ne istediğini çözmeye çalışacağım. Yaptıkları her ne ise onu da kıllandırıyor belli ki. Gerekirse ikili oynarız, günün sonunda parçaları birleştiririz." dedi. Sonrasında ise ona az önce bir adım atmış olan Shijo'ya usulca bir adım da o attı. Yüzü gülüyordu, az da olsa. Sağ elini omzuna götürüp yumruk yaptı, yavaşça dokundurdu. Shijo'nun ne diyeceğini beklemeye koyuldu.




